Daha önce birlikte kısa filmlere imza atan Michael Schwartz ve Tyler Nilson ikilisinin ilk uzun metrajlısı olan Hayallerin Peşinde – The Peanut Butter Falcon, izleyicileri Amerika’nın güneydoğusunda, adeta Mark Twain romanlarından çıkmış gibi hissettiren, eğlenceli bir yol hikâyesine ortak ediyor. Senaryosunu da Schwartz ve Nilson’ın kaleme aldığı film, Down sendromlu bir genç olan Zak’in kaldığı bakım evinden kaçma girişimiyle başlıyor. Zak'e Down sendromlu genç oyuncu Zack Gottsagen hayat veriyor. O bölgedeki tek uygun yer olduğu için bir huzur evine yerleştirilen ve burada kendisinden yaşça çok büyük insanlarla yaşamak zorunda kalan Zak, ilk girişiminde başarısız oluyor belki ama azmini yitirmiyor. Çünkü sürekli reklamını izlediği güreşçilik okuluna gitmek ve profesyonel bir güreşçi olma hayalini gerçeğe dönüştürmek istiyor. Aynı gece yeniden kaçmaya çalışan Zak, bu kez oda arkadaşı Carl (Bruce Dern)’ın yardımıyla başarılı oluyor ve bakım evinden kaçıyor. Bu noktada hikâyeye Shia LaBeouf’ün hayat verdiği Tyler karakteri dâhil oluyor. Onunla yakından ilgilenen iyi kalpli sosyal hizmetler görevlisi Eleanor (Dakota Johnson)’dan ve yetkililerden kaçmaya çalışan Zak, kaçışı sırasında Tyler’ın teknesine saklanınca, ikisinin birlikte atılacakları yolculuk başlamış oluyor. Yengeç avcılığının yapıldığı bir bölgede yaşayan Tyler, eskiden abisine ait olan yengeç kafeslerinin peşini bırakmadığı için Duncan (John Hawkes) ve Ratboy (Yelawolf) ile karşı karşıya geliyor. Sonunda öfkesine hakim olamayıp Duncan’ın tüm av malzemelerini ateşe verince, kaçmaktan başka çaresi kalmıyor. Tyler, intikam peşinde olan Duncan ve Ratboy’dan kaçarken, Zak de Eleanor’dan kaçıyor. İlk başta Zak’e mesafeli yaklaşan Tyler, onun da kendisi gibi bir kaçak olduğunu öğrenince onu gitmek istediği yere ulaştırmaya karar veriyor. Abisinin ölümüne neden olduğu trafik kazasının ardından hayatı altüst olan Tyler, hırpani görüntüsü ve umursamaz tavırlarına rağmen bir süre sonra bu yolculukta Zak’in en büyük destekçisi, antrenörü ve ona yol yordam gösteren abi figürü hâline geliyor. Hayallerin Peşinde: Mark Twain’in Amerika’sında Üç Yolcu Kariyerinde yaşadığı sorunlara rağmen Hollywood’un önemli genç yıldızlarından biri olmaya devam eden Shia LaBeouf’ün varlığı ve etkileyici bir performans ortaya koyması ilk bakışta Tyler karakterinin daha ön planda olmasına neden olsa da, Hayallerin Peşinde özünde Zak’in hikâyesi ki bu da filmi çok daha ilgi çekici kılıyor. Tyler ve Zak, yolculukları sırasında kamp kurup dinlendikleri bir sırada Zak güreşçi olmak için alıştırma yapıyor. Ancak Amerikan güreşindeki  kahramanları değil kötü karakterleri taklit etmesi Tyler’ın dikkatini çekiyor. Tyler neden bunu yaptığını sorduğunda Zak, eski bir hocasının Down sendromlu olduğu için kahraman olamayacağını söylediğini anlatıyor. Tyler bunun doğru olmadığını ispatlamak için Zak’e rehberlik ediyor ve sonunda ortaya The Peanut Butter Falcon (Fıstık Ezmeli Şahin) adını alan gerçek bir güreş kahramanı çıkıyor. Böyle bir niyetle mi çekildi bilinmez ama bu sahne sadece Tyler'ın değil, yönetmenlerin de Zak karakterine bakışını açıkça ortaya koyuyor. Filmin anlatısı içinde Zak’i asıl “kahraman” olarak konumlandırması, film boyunca kendisini farklı şekillerde gösteriyor. Tyler ve Zak yolculukları sırasında kör bir vaiz olan Jasper ile karşılaştıklarında, vaftiz edilip bu yolculuğunda "kutsanan" Tyler değil Zak oluyor. Duncan ve Ratboy sonunda Tyler’ı yakalayıp onu vurmak üzereyken Zak yardımına yetişiyor. Sıradan yaşamını geride bırakıp maceraya atılmasından, çeşitli badireler atlatıp sonunda dönüşüm geçirerek hedefine ulaşmasına kadar filmde Zak’in yaşadıkları Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’nun 12 adımının neredeyse tamamını karşılıyor. Shia…

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

Hayallerin Peşinde'nin büyülü gerçekliğe yakın duran anlatısı ve film boyunca gülümseten sahnelerde kendisini gösteren pozitif tutumu, hikâyenin son perdesinde yönetmenlerin elindeki en önemli koz olarak kendisini gösteriyor.

Kullanıcı Puanları: 3.42 ( 3 oy)
70

Daha önce birlikte kısa filmlere imza atan Michael Schwartz ve Tyler Nilson ikilisinin ilk uzun metrajlısı olan Hayallerin Peşinde – The Peanut Butter Falcon, izleyicileri Amerika’nın güneydoğusunda, adeta Mark Twain romanlarından çıkmış gibi hissettiren, eğlenceli bir yol hikâyesine ortak ediyor. Senaryosunu da Schwartz ve Nilson’ın kaleme aldığı film, Down sendromlu bir genç olan Zak’in kaldığı bakım evinden kaçma girişimiyle başlıyor. Zak’e Down sendromlu genç oyuncu Zack Gottsagen hayat veriyor. O bölgedeki tek uygun yer olduğu için bir huzur evine yerleştirilen ve burada kendisinden yaşça çok büyük insanlarla yaşamak zorunda kalan Zak, ilk girişiminde başarısız oluyor belki ama azmini yitirmiyor. Çünkü sürekli reklamını izlediği güreşçilik okuluna gitmek ve profesyonel bir güreşçi olma hayalini gerçeğe dönüştürmek istiyor. Aynı gece yeniden kaçmaya çalışan Zak, bu kez oda arkadaşı Carl (Bruce Dern)’ın yardımıyla başarılı oluyor ve bakım evinden kaçıyor.

Bu noktada hikâyeye Shia LaBeouf’ün hayat verdiği Tyler karakteri dâhil oluyor. Onunla yakından ilgilenen iyi kalpli sosyal hizmetler görevlisi Eleanor (Dakota Johnson)’dan ve yetkililerden kaçmaya çalışan Zak, kaçışı sırasında Tyler’ın teknesine saklanınca, ikisinin birlikte atılacakları yolculuk başlamış oluyor.

Yengeç avcılığının yapıldığı bir bölgede yaşayan Tyler, eskiden abisine ait olan yengeç kafeslerinin peşini bırakmadığı için Duncan (John Hawkes) ve Ratboy (Yelawolf) ile karşı karşıya geliyor. Sonunda öfkesine hakim olamayıp Duncan’ın tüm av malzemelerini ateşe verince, kaçmaktan başka çaresi kalmıyor. Tyler, intikam peşinde olan Duncan ve Ratboy’dan kaçarken, Zak de Eleanor’dan kaçıyor. İlk başta Zak’e mesafeli yaklaşan Tyler, onun da kendisi gibi bir kaçak olduğunu öğrenince onu gitmek istediği yere ulaştırmaya karar veriyor. Abisinin ölümüne neden olduğu trafik kazasının ardından hayatı altüst olan Tyler, hırpani görüntüsü ve umursamaz tavırlarına rağmen bir süre sonra bu yolculukta Zak’in en büyük destekçisi, antrenörü ve ona yol yordam gösteren abi figürü hâline geliyor.

Hayallerin Peşinde: Mark Twain’in Amerika’sında Üç Yolcu

Kariyerinde yaşadığı sorunlara rağmen Hollywood’un önemli genç yıldızlarından biri olmaya devam eden Shia LaBeouf’ün varlığı ve etkileyici bir performans ortaya koyması ilk bakışta Tyler karakterinin daha ön planda olmasına neden olsa da, Hayallerin Peşinde özünde Zak’in hikâyesi ki bu da filmi çok daha ilgi çekici kılıyor.

Tyler ve Zak, yolculukları sırasında kamp kurup dinlendikleri bir sırada Zak güreşçi olmak için alıştırma yapıyor. Ancak Amerikan güreşindeki  kahramanları değil kötü karakterleri taklit etmesi Tyler’ın dikkatini çekiyor. Tyler neden bunu yaptığını sorduğunda Zak, eski bir hocasının Down sendromlu olduğu için kahraman olamayacağını söylediğini anlatıyor. Tyler bunun doğru olmadığını ispatlamak için Zak’e rehberlik ediyor ve sonunda ortaya The Peanut Butter Falcon (Fıstık Ezmeli Şahin) adını alan gerçek bir güreş kahramanı çıkıyor. Böyle bir niyetle mi çekildi bilinmez ama bu sahne sadece Tyler’ın değil, yönetmenlerin de Zak karakterine bakışını açıkça ortaya koyuyor.

Filmin anlatısı içinde Zak’i asıl “kahraman” olarak konumlandırması, film boyunca kendisini farklı şekillerde gösteriyor. Tyler ve Zak yolculukları sırasında kör bir vaiz olan Jasper ile karşılaştıklarında, vaftiz edilip bu yolculuğunda “kutsanan” Tyler değil Zak oluyor. Duncan ve Ratboy sonunda Tyler’ı yakalayıp onu vurmak üzereyken Zak yardımına yetişiyor. Sıradan yaşamını geride bırakıp maceraya atılmasından, çeşitli badireler atlatıp sonunda dönüşüm geçirerek hedefine ulaşmasına kadar filmde Zak’in yaşadıkları Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’nun 12 adımının neredeyse tamamını karşılıyor. Shia LaBeouf’ün Tyler’ı ise kahramana yolculuğunda rehberlik eden “mentör” olarak bu hikâyedeki yerini alıyor.

Kahraman’ın Sonsuz Yolculuğu’nda kahramanın hedefine ulaşması için aşması gereken engel, üstesinden gelmesi gereken zorluk, Hayallerin Peşinde’de artık yitip gitmiş olan Amerikan Rüyası olarak karşımıza çıkıyor. Zak, Tyler ve Eleanor’un yardımıyla sonunda hep hayalini kurduğu güreşçilik okuluna, The Salt Water Redneck’e ulaştığında buranın yıllar önce kapatıldığını öğreniyor. “Dünyanın en belalı adamı” olarak gördüğü Salt Water Redneck (Thomas Haden Church), artık yaşlanmış, eğitmenliği bırakmıştır. Zak’in videolarda reklamını izlediği güreşçilik okulu, düşlediği rüya artık yoktur. Kaldı ki Amerikan Rüyası gibi The Salt Water Redneck de en iyi gününde bile reklamı yapıldığı gibi değildir.

Hayallerin Peşinde’nin büyülü gerçekliğe yakın duran anlatısı ve film boyunca gülümseten sahnelerde kendisini gösteren pozitif tutumu, hikâyenin son perdesinde yönetmenlerin elindeki en önemli koz olarak kendisini gösteriyor. Michael Schwartz ve Tyler Nilson, Tom Joad‘un hayaletinin gezdiği bu topraklarda Amerikan Rüyası’nın yitip gitmesinden dem vurmak yerine mutlu bir sonu tercih ediyor ve ellerindeki koz sayesinde bunu başarıyla gerçekleştiriyor. Salt Water Redneck, eski günlerinin hatırına yeniden ringe giriyor ve Zak’e işin püf noktalarını gösteriyor. Hatta bununla da kalmayıp Zak’e bir güreş müsabakası ayarlıyor. Salt Walter Redneck de, hayalini kurduğu dünya da Zak’in beklediği gibi çıkmıyor belki ama sonunda bulduğu gerçeklik de mutlu olması, ringde The Peanut Butter Butter Falcon’a dönüşmesi için yeterli oluyor.

Michael Schwartz ve Tyler Nilson’ın gerek senaryoları gerek yönetmenlikleriyle etkileyici bir ilk filme imza attıkları Hayallerin Peşinde, Shia LaBeouf ve Zack Gottsagen’un aralarındaki uyum sayesinde daha da güçlenen etkileyici performansları ve günün sonunda izleyiciyi yüzünde bir gülümsemeyle uğurlayan hikâyesiyle yılın hoş sürprizlerinden birine dönüşüyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information