Carrie ölü toprağını üzerinden attı. O’Keefe ve Saul silahlarını çekti. Sessizlik sonra erdi ve fırtına başladı. Homeland’in 7. sezon 4. bölümü “Like Bad at Things”te neler olmuş birlikte inceleyelim.

Homeland, alışılagelmiş CIA dizilerinin aksine, CIA’in yaptığı hataları ve bunun sonucunun nelere mâl olduğunu göstermekten asla çekinmeyen bir dizi. Amerikan rüyasını çoğu kez nakavt etmiş, çoğu ana akım dizide vaat edilen fırsatlar ülkesi ideasının arka planında dönenleri inandırıcı bir kurgu ile göstermeyi başarmıştır. Şunu açıkça söyleyebilirim ki Homeland, bir kez izlendikten sonra dünya politikasına bir daha eskisi gibi yaklaşmamanızı sağlayan bir yapım. Her bölümünde gözünüzün içine sokmasa da kafanızı kurcalayan bir kurt bırakıyor. Sezon başlarında karakterleri iyi bir şekilde konumlandırmayı öncelik haline getiren Homeland, bu geleneğini 7. sezonda da bozmuyor. 4. bölümde taraflar yerlerini göstermeye ve hamlelerini yapmaya başladı. O’Keefe ve Saul cephesinde olay artık kopuyor.

***Yazının bundan sonraki bölümü Homeland 7. Sezon 4. Bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Gündemi değiştirmek için Suriye’ye hava saldırısına, Başkan Keane’in resmi izni olmadan General’e komut veren David Wellington, Keane ile karşı karşıya gelir. Wellington ile Keane’in konuşmasına şahit olan Carrie artık emindir. Asıl tehlike Wellington’dır.

Kasaba tarafında savaş öncesini anımsatan hazırlıklar yapılır. Halk örgütlenmiş, elinde ne mühimmat varsa getirmiştir. İş çığrından resmen çıkmaya başlamıştır. O’Keefe, boynundan büyük işlere girdiğini anlasa da dünyaya kendini bir devrimci olarak gösterme fikri ona daha cazip gelir. Süslü, ezberlenmiş, milliyetçi sözlerle yanına çektiği insan topluluğu, devletin federal ajanlarına silah çekmekten çekinmeyecek duruma gelir. Aralarından bir kişinin onları izleyen FBI drone’unu vurduğu sahne olacakların ilk sinyalini verir. İleri gitmenin sınırları çizilecek, sabır testinden geçebilen kazanacaktır.

Homeland 7. Sezon 4. Bölüm: Like Bad at Things: Kötüden Betere 

O'keefe-homeland-filmloverss

Artan gerilimi çok önceden sezen Saul, ortalığın galeyana getirilmemesi için uğraşsa da ev sahibinin oğlunun FBI tarafından vurulmasına engel olamaz. Gencin silahını ajanlara doğrulttuktan sonra kurşun yiyip yaralanmasıyla başlayan manipülasyon oyunları aradaki gerginliğin kaderini çizer. Bu durumdan fayda sağlayan tek kişi vardır: Brett O’Keefe. Elinde kanlar ile yayın yapmaktan çekinmeyen Brett, vurulan gencin annesinin “Yeter” demesiyle yayınını bitirir. Annenin tepkisi Brett’in “Amerikan halkının iyiliği” adına başlattığını düşündüğü hükümet karşıtı hareketin aslında ezberlenmiş manipülatif bir hareketten ibaret olduğunu, amacından sapmış olup tüm bunları kendi için yaptığını göstermiş olur. Ucuz ama görsel olarak etkileyici olan bu davranış, öz menfaatler için gidilecek son nokta maalesef değildir.

Olayın akışı, vurulan gencin öldüğüne dair bir fotoğrafın televizyon kanallarında yayınlanmasıyla başka bir boyut kazanır. Saul haberi görür görmez telefona asılır, O’Keefe’e çocuğun iyi olduğunu söyler. O’Keefe, bu durumdan nasıl kâr sağlayacağını düşünmekten büyük resmi göremez. Gencin babasına oğlunun iyi olduğunu söylenmeye yeltenmemesiyle rehin tutulan FBI ajanının baba tarafından vurulup öldürülmesine neden olur. Böylelikle sınırı olmayan kibrinin nelere mal olduğunu görmüş oluruz. İç savaş artık resmen başlamıştır.

Ajanın vurulduğunu öğrenen FBI müdürü Saul’u dinlemez ve eve operasyon düzenler. Canlı olarak yakalanan O’Keefe sebep olduğu kan gölünün içinden geçerken her şeyin anlık bir kontrolden çıkma ile olduğunu anlayacak mıdır bilmiyoruz ama intikam almak için elinden geleni ardına koymayacağından emin gibiyiz. Sahnelerindeki tekinsiz tavırları ve tek bir bakışıyla gerilim yaratabilmeyi başaran Jack Weber yine tüm bölümü performansıyla sırtlıyor. Sinir bozucu sakinliğini abartısız bir şekilde sergileyen Mandy Patinkin ise hikâyenin adeta sağduyusunu ortaya koyuyor. O’Keefe ile başa çıkmaya çalışırken sakinliğini koruyan Saul, her an patlamaya hazır bomba gibi ne zaman hıncına yenilecek diye bekliyoruz. Saul ile O’Keefe sahnelerini de bunlar keyifli kılıyor.

Bütün bu aksiyonun aslında perde arkasını çözmek Carrie’ye kalacak gibi duruyor. Carrie, evine girdiği Wellington’ın kız arkadaşı Simone Martin’in otopark fişinden yola çıkarak kadının peşine düşer. Eski usul ajancılık oynarken Max’in de yardımıyla büyük bir ipucu yakalar. Burada Claire Danes’in muazzam performansına bir parantez açmadan edemeyeceğim. Panik halindeki çaresizliğini inanılmaz iyi bir şekilde izleyiciye geçirebiliyor. Anbean ruh halinin değiştiğini yapmacık olmadan tüm naifliğine yansıtmayı başarıyor. Konuya dönecek olursak, paniklik derecesindeki tez canlılığı sayesinde yakaladığı ipuçları generalin ölümünün sorumlusu olarak Wellington’ı gösterir. Gündemi değiştirmek için Suriye’ye hava saldırısı düzenlemekten çekinmeyen birisi için çok da şaşırtıcı bir durum değil. Ancak twist’leriyle ünlünen Homeland için yine de bir kanıda bulunmak için erken.

Özetle Homeland 7. sezon 4. bölüm, önceki bölümde kaldığı yerden hız kesmeden devam ederek izleyiciye bomba gibi bir bölüm sunuyor. O’Keefe’in soruşturması nelere mal olacak? Wellington kendini ele verecek mi? Carrie ile Saul’un yolları kesişecek mi? gibi soruların cevaplarını önümüzdeki bölümlerde görmeyi heyecanla bekliyoruz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi