Kurt imgesi, gücüyle, gizemiyle, vahşiliğiyle edebiyatın ve de sinemanın vazgeçilmez figürlerinden biri. Kırmızı Başlıklı Kız gibi herkesin dinleyerek büyüdüğü masallardan Wild, Pokot gibi arthouse ya da Twilight serisi gibi ana akım yapımlara kadar kendini gösteren bir kurt temsilinden bahsedebiliriz. Kurtlar, vahşi doğanın temsili olmasının yanı sıra insanın içindeki vahşiliğin de metaforik bir yansıması olarak kullanılabilir ve Hold the Dark, bu iki yöntemi aynı potada eritmek konusunda gayet başarılı. William Giraldi'nin aynı adlı romanından, Jeremy Saulnier'ın öne çıkan filmlerinden Blue Ruin'in başrolünde izlediğimiz Macon Blair tarafından senaryolaştırılıyor Hold the Dark. Bu özelliğiyle Jeremy Saulnier'ın senaryosu kendi kaleminden çıkmayan bir filmin, yönetmen koltuğunda oturmasına sebep oluyor, ilk kez. Nitekim bu yeniliğin izlerini de film boyunca sıklıkla yakalayabiliyoruz. Netflix yapımı Hold the Dark ile, Riley Keough, Alexander Skarsgård ve Jeffrey Wright'ın canlandırdığı üç farklı karakterin kesişim noktalarındaki gizemli duruma ortak oluyoruz. Jeffrey Wright'ın canlandırdığı Russell Core karakteri, daha önce bir kurdu öldürmek zorunda kalmış bir kurt bilimci. Russell Core'un kaleme aldığı kitap üzerinden kendisine bir mektup aracılığıyla ulaşan Medora ise, çocuğunu kurtların kaçırdığını/öldürdüğünü iddia eden ve bu sebeple yardım isteyen genç bir kadın. Elbette Amerikan anlatılarının psikolojik sorunlara sahip karakterlerine eklediği olmazsa olmaz background'lardan biri olan Irak Savaşı da bir şekilde filmin içerisinde kendine yer buluyor ve çatışmada yaralanmış olması sebebiyle evine dönen Vernon, bozuk bir psikolojinin beraberinde çocuğunun ölüm haberiyle ve çok daha fazlasıyla yüzleşiyor. Hold the Dark: Vahşi Kurdun İzinde Alaska'nın vahşi soğuğunda meydana gelen olayları, bir kasabaya tamamen yabancı olarak adımını atan Russell'ın anlamlandırabildiği ölçüde tanımlayabiliyoruz aslında biz de. İşleyişi farklı, insanları farklı ve ait olamadığımız bir kasabanın ait olamadığımız anlatısına ancak misafir olabiliyoruz. Filmin yavaş ve bu yavaşlığı gerilimi artırmak üzerinden kullanmayan yapısı da bu yabancılığımızın altını çiziyor. Çünkü alıştığımız hayat dinamiği çok daha hızlı akarken Alaska'nın doğması ile batması arasında oldukça az zaman olan güneşi dahi o kasabadaki yaşama hâlini sorgulatmaya yetiyor. Ne günler alıştığımız gibi akıyor, ne de insanlar bildiğimiz gibi yaşıyor. Hold the Dark da gizemini tam olarak buradan alıyor ve filmin en önemli özelliği bu gizemi, bu yaşama hâlini, bu uyumsuzun uyumunu ve vahşi güdülerin normalliğini şehir hayatının akışına kapılmış insana harfi harfine açıklamaya çalışmıyor. Bu sebeple film, bir gerilim filminden beklemeye alışkın olduğumuz kırılmalara ve güçlü bir katharsise de sahip olmak ile ilgili bir iddia taşımıyor. Kasabanın yerlileri, sonradan gelen beyazlar, kurtlar ve dayanılmaz soğuğun şekillendirdiği Hold the Dark'ta kurt maskelerinin takılmasıyla insan ve kurt arasındaki ayrım neredeyse ortadan kalkıyor. Soğuk renklerin yoğunlukta olduğu renk paletinde mavilerin, yeşillerin ve beyazın üzerine sıçrayan kan, görsel olarak filmin en etkileyici anlarını oluşturuyor. Blue Ruin ve Green Room'u da göz önünde bulundurarak Jeremy Saulnier'ın body horror'a yaklaşan sahneler tasarladığını söyleyebiliriz. Karakterlerin ani ölümleri, umulmadık biçimde kopan uzuvlar ve alınan bıçak darbelerinin gerçekçiliğiyle Hold the Dark buz gibi bir anlatıya dönüşüyor. Ancak film başarılı olduğu tüm noktaları, bilindik formüllerden kaçmak için ürettiği yeni formüller üzerinden kurguladığı için bu örtük, kanlı ve gergin anlatım da oldukça yapay bir noktadan beslenmiş oluyor. Bu durumda, filmin senaryosunu Jeremy Saulnier'ın yazmamış olmasının da büyük etkisi olduğunu iddia edebiliriz. Çünkü yönetmenin çektiği filme mesafesini…
Puan - 65%

65%

Hold the Dark minimal bir kanaldan başarılı oyunculukların, yaşam koşullarının vahşileştirdiği karakterlerle buluştuğu bir anlatı sunarken kanlı bir gerilimin izini bir kurt gibi sürmemizi sağlıyor ancak bu iz sürme hâli ne yazık ki sürüncemede kalıyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
65

Kurt imgesi, gücüyle, gizemiyle, vahşiliğiyle edebiyatın ve de sinemanın vazgeçilmez figürlerinden biri. Kırmızı Başlıklı Kız gibi herkesin dinleyerek büyüdüğü masallardan Wild, Pokot gibi arthouse ya da Twilight serisi gibi ana akım yapımlara kadar kendini gösteren bir kurt temsilinden bahsedebiliriz. Kurtlar, vahşi doğanın temsili olmasının yanı sıra insanın içindeki vahşiliğin de metaforik bir yansıması olarak kullanılabilir ve Hold the Dark, bu iki yöntemi aynı potada eritmek konusunda gayet başarılı. William Giraldi’nin aynı adlı romanından, Jeremy Saulnier’ın öne çıkan filmlerinden Blue Ruin’in başrolünde izlediğimiz Macon Blair tarafından senaryolaştırılıyor Hold the Dark. Bu özelliğiyle Jeremy Saulnier’ın senaryosu kendi kaleminden çıkmayan bir filmin, yönetmen koltuğunda oturmasına sebep oluyor, ilk kez. Nitekim bu yeniliğin izlerini de film boyunca sıklıkla yakalayabiliyoruz.

Netflix yapımı Hold the Dark ile, Riley Keough, Alexander Skarsgård ve Jeffrey Wright’ın canlandırdığı üç farklı karakterin kesişim noktalarındaki gizemli duruma ortak oluyoruz. Jeffrey Wright’ın canlandırdığı Russell Core karakteri, daha önce bir kurdu öldürmek zorunda kalmış bir kurt bilimci. Russell Core’un kaleme aldığı kitap üzerinden kendisine bir mektup aracılığıyla ulaşan Medora ise, çocuğunu kurtların kaçırdığını/öldürdüğünü iddia eden ve bu sebeple yardım isteyen genç bir kadın. Elbette Amerikan anlatılarının psikolojik sorunlara sahip karakterlerine eklediği olmazsa olmaz background’lardan biri olan Irak Savaşı da bir şekilde filmin içerisinde kendine yer buluyor ve çatışmada yaralanmış olması sebebiyle evine dönen Vernon, bozuk bir psikolojinin beraberinde çocuğunun ölüm haberiyle ve çok daha fazlasıyla yüzleşiyor.

Hold the Dark: Vahşi Kurdun İzinde

Alaska’nın vahşi soğuğunda meydana gelen olayları, bir kasabaya tamamen yabancı olarak adımını atan Russell’ın anlamlandırabildiği ölçüde tanımlayabiliyoruz aslında biz de. İşleyişi farklı, insanları farklı ve ait olamadığımız bir kasabanın ait olamadığımız anlatısına ancak misafir olabiliyoruz. Filmin yavaş ve bu yavaşlığı gerilimi artırmak üzerinden kullanmayan yapısı da bu yabancılığımızın altını çiziyor. Çünkü alıştığımız hayat dinamiği çok daha hızlı akarken Alaska’nın doğması ile batması arasında oldukça az zaman olan güneşi dahi o kasabadaki yaşama hâlini sorgulatmaya yetiyor. Ne günler alıştığımız gibi akıyor, ne de insanlar bildiğimiz gibi yaşıyor. Hold the Dark da gizemini tam olarak buradan alıyor ve filmin en önemli özelliği bu gizemi, bu yaşama hâlini, bu uyumsuzun uyumunu ve vahşi güdülerin normalliğini şehir hayatının akışına kapılmış insana harfi harfine açıklamaya çalışmıyor. Bu sebeple film, bir gerilim filminden beklemeye alışkın olduğumuz kırılmalara ve güçlü bir katharsise de sahip olmak ile ilgili bir iddia taşımıyor.

Kasabanın yerlileri, sonradan gelen beyazlar, kurtlar ve dayanılmaz soğuğun şekillendirdiği Hold the Dark’ta kurt maskelerinin takılmasıyla insan ve kurt arasındaki ayrım neredeyse ortadan kalkıyor. Soğuk renklerin yoğunlukta olduğu renk paletinde mavilerin, yeşillerin ve beyazın üzerine sıçrayan kan, görsel olarak filmin en etkileyici anlarını oluşturuyor. Blue Ruin ve Green Room’u da göz önünde bulundurarak Jeremy Saulnier’ın body horror‘a yaklaşan sahneler tasarladığını söyleyebiliriz. Karakterlerin ani ölümleri, umulmadık biçimde kopan uzuvlar ve alınan bıçak darbelerinin gerçekçiliğiyle Hold the Dark buz gibi bir anlatıya dönüşüyor. Ancak film başarılı olduğu tüm noktaları, bilindik formüllerden kaçmak için ürettiği yeni formüller üzerinden kurguladığı için bu örtük, kanlı ve gergin anlatım da oldukça yapay bir noktadan beslenmiş oluyor. Bu durumda, filmin senaryosunu Jeremy Saulnier’ın yazmamış olmasının da büyük etkisi olduğunu iddia edebiliriz. Çünkü yönetmenin çektiği filme mesafesini izleyici olarak sıklıkla sezmek mümkün.

Toparlamak gerekirse, Hold the Dark minimal bir kanaldan başarılı oyunculukların, yaşam koşullarının vahşileştirdiği karakterlerle buluştuğu bir anlatı sunarken kanlı bir gerilimin izini bir kurt gibi sürmemizi sağlıyor ancak bu iz sürme hâli ne yazık ki sürüncemede kalıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi