Bir sezonunun daha göz açıp kapayıncaya kadar geçtiği Homeland’in final bölümünde hepimizin aklında tek bir soru vardı. Yapılan bunca fedakârlık zaferle sonuçlanacak mı? Geçen bölümün sonunda durum böyle gözüküyordu. Ancak bu bölümde gördük ki fedakarlıklar artarak devam ediyor. Ne tarafa varacağı konusunda yine kafamızda soru işaretleri bırakarak sezon, finalini yaptı.

Homeland, alışılagelmiş CIA dizilerinin aksine, CIA’in yaptığı hataları ve bunun sonucunun nelere mâl olduğunu göstermekten asla çekinmeyen bir dizi. Amerikan rüyasını çoğu kez nakavt etmiş, çoğu ana akım dizide vaat edilen fırsatlar ülkesi ideasının arka planında dönenleri inandırıcı bir kurgu ile göstermeyi başarmıştır. Şunu açıkça söyleyebilirim ki Homeland, bir kez izlendikten sonra dünya politikasına bir daha eskisi gibi yaklaşamamanızı sağlayan bir yapım. Her bölümünde gözünüzün içine sokmasa da kafanızı kurcalayan bir kurt bırakıyor. Sezon başlarında karakterleri iyi bir şekilde konumlandırmayı önceliklendiren Homeland, bu geleneğini 7. sezonda da bozmuyor. Final bölümü olan Homeland 7. sezon 12. bölüm, soğuk terler döktüren twist’lerle izleyicisini sarsmayı başararak sezona veda ediyor.

***Yazının bundan sonraki bölümü Homeland 7. sezon 12. bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Homeland 7. Sezon Final Bölümü İncelemesi: Sadece Kazanmak Yetmez

homeland-sezon-7-bolum-12-filmloverss

Bu bölüm herkesin kendini en açık gösterdiği bölüm oldu diyebiliriz. Final bölümü olduğu için konuları bir yerlere bağlama çabası başarıyla sonuçlanmış gibi olsa da ana karakter için aynı şeyi söyleyemeyiz. Carrie, kelebek etkisini başlatan karakter olarak anlatıda yerini alıyor. Amerikan başkanlık makamını kurtarmak için tüm karakterleri ateşleyerek anlatıdaki dinamiği canlı tutuyor. Örneğin; Simone ve Saul’un konuştuğu açılış sahnesinden anlıyoruz ki zaten bütün plan Carrie’nin bir kez daha kendini feda etmesi üzerine kuruluymuş. Carrie ve ekip arkadaşı Anson Yevgeny ve ekibinin dikkatini belki de hiç kurtulamama pahasına üzerine çekmişken, Saul ve ekibi, Mirov’un elinden zor da olsa kurtulup içinde Simone’un da olduğu araçla direkt özel uçaklarının yolunu tutmuşlardır. Askerler tarafından çıkışlarına izin verilmeyen Saul ve ekibinin imdadına yeni başkan yetişir. Önceki bölümlerde şahit olduğumuz Rus müdahalesinin doğruluğuna artık tamamen inanan Warner, doğru yolu seçer ve belki de başkanlık pozisyonunu feda edecek olma pahasına Rusları arayıp bu diplomatik krizi bitirmelerini ister. Köşeye sıkışan ancak uçak kalkana kadar yapmadığı oyalama tekniği kalmayan Carrie ise müjdeli haberi alınca Yevgeny’e attığı alaycı bakışla adeta kazanan taraf olduklarını onaylar. Bilmeden sebep olduğu uluslararası kriz çözülmüştür. Ancak her şeyin yoluna girdiğini düşündüğümüz noktada tekrar bir düğüm atılır. Carrie diplomatik krizin tam ortasında kalmaktan yine de kurtulamaz.

Üç gün sonrasına gittiğimizde Simone’un ifadesi alınmaya başlanmış, Paley tutuklanmış ve Başkan Keane makamına geri dönmüştür. Carrie’nin hala Rusların elinde olması hariç her şey yolunda gözükmektedir. Ancak Carrie’nin içinde bulunduğu durum pek iç açıcı değildir. Carrie’nin hapsedildiği sahnelerde ışık kullanımı sayesinde kasvetli havayı hissediyoruz. Sıkışma ve hapsolma hâli geniş plan kullanımıyla insan varlığının aslında ne kadar aciz olduğunun altını çiziyor. Carrie’yi dış mekânda gördüğümüzde de kameranın adeta hep acelesi varmış gibi Carrie’nin gel-gitli ruh halini ritmi bozuk bir hareketle izliyoruz. Yevgeny Carrie’den Rusların Amerika’nın iç işlerine karıştığı iddialarının yalan olduğunu kamera karşısında söylemesini ister ve yapmazsa onu ilaçsız bırakmakla tehdit eder. Carrie zaten kimsenin inanmayacağını söylese de Yevgeny insanların kafasına bir fikir tohumu ekmenin yeterli olacağını söyler. Ne de olsa O’keefe gibi karakterler bu fikirleri geçmişte hep beslemiş ve başarıya ulaşmışlardı. Carrie de buna inanmış olacak ki bu açıklamayı bu sefer de aklını kaybetme pahasına reddeder.

Homeland, günümüz politikalarına referanslar vermekten kaçınmayan bir yapım. Final bölümünde de bundan geri kalmıyor. Başkanın ulusa sesleniş sahnesinde politikacıların görüşlerini eleştiriyor. Çocuğunun mezarını ziyarete gittikten sonra düşünceli tavırlarıyla dikkat çeken Başkan Keane, kamera karşısındaki ilk ulusa seslenişini, hazırlanan konuşma ile değil tamamen kendi kendine yapacağını söyler. Keane, suçlunun aslında Ruslar değil, iki partinin de yaratmış olduğu anlaşmazlık ve gerginlik ortamının halkı hiç olmadığı kadar ikiye bölmesi olduğunu söyler. Bazı ülkeleri örnek vererek demokrasilerin artık devrimlerle ve darbelerle değil bu şekilde yok edildiğini ve üzerine düşülmezse yok olmaya devam edeceklerini söylediği güçlü bir konuşma yapar. Bu konuşmanın sonunda biraz da öz eleştiri yaparak kendisi başkan olmaya devam ederse bu bölünmenin asla bitmeyeceğini o nedenle başkanlığı bıraktığını açıklar. Böylece Keane de adeta demokrasiyi kurtarmak adına başkanlık pozisyonundan feragat etmiş olur. Bölümün sonunda daha önceki sahnelerde gördüğümüz pazarlıklara boyun eğen Saul’un Carrie’ye karşı hapisteki üç Rus ajanını takas için sınıra getirdiğini görürüz. Pazarlığın en önemli karakteri olarak sürekli Gorin adlı birinin adının geçmesi ileride bu şahsı görür müyüz şüphelerini uyandırmıyor değil. Takas gerçekleştikten sonra tanınmayacak hâlde olan ve akli dengesini yitirmiş olan Carrie’nin acınası hâli zihnimize şu soruyu usulca yerleştiriyor. Carrie sevgililerini, arkadaşlarını, ailesini, kızını ve en sonunda aklını kaybettikten, Başkan Keane de koltuktan indikten sonra asıl kazanan kim oldu? Bu sezonun diğer sezonlara göre en güçlü yanı günümüzde yaşanan olaylarla gerçekten çok büyük benzerlikler göstermesi ve sürekli bu konularda düşündürmesiydi. Bakalım önümüzdeki sezonda hem Carrie’nin hem de dünyanın akıbeti ne olacak?

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi