y0gg-nXndTs

Günümüzün en üretken ve en saygın film müziği bestecilerinden Hans Zimmer’ın kariyerine odaklanan video, sanatçının çalışma pratiklerini ve eserlerinin yer aldığı filmler üzerindeki etkisini inceliyor.

Christopher Nolan, Ridley Scott, Terrence Malick, Guy Ritchie… Birbirlerinden çok farklı film dillerine sahip olsalar da günümüz sinemasının önemli yönetmenlerinin en önemli ortak noktalarından biri kariyerlerinin bir noktasında yollarının besteci Hans Zimmer’la kesişmiş olması. Tabii ki bu durum tesadüf değil; süper kahraman filmlerinden animasyonlara, gerçek olaylardan yola çıkılarak çekilmiş II. Dünya Savaşı filmlerinden tarihi epiklere Hans Zimmer’ın besteleri, yer aldığı anlatılara bestecinin kendine has dokunuşunu katarak, seyir esnasında izleyicinin duygu ve düşüncülerini daha derinleştirme noktasında oldukça etkili bir öge olarak işlev görüyor. YouTube’daki Fandor kanalında yer alan bir video, Hans Zimmer’ın müziklerini bestelediği filmler üzerindeki etkisini inceliyor.

Hans Zimmer’ın Anlatıya Yön Veren Notaları

Zimmer’ın imza attığı yaklaşık iki yüz film müziğine genel bir bakış attığımızda gözümüze ilk çarpan, onun bestelerinin sadece tek bir türde değerlendirilemeyecek bir çeşitliliğe sahip olması. Zira onun besteleri arasında rock’ı da klasik müziği de, elektronik müziği de görebilmek mümkün.

Hans Zimmer’ın bestelerini bu kadar özel yapan etmenlerin başında ise, bestelerini yaparken kendi deneyimlerinden ve filmlerle kurduğu ilişkiden yola çıkıyor oluşu geliyor belki de. Örneğin, anlatısında benzer bir durum yer alan Aslan Kral – The Lion King’in müziklerini bestelerken, kendi babasını küçük yaşta kaybedişini düşünerek, onun için bir ağıt yazmıştır.

Başarılı besteciye göre görüntüler ve diyaloglar bir sinema filminin ortaya koyabileceği her şey için yeterli değildir. İşte bu pratiğe dökülememiş potansiyeli notaları aracılığıyla ortaya çıkarır Zimmer. Böylelikle anlatı yeni bir boyut ya da daha fazla derinlik kazanır. Bu bağlamda geleneksel film müzikleriyle, Zimmer’ın besteleri arasında bir fark olduğundan söz edebiliriz. Zira ona göre film müziği, mutlu bir sahnenin arkasına neşeli bir tını yerleştirmekten ya da hâli hazırda hüzünlü olan bir sekansın duygusal etkisini artıracak bir müzik kullanımının ötesinde bir kavramdır. Bunun en bariz örneği Yıldızlararası – Interstellar’ın tema müziğinin bestelenme sürecidir belki de. Zimmer bu müziği henüz Nolan filmi çekmeden önce, yönetmenin kaleme aldığı kısa bir hikâyeyi okuduktan sonra bestelemiştir. Bu hikâye bir göreve katılmak üzere çocuğundan ayrılmak zorunda olan bir babaya odaklanır. Zimmer, kişisel anlamda da ilişki kurabildiği bu anlatıya son derece kişisel ve duygu tonu yüksek -yani tipik bilimkurgu müziklerinin çok uzağında- bir müzik bestelemiştir. Bu beste, filmin son hâliyle bir araya geldiğinde ise, anlatıya duygusal ve dramatik bir katman ekleyerek, Interstellar’ın daha zengin bir yapıya sahip olmasını sağlar.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi