David Mamet hakkında ilk duyduğum şey, büyüleyici bir oyuncu kadrosuna sahip Glengarry Glenn Ross filminin yazarı olduğuydu. Sonra, bir sahafta, “Film Yönetmek Üzerine” isimli küçük bir kitabına rastladım. Kitabı okuduktan sonra da Mamet’in “aslında” bir tiyatro yazarı olduğunu öğrendim. American Buffalo ve Oleanna gibi muazzam oyunlarını da o sıralarda okudum. Mamet için film yönetmeni ya da oyun yazarı gibi bir sınıflandırmaya gitmenin ne kadar yanlış olduğunu sonradan öğrenecektim tabii. Yönetmenliğini yaptığı ilk izlediğim filmi, Mamet’in bu konudaki ilk deneyimi olan House of Games’ti. Film beni gerçekten etkilemişti, orijinal bir bakışı vardı sanki, çok da deneyimlemediğim türden bir bakış. Öte yandan güzel kurulmuş, işlenmiş bir hikâyesi vardı, “oyuncaklı” bir hikâye. Bu beni Mamet’i daha da keşfetmeye itti.

Bir sonraki durağım, şimdi bahsini açacağım 1991 tarihli Homicide – Cinayet filmi. Her ne kadar başlıkta öyle dese de, bu filme “polisiye” demek ne denli doğru olur kuşkuluyum. Ama bir isme ihtiyacımız var ve bu filme en yakın olanı da “polisiye”. Homicide bir polisiye olarak karakter draması açısından Kuzuların Sessizliği ile kıyaslanabilir örneğin ama Kuzuların Sessizliği çok daha dedektiflik öyküsü olarak kalacaktır Homicide’ın yanında. Çünkü Homicide, gerilimi katmanlı bir şekilde tarihe, toplumsal ve sınıfsal ilişkilere dayandıran, güçlü bir karakter draması öte yandan da.

Senaryosunu da David Mamet’in yazdığı Homicide – Cinayet, FBI’ın en çok arananlar listesinde bulunan Robert Randolph isimli bir suçlunun peşinde hareketli bir takip sürdüren cinayet masası dedektifi Bobby Gold’un (Joe Mantegna) hikâyesini anlatıyor. Gold, ortağı Tim Sullivan (William H. Macy) ile biraz obsesifçe takip ettiği soruşturmanın kritik bir noktasında yaşlı bir Musevi kadının cinayet mahalline denk gelir. Soygun amaçlı yapılmış basit bir cinayet gibi gözüken bu vaka, maktulün nüfuzlu bir doktor olan oğlunun çabalarıyla Gold’un üzerine yıkılır. Çünkü doktor, kendisi de Musevi olan Bobby Gold’un bu davaya daha iyi bakabileceğini düşünmüştür. Gold, hayal kırıklığı içerisinde soruşturmayı bırakıp cinayete odaklanmak zorunda kalır. Soruşturma derinleştikçe hiçbir alakası olmadığı Musevi köklerini yeniden keşfeden Gold, bambaşka, beklemediği bir şey ile de karşılaşır. Gizli bir Siyonist örgütün “her zaman gerçek olduğu ortaya çıkan paranoyaları ile” kendilerini korumak adına bazı illegal faaliyetlere dahil olduğunu öğrenir. Haşır neşir olmaya başladığı Musevi düşmanlığı ona köklerini araştırma fırsatı verir. Karşılaştığı varoluşsal kriz ile bu örgüte katılma kararı alır ancak önce belli başlı testleri geçmesi gerekmektedir. Öte yandan da, araştırdığı basit davanın bir biçimde peşinde olduğu Randolph ile bağlantılı olabileceğini keşfeder. Bir yanda polis öte yanda da Musevi olarak kimlikleri ve sorumlulukları iç içe geçecektir.

Homicide: Kirli Katmanlar Arasında

David Mamet, anti-Semitizm, iktidar ilişkileri, sınıfsal problemler, ırkçılık, bürokrasi gibi pek çok konuyu, bir kimlik bunalımı merkezinde tartışabileceği, hiçbirini gözümüze sokmadan yapabileceği harika bir karakter çatışması sunar. Usturuplu, sakin ve kendinden emin kamerası ile yavaş yavaş çözülen hikâye katmanlarına doğru bizi içine çeker. Filmin en güzel yanı da budur zaten, ne büyük bir uyuşturucu baronunun soruşturmasını ne de basit bir cinayet soruşturmasını takip ederiz. Çünkü, bu iki olayı da takip etmesi gereken baş karakterimiz de bunu yapamaz. İkisinin arasında bocalarken karşısına cevap vermesi gereken sorular ve kimliğini kabullenmesi için atması gereken adımlar ile vermesi gereken kararlar çıkar. Bu sorular, adımlar ve kararlar arasında biz de, deşildikçe kirleri ortaya çıkan bir tarihe balıklama dalmış oluruz. Fakat iki yönlü, ak ve karadan ibaret bir tarih değildir bu. Her pozisyonun kendine ait bir pisliği vardır. Peki sorun birinden birine bulaşmamak mıdır yoksa kirlenmeyi göze alıp bir taraf seçmek midir?

David Mamet, bu filminde usta bir oyun yazarının senaryo kabiliyeti ile usta bir yönetmenin görsel dilini buluşturarak ender bir iş yapıyor. Mamet’in bence House of Games’den üstün olmakla kalmayıp tüm filmografisindeki (hatta tüm eserleri arasındaki) en iyi işi olan Homicide, polisiye taklidi yapan toplumsal eleştiri soslu bir karakter draması izlemek isteyenler için ideal bir film. Her ne kadar çeşitli çevrelerde bilinse ve The Criterion Collection’dan DVD’si çıkmış olsa da, üzerinden geçen 27 yıl içerisinde unutulmuş ya da arada kalmış gibi gözüküyor. Halbuki kesinlikle yeniden keşfedilmesi ve en iyi filmler tartışmalarından ismi geçirilmesi gereken filmlerden biri.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi