Oklahoma! müzikalinden A Beautiful Mind’a, I’m Thinking of Ending Things filmi boyunca karşımıza çıkan ve filmin anlatısında önemli bir yere sahip olan kültürel referansları derledik.

Son yıllarda sinema dünyasındaki etkisini iyiden iyiye artıran Netflix, pandemi nedeniyle vizyon takviminin epey seyreldiği 2020’de sinemaseverler için daha da önemli bir adres hâline geldi. Salonların kapalı kaldığı yaz ayları boyunca Da 5 Bloods, Extraction, The Old Guard gibi dikkat çekici filmleri izleyicilerle buluşturan Netflix, son olarak da Charlie Kaufman imzalı Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum – I’m Thinking of Ending Things filmini sinemaseverlerin beğenisine sundu.

Charlie Kaufman’ın Iain Reid’ın aynı isimli romanından uyarladığı I’m Thinking of Ending Things, hem izleyiciler hem de eleştirmenler tarafından beğeniyle karşılanırken, Kaufman’ın yönetmen olarak da ne kadar etkileyici işler ortaya koyabileceğini gösterdi.

***Yazının bundan sonraki bölümü I’m Thinking of Ending Things ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Son yıllarda etkileyici performanslara imza atan Jessie Buckley‘nin hayat verdiği genç kadının, ayrılmayı düşündüğü erkek arkadaşı Jake (Jesse Plemons)’in ailesiyle tanışmak üzere Jake ile birlikte bir yolculuğa çıkmasıyla başlayan film, her şeyi bitirmeyi düşünen bir karakterin pişmanlıklar ve hayal kırıklıklarıyla dolu hayatına dair bir bilinç yansımasına dönüşüyor. Bu karakterin entelektüel birikimine atfettiği önemden ötürü şiir, film, şarkı gibi eserler de zaman zaman bu yansımalar içinde kendilerine yer buluyor. Kaufman; hayatına, travmalarına, hayallerine ortak olduğumuz ana karakterinin aklında yer etmiş bu eserleri -ki pek çoğunu ailesinin evindeki odasında görmek mümkün- filmin içine çeşitli referanslarla ustaca yerleştiriyor.

Oklahoma! müzikalinden A Beautiful Mind’a, I’m Thinking of Ending Things boyunca karşımıza çıkan kültürel referansları derledik.

I’m Thinking of Ending Things Filmindeki Kültürel Referanslar

Oklahoma!

I'm Thinking of Ending Things

Filmde çeşitli göndermeler ve yeniden canlandırmalarla en sık karşımıza çıkan yapım, Broadway’in klasikleşmiş müzikallerinden Oklahoma! oluyor. İlk olarak 1943 yılında sahnelenen müzikalin ana karakterlerinden biri olan Jud ile I’m Thinking of Ending Things’in ana karakteri arasında önemli paralellikler bulunuyor. Her iki karakter de mutsuz, yalnız hayatlar sürüyor ve gerçek kıymetlerinin insanlar tarafından anlaşılmadığını düşünüyor. Hatta müzikalin bir noktasında başka biri Jud’a intihar etmesini, insanların o zaman kıymetini bileceğini söylüyor.

Yaşlı Jake’in hademe olarak çalıştığı lisede öğrenciler tarafından prova edilirken izlediği Oklahoma!, film boyunca çeşitli referanslarla karşımıza çıkarken, filmin son perdesindeki dans sahnesiyle referansların ötesine geçip bir tür yeniden canlandırmaya konu oluyor. “Rüya balesi” olarak nitelendirilen bu dansta bir tiyatro oyununda olduğu gibi ana karakterlerin yerini profesyonel bir balerin ve balet alıyor.

Lonely Room

Filmin son karesi Jake’in karlar altında kalmış arabasının görüntüsü olsa da filmin asıl kapanış sahnesi genç Jake’in çocukluğunun geçtiği odada Lonely Room şarkısını söylemesi oluyor. Tahmin edebileceğiniz üzere bu şarkı da Oklahoma! oyunundan. Jake ile paralellik taşıyan Jud karakteri müzikalde bu şarkıyla yorgunluğunu, yalnızlığını paylaşıyor ve sevdiği kadını elde etme arzusunu dile getiriyor.

A Beautiful Mind

Filmin son perdesindeki en dikkat çekici sahnelerden biri de Jake’in ödül törenindeki teşekkür konuşması oluyor. Akıl Oyunları – A Beautiful Mind filmindeki teşekkür konuşmasının bir kopyası olan bu sahnede Jake, filmde Russel Crowe’un hayat verdiği John Nash’in konuşmasından bazı bölümleri de birebir tekrarlıyor. Ayrıca yaşlandırmak için makyaj yapıldığı açıkça belli olan seyirciler de A Beautiful Mind filmindeki ile oldukça benzer.

Filmin ortalarında Jake’in odasında gördüğümüz DVD’ler arasında A Beautiful Mind’ın da yer alması, çevresindeki dünyayı anlamlandıramayan bir dahinin hikâyesini anlatan filmin Jake için özel bir yere sahip olduğunu gösteriyor.

Robert Zemeckis

 

Filmde Jake’in okulda mola verdiği sırada izlediği Order Up! adlı kurmaca filmin sonunda yönetmen olarak Robert Zemeckis’in adı yazıyor. Aslında Kaufman senaryoyu yazarken filmin yönetmenini belirtmiyor, kurgu ekibi de Robert Zemeckis imzalı Contact filminin sonundaki yönetmen yazısını geçici olarak oraya koyuyor. Kaufman, tarz olarak gerçekteki filmlerinden oldukça uzak, hayali bir filmin sonunda Zemeckis’in ismini görünce bunu komik buluyor ve bu şekilde kalması için Robert Zemeckis’i arayarak izin istiyor.

Pauline Kael’in A Woman Under the Influence Eleştirisi

Film boyunca Lucy, Luisa, Yvonne gibi farklı isimlere bürünen Genç Kadın (Jessie Buckley) aslında Jake’in hayatında hiçbir zaman kayda değer bir şekilde yer almadığı için, ikisi arasında geçen konuşmalar, Jake’in zihninde yer etmiş başka şeylerle doluyor. İkisi John Cassavetes’in 1974 yapımı A Woman Under the Influence filmiyle ilgili bir tartışmaya giriştiğinde de Genç Kadın’ın sözleri aslında sinema yazarı Pauline Kael‘in sözleri oluyor. Lucy, Kael’in filmle ilgili eleştiri yazısındaki sözleri birebir tekrarlıyor, bunu yaparken Kael’i taklit etmeyi de ihmal etmiyor. Kael’in eleştiri yazılarını bir araya getiren 1996 tarihli For Keeps: 30 Years at the Movies kitabı, Jack’in odasında gördüğümüz kitaplar arasında yer alıyor.

Eva H.D. ve William Wordsworth Şiirleri

A Woman Under the Influence eleştirisi gibi okuduğu şiirler de aslında Lucy’ye ait değil. Lucy’nin Jake’e okuduğu şiir Eva H.D.’nin Rotten Perfect Mouth kitabında yer alan Bonedog şiiri. Artık tahmin edeceğiniz üzere Rotten Perfect Mouth da Jake’in odasında gördüğümüz kitaplardan biri.

Filmin bir noktasında da Jake, William Wordsworth‘ün Intimations of Immortality From Recollections of Childhood şiirine atıfta bulunuyor. Wordsworth’ün romanı yitip giden gençliğe değiniyor.

Ralph Albert Blakelock Tabloları

Jake’in zihninde Eva H.D’nin şiirleri Lucy’nin şiirlerine dönüşürken, Ralph Albert Blakelock tabloları da Lucy’nin tablolarına dönüşüyor. Jake yemek sırasında ebeveynlerine Lucy’nin ressam olduğunu söyledikten sonra Lucy’nin telefonundan gösterdiği tablolar Ralph Albert Blakelock‘a ait.

David Foster Wallace

Genç yaşta intihar eden, hayatı The End of the Tour filmine konu olan David Foster Wallace da Jake ile Lucy arasındaki konuşmalarda sözü geçen yazarlardan biri oluyor. Wallace’ın A Supposedly Fun Thing I’ll Never Do Again adlı çalışması bu tartışmaya konu oluyor. İkilinin hararetli bir entelektüel tartışmaya tutuştuğu bu sahnede Guy Debord’nun Society as Spectacle‘ının ve Goethe‘nin renklere dair teorisinin de bahsi geçiyor. Jake, intihar eden David Foster Wallace’dan söz ederken Lucy’nin Debord’ın gösteriş ile ilgili düşüncelerini öne sürmesi dikkat çekiyor.

Önemli yazarlara, sanatçılara yapılan bu göndermeler, sürekli entelektüel argümanlar sunularak farklı yönlere çekilen tartışmalar, Jake’in kültürel birikiminin fark edilmesi isteğinden doğuyor.

Anna Kavan İmzalı Ice

Filmde bahsi geçen bir diğer kitap da Anna Kavan imzalı Ice oluyor. Jake, Lucy’ye 1967 tarihli bu kitabı okuyup okumadığını soruyor. Araba yolculuğu sırasında camlardan gördüğümüz manzaradan çok da farklı olmayan post-apokaliptik bir dünyada geçen Ice’ın ana karakteri kitabın büyük bölümünü isimsiz bir kadının peşinden giderek ve ona duyduğu ilginin karmaşık yapısını sorgulayarak geçiriyor.

Kaufman, bu fantezi içinde bile olsa Jake’in istediğini elde edememesi fikrinin kendisini cezbettiğini söylüyor.

Kaynaklar: IndieWire, Vanity Fair, New Yorker, Inverse, Looper

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information