Savaş filmi deyince aklımıza gelen ilk eserler II. Dünya Savaşı’nı konu alan yapımlar oluyor sıklıkla; bir ihtimal de Vietman Savaşı’na odaklananlar. Bu durum büyük ölçüde sinema sanatının tarihsel akışından ve bu savaşların tarihsel öneminden ileri geliyor elbet. Buradan hareketle sinemanın I. Dünya Savaşı’na fazla odaklanmadığını söyleyebiliriz. Ama bu durum, tabii ki bu savaşı konu alan başarılı filmler çekilmediği anlamına da gelmiyor. Kubrick’in savaş karşıtı destanı Zafer Yolları – Paths of Glory ya da Peter Wier imzalı, coğrafi ve tarihsel olarak bize çok yakın bir anlatı ortaya koyan Gelibolu – Gallipoli gibi filmler ilk anda aklımıza geliyor. Bu yapımlar, I. Dünya Savaşı’nın bitiminden uzun süre sonra çekilmiş, tabiri caizse geriye dönüp bakan filmler. Ama bu savaşın bitiminden kısa süre sonra çekilmiş ve bu savaşın yarattığı tahribat ve acıları sıcağı sıcağına anlatan filmler de mevcut. Bu filmlere baktığımızda dönemin savaştan görece az zarar görmüş ve gelişmiş sinema endüstrisine sahip olan Fransa ve Amerika yapımlarının ağırlıkta olduğunu görüyoruz. I. Dünya savaşını ve sonuçlarını sıcağı sıcağına anlatan; iki dünya savaşı arasında çekilmiş, I. Dünya Savaşı’nın etkilerini yansıtan 6 çarpıcı filmi derledik.

İki Dünya Savaşı Arasında Çekilmiş, I. Dünya Savaşı’nın Etkilerini Yansıtan 6 Çarpıcı Film

J’accuse (1919)

Sessiz sinema döneminde Fransa’da La roue (1923) ve Napolyon – Napoléon (1927) gibi epik başyapıtlara imza atan yönetmen Abel Gance’ın görece az bilinen filmi J’accuse, Emile Zola’nın 1898’de dönemin Fransa başkanına hitaben yazdığı mektubun başlığından ödünç alır adını. Türkçeye “Suçluyorum” başlığıyla çevrilen bu mektup, bir aydının yaşanan ve yaşanmakta olan güncel konulara karşı tepkisini ortaya koyduğu, tarihte yazılmış en önemli metinlerden biri olarak anılır. Gance da filmine bu adı uygun görerek savaşa karşı tepkisini baştan ortaya koymuştur adeta. Fransa’nın küçük bir kasabasında yaşayan ve aynı kadına âşık olan iki erkeğin cephede yeniden yan yana gelmelerini ve savaşın etkisiyle yaşadıkları dönüşümü konu alır J’accuse. Karakterlerin yaşadıklarını üç ayrı bölümde ele alan yapım, savaşın bireyler üzerinde yarattığı dehşet ve yıkıcılığını yansıtmayı başaran ilk filmlerden biri olmasıyla da sinema tarihinde önemli bir durur.

The Big Parade (1925)

Sessiz sinema döneminin en büyük gişe başarısına imza atmış film olan, King Vidor imzalı The Big Parade, savaş için Fransa’ya giden genç bir adamın yaşadıklarını konu alır. Bu genç, Fransa’da tanıştığı bir kadına âşık olur, fakat devamında cepheye gitmek zorunda kalır. Çatışmalarda iki yakın arkadaşını kaybetmesinin yanında, tek bacağını da yitiren adam, sonrasında sevdiğini kadının yanına geri döner. The Big Parade’in en büyük büyük başarılarından biri, cephede yaşanılan dehşeti ve karakterlerin arasındaki duygusal ve romantik ilişkiyi aktarırken kurduğu dengede yatar. Yarattığı duygusal etkinin yoğunluğuna rağmen, savaşın sert ve ölümcül gerçekliğini hiçbir zaman göz ardı etmez. Yönetmen Vidor’un filmi teknik anlamda mükemmele yakın bir seviyeye çıkardığını da belirtmek fayda var. Öyle ki, filmin cephede geçen ve uzun çatışma sahneleri içeren sekanslarının, -tabii bunu çekildiği dönemin teknolojik şartlarını da göz önüne alarak söylüyoruz- Spielberg klasiği Er Ryan’ı Kurtarmak – Saving Private Ryan’daki Normandiya Çıkarması sahnesinden pek de geri kalır yanı yoktur.

Wings (1927)

O dönem En İyi Yapım olarak anılan, En İyi Film Oscarı’nı kazanan ilk film olma özelliğini taşıyan ve bunu başaran -2011 yapımı, sessiz filmlere öykünerek çekilmiş The Artist’i dışarıda bırakırsak- tek sessiz film olan Wings’in yönetmen koltuğunda William A. Wellman oturur. Aynı kadını seven ve orduya katılarak savaş pilotu olan iki adamın hikâyesini anlatan film, konusu itibarıyla Abel Gance’ın J’accuse’üne benzerlikler taşır. Wings, o dönem daha çok karadaki çarpışmalarla beyazperdeye yansıtılan savaşı, gökyüzüne taşıyarak teknik anlamda muazzam bir başarıya imza atar. Göklerde geçen it dalaşı sahnelerinin etkisini ve dolayısıyla benzerlerini, bugün hâlâ birçok savaş filminde görebilmekteyiz. Bugünden bakıldığında biraz “fazla” duygusal ve karakterlerini kahramanlaştıran bir bakışa sahip gibi görünebilecek bir yapım olmasına rağmen Wings’in, savaş filmi janrına teknik anlamda yön veren eserlerin başında geldiği ise şüphesiz.

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – All Quiet on the Western Front (1930)

Yönetmen Lewis Milestone’un, Erich Maria Remarque’nin aynı adlı romanından uyarladığı All Quiet on the Western Front; sinema tarihinde derin bir iz bırakmakan ve kendisinden sonra gelen savaş filmlerine yol göstermiş bir başyapıttır. Ama bu filmi özel kılan, öncü bir yapım olmasının da ötesinde savaş mevhumuna bakışından ileri gelir. Zira All Quiet on the Western Front, savaşın yarattığı tahribatın üstesinden bir kahramanlık ya da başarı anlatısıyla gelmeye teşebbüs etmez; ona göre savaşın kazananı yoktur. Savaşın tarafları, savaşın “resmi” sonucundan bağımsız olarak kaybetmeye mahkûmdur. Filmin bu bakışı, bizzat cephede savaşmak durumunda kalan Remarque’ın bakışından ileri gelir. Filmin kaynak aldığı esere son derece sadık kaldığını da düşünürsek, yazarın kitabın girişinde yer alan cümlelerini anmak, filmin ve kitabın asıl fikrini ortaya koyacaktık: “Bu kitap ne bir şikayet ne de bir itiraftır. Sadece savaşla yok edilmiş bir nesilden söz etmek istemektedir. O insanlar bombalardan ve mermilerden kurtulmuş olsalar da…” All Quiet on the Western Front -belki söyleminin yanında görece önemsiz kalacak ama- zamanının çok ötesinde bir teknik beceriyle kotarılmış bir filmdir aynı zamanda.

Les croix de bois (1932)

Fransız sinemasının ilk döneminin önemli yönetmenlerinden olmasına rağmen, günümüzde bir şekilde unutulmaya yüz tutmuş bir sinemacı olan Raymond Bernard’ın imzasını taşıyan filmin adı Türkçede “Tahta Haçlar” anlamına gelir. Buradaki haç, savaşta ölen askerlerin mezarlıklarından ileri gelirken, bu haçların tahtadan yapılmış olması savaşta hayatını kaybeden insanların, savaş mevhumunun büyüklüğü karşısındaki “değersizliğine” bir atıftır aslında. Yayınlandığı dönemde, Amerikan basınında dahi “Sinema tarihinin en harika filmlerinden biri” övgüsünü almayı başaran Les croix de bois, savaşın etkilerine odaklanan bakış açısıyla Fransa’nın All Quiet on the Western Front’u olarak da değerlendirilebilir. Çatışma sahnelerinin çekiminde kullanılan belgeselciliğine yakın duran tekniklerle filmin dramatik yapısını güçlendiren montaj numaralarının bir arada son derece çarpıcı bir sonuç verdiği film, bir kez izleyenin kolay kolay unutamayacağı yoğunlukta bir seyir deneyimi sunuyor. Ek olarak, filmin Fransa’nın I. Dünya Savaşı esnasındaki tutumuna eleştirel bir yönden baktığını ve dolayısıyla politik bir yönünün olduğunu da söyleyelim.

Harp Esirleri – La grande illusion (1937)

Fransız usta yönetmen Jean Renoir’ın en bilinen işlerinden biri olmasının yanında, başarısı hapishane ya da savaş filmleri alt türlerinin ötesine geçmiş, tüm zamanların en iyileri arasında adı sıklıkla anılan bir başyapıttır La grande illusion. Adının birebir çevirisi “Büyük Yanılsama” olsa da filmin Türkiye gösterimleri için kullanılan ismi Harp Esirleri’dir ve bu isim bu başyapıtın içeriğine dair ipuçları taşır. I. Dünya Savaşı esnasında Alman ordusu tarafından esir alınan iki karakterin birlik olarak tutuldukları hapishaneden kaçmalarını konu alır film. Bu iki karakterden birinin işçi sınıfı mensubu, diğerinin ise bir aristokrat oluşundan hareketle, insanın savaş ve hapishane koşullarında, yapılan tanımların ötesinde bir özgürlük ve barış ihtiyacı hissetmesine vurgu yapan La grande illusion’u gelmiş geçmiş en iyi savaş karşıtı filmler arasında sayarsak da abartmış olmayız. Zira savaş, insanlığı sınıf ayrımından, hayat koşullarından bağımsız olarak etkileyecek kadar yakıcı bir olgudur ve Renoir filminin her saniyesine bu duyguyu işlemeyi başarır. II. Dünya Savaşı’nın arifesinde çekilmesiyle de iki savaş arasında, dünyanın ve insanlığın yaşadığı yıpranmayı yansıtır hâle gelir La grande illusion.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi