Sinema dilini kanıtlamış yönetmenlerin genellikle tüm filmografilerinde bulunan izler zaman ve mekân fark etmeksizin seyirciye yönetmenin bakışıyla ilgili bir bilgi verir. Bu ister form olarak isterse anlam olarak karşımıza çıkabilir filmlerde. Bir açı, belirgin bir tema, bir karakter yapısı, bize bu filmografi içinde yönetmenin oluşturduğu kendine has dünyayla ilgili bir fikir sahibi olmamızın önünü açar. Asghar Farhadi de özellikle son on yılın en önemli yönetmenlerinden biri bu anlamda. İran sinemasının ustalarından devraldığı bayrağı dönemin yerel ve evrensel gelişmeleriyle birlikte harmanlayıp aslında bireyin yolculuğuna dair hikâyeler anlatıyordu. Yerelden beslenen ama nihayetinde günümüz insanlığının takılı kaldığı vicdan muhasebeleriyle kendini genişleten bu alan, birey özelinde bir insanlık sorgulaması yapıyordu. Yönetmenin Bir Ayrılık - Jodaeiye Nader az Simin filminin dünya çapındaki başarısıyla kendi sinemasının daha fazla görünür olması, bu yeni dili de git gide dünyaya tanıtıyordu. Herkes Biliyor: Geçmişin Polisiyesi Farhadi’nin kendi ülkesine ve hikâyelerine kurduğu yakınlık ister istemez filmlerin inandırıcılık düzeylerini de etkiliyordu. 2013 yapımı olan Geçmiş - Le passé filmiyle İran sınırları dışına çıkarak Fransa’da bir hikâye kursa da hem kendi yolculuğu hem de karakterlerin iki ülke arasında belirgin nüanslara dair bizlere ipucu vermesi yine gücünü yerelden alan ilhamı önümüze getiriyordu. Lakin yönetmenin 71. Cannes Film Festivali’nin ana yarışma seçkisinde yer alan son filmi Herkes Biliyor, şu ana kadar alışageldiğimiz Farhadi sineması ikliminden uzak bir coğrafyada bizleri karşılıyor. Bu sefer Farhadi bizi -ve aslında kendini de- İspanya’ya davet ediyor. Filmin yapım sürecinde özellikle Penélope Cruz ve Javier Bardem’in birlikte bir Asghar Farhadi filminde kamera karşısına geçecekleri haberi yönetmenin yeni filmini merakla bekleyen tüm izleyicileri heyecanlandırmış ve biraz da tedirgin etmişti. Çünkü tanıdığı bir coğrafyanın dışına çıkarak yabancısı olduğu bir toprağa dair hikâye üretebilmek zorlu ve de riskli bir süreci beraberinde getiriyor. Tüm bunlara karşın Farhadi kendi dilini ve ele aldığı meseleleri hiçbir tahribata uğratmadan devam ettireceğinin sinyalini de vermişti. Herkes Biliyor da açılışından itibaren bu sinyali haklı çıkarmaya çabalayan bir yol izliyor. Doğruluk, vicdan ve etik üçgeninde bir ailenin kökenlerine indiğimiz film, Asghar Farhadi’nin sinemasında alışkın olduğumuz temalar çevresinde senaryosunu kuruyor. Bir düğün organizasyonu için yıllar sonra doğup büyüdüğü kasabaya gelen Laura’nın (Penélope Cruz) hem aile üyeleriyle yeniden inşa etmeye başladığı diyaloğu hem de kasabadayken aralarında bir ilişki olduğunu anladığımız Paco’yla (Javier Bardem) iletişimini bizlere anlatarak hikâyesine başlıyor. Bundan sonrası, Laura’nın kızının kaçırılmasıyla devam eden bir yangın yerine dönüşüyor. Bu yangın yeri hem ailenin içinde bulunduğu durumdan hem de Farhadi’nin çözümleyemediği aksaklıklardan ileri geliyor. Geçmişle kurulan bağlarla ilgili yerele dair bir bakış yaratmak isteyen ama bunu senaryoda kuramayan Farhadi’nin doğruluk kavramı üzerinden yaratmak istediği sorgulama hâli inceliksiz ve kolaycı bir polisiye hikâyeye dönüşmeye başlıyor böylece. Ailenin kutsallığına getirilen eleştirel bakış filmin anlatısına dair olumlu bir ilerleme ortaya çıkarırken, aile meselelerinin konu edildiği sahneler yapay temsillerden öteye gidemiyor. Aileyi sorgulamaya başlayacağımız sırada ailedeki ve çevredeki tüm bireylerin belirli stereotiplere sıkışarak bize kolay yoldan iyiyi/kötüyü ya da da doğruyu/yanlışı gösterme yoluna gitmesi Farhadi filmografisindeki sıklıkla gördüğümüz etik sorgulama kanalını da kapatıyor böylelikle. Aslına bakarsanız seyirci olarak belki de ilk defa “Ben olsaydım ne yapardım?” cümlesini kurmadan ayrılıyoruz bu filmden. Çünkü bu cümleyi kurma gerekliliğine…

Yazar Puanı

Puan - 45%

45%

Asghar Farhadi’nin kendisinin de yabancısı olduğu bu coğrafyaya oluşturduğu sinema dili çerçevesinde bakması heyecan verici. Lakin bunu ne ölçüde başardığı ve Herkes Biliyor’un Farhadi filmografisinde nerede durduğu sanıyoruz ki ilerleyen zamanlarda daha da belirginleşecek.

Kullanıcı Puanları: 2.74 ( 7 votes)
45

Sinema dilini kanıtlamış yönetmenlerin genellikle tüm filmografilerinde bulunan izler zaman ve mekân fark etmeksizin seyirciye yönetmenin bakışıyla ilgili bir bilgi verir. Bu ister form olarak isterse anlam olarak karşımıza çıkabilir filmlerde. Bir açı, belirgin bir tema, bir karakter yapısı, bize bu filmografi içinde yönetmenin oluşturduğu kendine has dünyayla ilgili bir fikir sahibi olmamızın önünü açar. Asghar Farhadi de özellikle son on yılın en önemli yönetmenlerinden biri bu anlamda. İran sinemasının ustalarından devraldığı bayrağı dönemin yerel ve evrensel gelişmeleriyle birlikte harmanlayıp aslında bireyin yolculuğuna dair hikâyeler anlatıyordu. Yerelden beslenen ama nihayetinde günümüz insanlığının takılı kaldığı vicdan muhasebeleriyle kendini genişleten bu alan, birey özelinde bir insanlık sorgulaması yapıyordu. Yönetmenin Bir Ayrılık – Jodaeiye Nader az Simin filminin dünya çapındaki başarısıyla kendi sinemasının daha fazla görünür olması, bu yeni dili de git gide dünyaya tanıtıyordu.

Herkes Biliyor: Geçmişin Polisiyesi

Farhadi’nin kendi ülkesine ve hikâyelerine kurduğu yakınlık ister istemez filmlerin inandırıcılık düzeylerini de etkiliyordu. 2013 yapımı olan Geçmiş – Le passé filmiyle İran sınırları dışına çıkarak Fransa’da bir hikâye kursa da hem kendi yolculuğu hem de karakterlerin iki ülke arasında belirgin nüanslara dair bizlere ipucu vermesi yine gücünü yerelden alan ilhamı önümüze getiriyordu. Lakin yönetmenin 71. Cannes Film Festivali’nin ana yarışma seçkisinde yer alan son filmi Herkes Biliyor, şu ana kadar alışageldiğimiz Farhadi sineması ikliminden uzak bir coğrafyada bizleri karşılıyor. Bu sefer Farhadi bizi -ve aslında kendini de- İspanya’ya davet ediyor. Filmin yapım sürecinde özellikle Penélope Cruz ve Javier Bardem’in birlikte bir Asghar Farhadi filminde kamera karşısına geçecekleri haberi yönetmenin yeni filmini merakla bekleyen tüm izleyicileri heyecanlandırmış ve biraz da tedirgin etmişti. Çünkü tanıdığı bir coğrafyanın dışına çıkarak yabancısı olduğu bir toprağa dair hikâye üretebilmek zorlu ve de riskli bir süreci beraberinde getiriyor. Tüm bunlara karşın Farhadi kendi dilini ve ele aldığı meseleleri hiçbir tahribata uğratmadan devam ettireceğinin sinyalini de vermişti. Herkes Biliyor da açılışından itibaren bu sinyali haklı çıkarmaya çabalayan bir yol izliyor. Doğruluk, vicdan ve etik üçgeninde bir ailenin kökenlerine indiğimiz film, Asghar Farhadi’nin sinemasında alışkın olduğumuz temalar çevresinde senaryosunu kuruyor. Bir düğün organizasyonu için yıllar sonra doğup büyüdüğü kasabaya gelen Laura’nın (Penélope Cruz) hem aile üyeleriyle yeniden inşa etmeye başladığı diyaloğu hem de kasabadayken aralarında bir ilişki olduğunu anladığımız Paco’yla (Javier Bardem) iletişimini bizlere anlatarak hikâyesine başlıyor. Bundan sonrası, Laura’nın kızının kaçırılmasıyla devam eden bir yangın yerine dönüşüyor. Bu yangın yeri hem ailenin içinde bulunduğu durumdan hem de Farhadi’nin çözümleyemediği aksaklıklardan ileri geliyor. Geçmişle kurulan bağlarla ilgili yerele dair bir bakış yaratmak isteyen ama bunu senaryoda kuramayan Farhadi’nin doğruluk kavramı üzerinden yaratmak istediği sorgulama hâli inceliksiz ve kolaycı bir polisiye hikâyeye dönüşmeye başlıyor böylece. Ailenin kutsallığına getirilen eleştirel bakış filmin anlatısına dair olumlu bir ilerleme ortaya çıkarırken, aile meselelerinin konu edildiği sahneler yapay temsillerden öteye gidemiyor. Aileyi sorgulamaya başlayacağımız sırada ailedeki ve çevredeki tüm bireylerin belirli stereotiplere sıkışarak bize kolay yoldan iyiyi/kötüyü ya da da doğruyu/yanlışı gösterme yoluna gitmesi Farhadi filmografisindeki sıklıkla gördüğümüz etik sorgulama kanalını da kapatıyor böylelikle. Aslına bakarsanız seyirci olarak belki de ilk defa “Ben olsaydım ne yapardım?” cümlesini kurmadan ayrılıyoruz bu filmden. Çünkü bu cümleyi kurma gerekliliğine dair bir anlatı oluşturmuyor yönetmen. Cevapları, nedenleri, sonuçları acelece önümüze sürdüğü bir aile portresi yaratma çabasına giriyor. Tüm bunların yanında özellikle Javier Bardem’in hayat verdiği Paco, filmin aile ve doğruluk kavramlarına yönelik en önemli sorularını yönelten karakteri. Onunla birlikte geçmişe yolculuğa çıktığımızda karşımıza çıkan ayrıntılar filmin hem temalarının biraz olsun işlev kazanmasına hem de karakterler arasındaki iletişime dair anlamlar yaratmasına olanak tanıyor. Böylelikle de filmin olumlu yanlarından belki en önemlisi oluyor Paco.

Asghar Farhadi’nin kendisinin de yabancısı olduğu bu coğrafyaya oluşturduğu sinema dili çerçevesinde bakması heyecan verici. Lakin bunu ne ölçüde başardığı ve Herkes Biliyor’un Farhadi filmografisinde nerede durduğu sanıyoruz ki ilerleyen zamanlarda daha da belirginleşecek.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi