Savaş karşıtı filmler arasında gelmiş geçmiş en iyilerden biri sayılan La Grande Guerrera’nın yanı sıra, I compagni, Il male oscuro gibi filmleriyle tanınan Mario Monicelli’nin bana ve çoğu sinemasevere göre en iyi eseri: I soliti ignoti.

1958 yapımı I soliti ignoti yönetmen II. Dünya Savaşı sonrası İtalyan sinemasını şekillendiren İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin (Neo Realismo) bir parodisi olarak tasarlanmıştır. II. Dünya Savaşı sonunda İtalya’da faşizmin ortadan kalkmasıyla birlikte sinemada da toplumsal sorunlara bambaşka bir bakış açısı getiren filmler yapılmaya başlandı. Savaşın getirdiği yıkımı, savaş sonrası ortaya çıkan sıkıntıları realist bir şekilde anlatan bu akıma Yeni Gerçekçilik denildi. Yeni Gerçekçi yönetmenler biraz da imkânların zorlamasıyla stüdyoları bırakıp kameralarını sokağa çıkardılar. Filmlerin çoğunda amatör oyuncular yer aldı. Başlıca konuların işsizlik, evsizlik, kimsesizlik, fakirlik, açlık ve karaborsa gibi insani durumların olduğu bir anlatı ortaya çıktı. İşte I soliti ignori de içerisinde bir yandan tüm bu konuları barındıran, bir yandan da karakterleri, komedisi ve olay örgüsüyle bu konuları karikatürize bir hâle getiren, adeta İtalyan sinemasının geçiş dönemine dair ayna görevi gören bir suç filmi.

I soliti ignoti: Basit İnsanların Hikâyesi

Filmimiz Roma’da yaşayan küçük çaptaki bir grup hırsızın büyük bir soygun planına odaklanıyor. Alt sınıftan insanların kolay yoldan zengin olabilmek için boylarından büyük bir işe kalkışması ve nihayetinde bu işin büyük bir hüsranla sonlanması klasik bir Monicelli anlatımı. Yönetmenin filmlerinin çoğunda hemen hemen benzer bir olay örgüsü kullandığını söyleyebiliriz.

Başarısız bir araba soygunundan sonra hapse giren şapşal ganster Cosimo hapishanede bir duvar ustasından kolay yoldan iyi para getirecek bir soygun için tüyo almıştır ve Cosimo’nun bu planı uygulayabilmesi için acilen kendisinin yerine hapse girecek birini bulması gerekmektedir.  Cosimo bu arayış görevini sevgilisi Norma ve sağ kolu Capanelle’ye verir. Bu arayış sırasında İtalya’nın alt sınıfını çeşitlendiren farklı karakterlerle tanışırız. Yetimhanede büyüyen ve bu sebeple üç tane annesi olan Mario ufak tefek hırsızlıklar yapmaktadır ama annelerinden korktuğu için bu işe yanaşmaz. Daha sonra Feribotte ile tanışırız. Feribotte kız kardeşini delice kıskanan, onu eve kapatmış ve tüm hayatını onu evlendirebilmek üzere planlamış yobaz bir Sicilyalıdır. Feribotte de kız kardeşini bırakamayacağı için işi kabul etmez. Daha sonra karısı karaborsacılık yaptığı için hapse düşen ve bebekleriyle baş başa kalan Tiberio’dan da olumsuz bir yanıt alırız. Sonunda beceriksiz boksör Peppe para için hapse girmeyi kabul eder. Nihayetinde tabii ki işler beklenildiği gibi gitmez ve Cosimo’yu içerden çıkartamayan Peppe de hapse Cosimo’nun yanına gider. Bu noktada Peppe şartlı tahliye olacağı gün Cosimo’yu kandırıp duvar ustasından aldığı tüyoyu öğrenir ve hapisten çıkar. Plana göre kasasında mücevherlerin bulunduğu bir rehine dükkanının bitişiğindeki evin duvarından rehine dükkanına girilecektir. Duvarı hapishanedeki duvar ustası örmüştür ve söylediğine göre duvar kağıt gibi incedir. Çetemiz hemen plan üstünde çalışmaya başlar. Önlerinde ise yeni bir engel vardır. Boş zannettikleri dairede iki yaşlı kız kardeş ve hizmetçileri yaşamaktadır. Peppe genç hizmetçi Nicoletta’yı ayartmak için türlü ayak oyunlarına başvurur. Nihayetinde kadına aşık olduğu için onu işin içine dahil etmeden daireye girmenin bir yolunu bulurlar. Arada Cosimo’da genel afla dışarı çıkmış fakat ufak bir kapkaç olayı sırasında tramvayın altında kalarak ölmüştür.

Buraya kadar anlattığım tüm bu hazırlık süreci yaşanırken arka planda savaştan çıkmış İtalya’nın hem ekonomik, hem de sosyolojik durumuyla ilgili onlarca bilgi ediniriz. Köyden kente göç artmıştır, insanlar büyük bir yoksulluk içindedir, para kazanmak ve karınlarını doyurabilmek için etik ikinci plana atılmıştır, karaborsa, eşya rehin bırakma, hırsızlık ve soygun hayatın bir normali hâline dönüşmüştür. Fakat tüm bunları anlatırken Monicelli karakterlerini bu sefalete rağmen sürekli mutlu ve eğlenceli bir şekilde kurgular. ‘’Hayat ne olursa olsun devam ediyor’’ motivasyonunu filmin neredeyse her sahnesinde görmek mümkündür. Benzer bir anlatıyı İtalyan sinemasından oldukça etkilenmiş Yeşilçam’da onlarca filmde gördüğümüz için filmle kurduğumuz yakınlık da aslında beklediğimizden daha samimi ve derin oluyor. Tabii ki filmin sonunda türlü aksaklıklar ve sakarlıklar sebebiyle soygun gerçekleşemez ve çetemiz girdikleri evdeki yemekleri yiyerek bu macerayı bitirirler. Basit insanların, basit dertlerini anlatan filmimizin sonunda ise Monicelli karakterlerimiz Peppe ve Capanelle’yi işçilerin arasına göndererek son mesajını verir: Alın teri iyidir!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi