Türkiye sineması özelinde konuşacak olursak 2015 yılında 136 film seyirciye sunuldu. Bu filmlere göz attığımız zaman, gişede başarılı olanların büyük çoğunluğunun komedi türünde olduğunu ve benzer yönetmen veya oyuncu kadrolarına sahip olduğunu görüyoruz. Durum böyle olunca gişede başarısız olma korkusu genç sinemacıları, ya hazır seyircisi bulunan korku filmlerine ya da Türkiye’de her zaman gişe yapmayı başaran komedi türüne yöneltiyor. Bu hafta vizyona giren ve kadrosunda Cem Yılmaz’ın yer alması sebebiyle merakla beklenen İftarlık Gazoz’un yönetmeni Yüksel Aksu, şahsına münhasır sinemasıyla gişede bolca örnekleri olan filmlerden ayrılan yapımlara imza atarken tam da yukarıda bahsettiğimiz genç yönetmen adaylarının örnek alması gereken bir sinemacı olduğunu kanıtlamayı başarıyor. Önce Dondurmam Gaymak ardından da Entelköy Efeköy’e Karşı ile kapitalizme açtığı savaşı devam ettiren Aksu, bu kez bu toprakların mühim meselelerini es geçmeyerek hem sözünü esirgemiyor hem de herkesin takdirini kazanarak gişede başarılı olabilecek bir yapıma imza atıyor.

İlk uzun metraj denemesi Dondurmam Gaymak ile hem ulusal hem de uluslararası festivallerden ödülle döndükten sonra ikinci uzun metrajı ile politik komedi filmlerine devam eden Yüksel Aksu, Entelköy Efeköy’e Karşı ile 500.000 barajını aşarak gişede de büyük başarı yakalamaştı. Muğla Ulalı olan ve filmlerini de bu bölgede çekerek anlattığı yerel hikâyeler ile genel bir Türkiye portresi sunmayı başaran Aksu, İftarlık Gazoz ile kaldığı yerden devam ediyor. 70’ler Türkiye’sinde başlayan film darbe dönemine kadar uzanan bir hikâye sunuyor. 5. sınıfı iftiharname ile bitiren Adem (Berat Efe Parlar), yaz için Gazozcu Cibar Kemal (Cem Yılmaz)’in yanında çırak olarak çalışmaya ve hayatının tamamını etkileyecek o dönemi yaşamaya başlıyor.

İftarlık Gazoz: Politik Komedi

Yüksel Aksu komediyi sadece güldürü unsuru olarak kullanan bir yönetmen değil. Kendisinin iyi bir sosyalist olduğu biliniyor ve filmlerinde derdini esprili bir biçimde de olsa seyirciye geçirmeyi ve klişe tabirle “güldürürken düşündürmeyi” başarıyor. Filmin ilk bölümü ağırlıklı olarak usta-çırak ilişkisi üzerine kuruluyor; ikinci bölümde ise senaryonun yönü politik meselelere doğru evriliyor. Bu ülkenin adeta kaderi olan ve her dönem farklı şekillerde ülkeyi yönetenlerin faşist yönetim biçimleri sebebiyle Türkiye’de yaşayan tüm bireylerin ortak sorunları olan durumları bir çocuğun gözünden anlatıyor olması son derece önem arz ediyor. Henüz kirlenmemiş, hayatın birçok gerçeğinin farkında olmayan Adem’i merkezine almak seyircinin filme ve filmde yaşanan olaylara daha objektif bakmasını sağlıyor. Filmden bir sahne ile yapılan bu bilinçli durumu örnekleyecek olursak; Adem’in henüz ilk çıraklık gününde veresiye gazoz satması sonucunda ustasının yanına döndüğünde Cibar Kemal’in “Sen nereden bileceksin tabii…” sözleri filmin finaline giden yol için büyük önem taşıyor. Adem hikâye boyunca doğru-yanlış, iyi-kötü gibi kavramları ayırt etmekte zorlanıyor; kendi doğrularını bulabilmek adına hem araştırıyor hem de çevresindekilerden etkileniyor.

Oyuncu performanslarını değerlendirmeden önce Cem Yılmaz’ın rolüyle ilgili çıkan bilgi karmaşasını giderelim; Yılmaz filmde konuk oyuncu değil. Cem Yılmaz, filmde Berat Efe Parlar ile birlikte başrolü paylaşıyor. Fakat, yukarıda da bahsettiğimiz üzere hikâye Cem Yılmaz’ın canlandırdığı Cibar Kemal’in hikâyesi değil, Adem’in hikâyesi. Nitekim, filmdeki rolün süresi değil, Yılmaz’ın canlandırdığı karaktere başarıyla girmiş olması çok daha önemli. Açıkçası, Yılmaz’ın kendi filmlerinde yazdığı karikatürize edilmiş – Hokkabaz’ı ayrı tutuyorum – karakterleri canlandırdığını görmektense Av Mevsimi’nde veya İftarlık Gazoz’da olduğu gibi farklı rollerde görmek performansını daha iyi yansıtmasını sağlıyor. Çocuk oyuncu olarak bahsettiğimiz Berat Efe Parlar ise rolüne filmde annesini canlandıran Ümmü Putgül ile birlikte hazırlanmış. Aynı zamanda Efe’nin oyuncu koçluğunu üstlenen Ümmü Putgül bu filme çocuk oyuncuları hazırlamak için İngiltere’den filmin yönetmeni Yüksel Aksu’nun çağrısı üzerine gelmiş ki her iki oyuncunun performanslarını göz önüne aldığımızda bunun son derece doğru bir tercih olduğunu görebiliyoruz.

Yüksel Aksu film dilini her yeni projesinde üstüne koyarak geliştiriyor. İftarlık Gazoz çok konuşan bir film olmasına rağmen neredeyse hiç boş konuşmuyor. Adem’in rüya gördüğü sahneleri saymazsak – ki filmin en başarısız olduğu dakikalar bu bölümlerdi –  film, süresi boyunca seyirciyi sıkmıyor, yönetmen planladığı finale hazırlıyor. Filmin görüntü yönetmeni Mirsad Heroviç’in de hakkını vermek gerekiyor. Filmin çekimlerinin geçtiği bölgenin avantajlarından sonuna kadar yararlanan Heroviç gece, tütün tarlasında çekilen sahnede sinemanın ne denli büyüleyici bir sanat olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Aksu, filmin içine küçük detaylar yerleştirmeyi de ihmal etmemiş. Filmde kesin bir zaman dilimi belirtilmemesine ve açılışta 1970’ler yazmasına rağmen Almanya ve Hollanda arasında gerçekleşen Dünya Kupası finali sahnesiyle filmin 1974 yazında geçtiğini anlıyoruz. Yine, göze çarpan bir diğer ufak detay yazlık sinema sahnesinde seyircilerin arkasında yer alan afişlerin arasında dikkat çeken The Kid (Charlie Chaplin, 1921) ve Canım Kardeşim (Ertem Eğilmez, 1973). Bu afişlerin, Yüksel Aksu’nun filmi çekerken etkilendiği çocuk karakterleri temsil ettiğini düşünüyorum- bir nev-i saygı duruşu diyebiliriz.

Son tahlilde İftarlık Gazoz sadece bu yılın değil, son yılların en eli yüzü düzgün komedi filmlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Üstelik bunu yaparken bu ülkenin gerçeklerini de es geçmiyor; yıllar geçiyor, her şey değişiyor ama bu ülkede her dönem gençler ölüyor, öldürülüyor.

İyi seyirler.

Türkiye sineması özelinde konuşacak olursak 2015 yılında 136 film seyirciye sunuldu. Bu filmlere göz attığımız zaman, gişede başarılı olanların büyük çoğunluğunun komedi türünde olduğunu ve benzer yönetmen veya oyuncu kadrolarına sahip olduğunu görüyoruz. Durum böyle olunca gişede başarısız olma korkusu genç sinemacıları, ya hazır seyircisi bulunan korku filmlerine ya da Türkiye’de her zaman gişe yapmayı başaran komedi türüne yöneltiyor. Bu hafta vizyona giren ve kadrosunda Cem Yılmaz’ın yer alması sebebiyle merakla beklenen İftarlık Gazoz’un yönetmeni Yüksel Aksu, şahsına münhasır sinemasıyla gişede bolca örnekleri olan filmlerden ayrılan yapımlara imza atarken tam da yukarıda bahsettiğimiz genç yönetmen adaylarının örnek alması gereken bir sinemacı olduğunu kanıtlamayı başarıyor. Önce Dondurmam Gaymak ardından da Entelköy Efeköy’e Karşı ile kapitalizme açtığı savaşı devam ettiren Aksu, bu kez bu toprakların mühim meselelerini es geçmeyerek hem sözünü esirgemiyor hem de herkesin takdirini kazanarak gişede başarılı olabilecek bir yapıma imza atıyor. İlk uzun metraj denemesi Dondurmam Gaymak ile hem ulusal hem de uluslararası festivallerden ödülle döndükten sonra ikinci uzun metrajı ile politik komedi filmlerine devam eden Yüksel Aksu, Entelköy Efeköy’e Karşı ile 500.000 barajını aşarak gişede de büyük başarı yakalamaştı. Muğla Ulalı olan ve filmlerini de bu bölgede çekerek anlattığı yerel hikâyeler ile genel bir Türkiye portresi sunmayı başaran Aksu, İftarlık Gazoz ile kaldığı yerden devam ediyor. 70’ler Türkiye’sinde başlayan film darbe dönemine kadar uzanan bir hikâye sunuyor. 5. sınıfı iftiharname ile bitiren Adem (Berat Efe Parlar), yaz için Gazozcu Cibar Kemal (Cem Yılmaz)’in yanında çırak olarak çalışmaya ve hayatının tamamını etkileyecek o dönemi yaşamaya başlıyor. İftarlık Gazoz: Politik Komedi Yüksel Aksu komediyi sadece güldürü unsuru olarak kullanan bir yönetmen değil. Kendisinin iyi bir sosyalist olduğu biliniyor ve filmlerinde derdini esprili bir biçimde de olsa seyirciye geçirmeyi ve klişe tabirle “güldürürken düşündürmeyi” başarıyor. Filmin ilk bölümü ağırlıklı olarak usta-çırak ilişkisi üzerine kuruluyor; ikinci bölümde ise senaryonun yönü politik meselelere doğru evriliyor. Bu ülkenin adeta kaderi olan ve her dönem farklı şekillerde ülkeyi yönetenlerin faşist yönetim biçimleri sebebiyle Türkiye’de yaşayan tüm bireylerin ortak sorunları olan durumları bir çocuğun gözünden anlatıyor olması son derece önem arz ediyor. Henüz kirlenmemiş, hayatın birçok gerçeğinin farkında olmayan Adem’i merkezine almak seyircinin filme ve filmde yaşanan olaylara daha objektif bakmasını sağlıyor. Filmden bir sahne ile yapılan bu bilinçli durumu örnekleyecek olursak; Adem’in henüz ilk çıraklık gününde veresiye gazoz satması sonucunda ustasının yanına döndüğünde Cibar Kemal’in “Sen nereden bileceksin tabii...” sözleri filmin finaline giden yol için büyük önem taşıyor. Adem hikâye boyunca doğru-yanlış, iyi-kötü gibi kavramları ayırt etmekte zorlanıyor; kendi doğrularını bulabilmek adına hem araştırıyor hem de çevresindekilerden etkileniyor. Oyuncu performanslarını değerlendirmeden önce Cem Yılmaz’ın rolüyle ilgili çıkan bilgi karmaşasını giderelim; Yılmaz filmde konuk oyuncu değil. Cem Yılmaz, filmde Berat Efe Parlar ile birlikte başrolü paylaşıyor. Fakat, yukarıda da bahsettiğimiz üzere hikâye Cem Yılmaz’ın canlandırdığı Cibar Kemal’in hikâyesi değil, Adem’in hikâyesi. Nitekim, filmdeki rolün süresi değil, Yılmaz’ın canlandırdığı karaktere başarıyla girmiş olması çok daha önemli. Açıkçası, Yılmaz’ın kendi filmlerinde yazdığı karikatürize edilmiş - Hokkabaz’ı ayrı tutuyorum - karakterleri canlandırdığını görmektense Av Mevsimi’nde veya İftarlık Gazoz’da olduğu gibi farklı rollerde görmek performansını daha iyi yansıtmasını sağlıyor. Çocuk…

Yazar Puanı

puan - 73%

73%

İftarlık Gazoz sadece bu yılın değil, son yılların en eli yüzü düzgün komedi filmlerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Kullanıcı Puanları: 4 ( 62 votes)
73
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi