Bazı yapımları o kadar seviyoruz ki; bir arkadaşımız, eşimiz, dostumuz, eleştirmenler o film – dizi hakkında olumsuz ya da yeterince güzel yorumlar yapmadığında çıldırabiliyoruz. Bu durum çoğumuz için geçerli. Dünya tarihindeki ilk yapımdan beri yapımlara gerekli değerin verilip verilmediği tartışması döner. Yaygın tabirle bir yapımın ‘’Overrated’’ mı ‘’Underrated’’ mı olduğunun tartışması.

Serimizde yine bir diziye fakat bu sefer Victoria Dönemi Londrası’nda geçen bir gotik – korku janrında bir dramaya yer vermek istiyorum. Yeri gelmişken tekrar belirtmek istiyorum ‘’Hak Ettiği Değeri Görmediğine İnandığım Yapımlar’’. Bu seride yazacağım tüm yapımlar herhangi bir nesnel ölçümleme olmadan benim hissiyatımla belirlediğim yapımlar olacak. Kiminiz zaten daha önce bu yapımları duymuş olabilirsiniz, kiminiz ‘’Buna gayet hak ettiği değer verilmişti.’’ diye düşünebilirsiniz ama bana göre yazacağım yapımlar hak ettiği değeri görmediği için birçok insan belki de daha önce bu yapımları duymamış olabilir. Az biraz insana bu güzel yapımları izletebilirsem ne mutlu bana. İzlememe ihtimali olanlar için çok fazla spoiler vermemeye çalışacağım ama yine de bazı yerlerde spoiler verebilirim, şimdiden özür dilerim. O zaman atmosferi, sanat yönetimi ve karakterleriyle izleyiciyi kendine bağlayan Penny Dreadful ile serimize devam edelim. 2014 – 2016 yılları arasında Showtime’da yayınlanan Penny Dreadful yalnızca üç sezon yayınlanıp erken aramızdan ayrılması ve bu topraklarda pek kıymetinin bilinmemesi sebebiyle ”Hak Ettiği Değeri Görmediğine İnandığım Yapımlar” arasına rahatlıkla giriyor.

Victoria Dönemi Londrası’nın Muhteşemliği: Penny Dreadful

Josh Hartnett as Ethan Chandler, Eva Green as Vanessa Ives and Harry Treadaway as Dr. Victor Frankenstein in Penny Dreadful (season 1,episode 4). - Photo: Jonathan Hession/SHOWTIME - Photo ID: PennyDreadful_104_0754

Showtime kanalında 2014 yılında gösterime giren dizi, Dorian Gray, Doktor Frankenstein ve Dracula‘dan tutun, Dr.Jekyll’e kadar pek çok efsanevi karakteri bir araya getiriyor. Bize bu efsanevi karakterlerin hepsini izleme şansı sunan dizinin yaratıcısı Gladiator, The Aviator, Rango, Hugo, Skyfall ve Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street gibi yapımların senaryolarında imzası olan  John Logan. Dizinin yapım aşamasındaki diğer isimler ise Pippa Harris ve Sam Mendes.

Penny Dreadful’un en güçlü tarafı sıra dışı konusu, farklı gidişatı ve muhteşem karakterleri. Kısaca karakterleri tanıtmak gerekirse:

Vanessa Ives: Eva Green’in tüm zarafetiyle hayat verdiği dizinin baş kahramanı olan Vanessa, aydınlığa çıkmak isteyen ama karanlık tarafın sürekli olarak baskısına maruz kalan genç bir kadındır. Dizi boyunca karanlık tarafa geçmemek için mücadele veriyor.

Ethan Chandler: Josh Hartnett’ın canlandırdığı, dolunay çıktığında kurt adama dönüşen, küstah, cesur, kavganın içinde ama aynı zamanda kendisiyle büyük sorunları olan çekici ve güçlü bir karakter.

Sir Malcom: Vanessa ile aynı evde yaşayan bu adam, kızını arayan bir babadır. Aynı zamanda kişisel bir arayışın içinde olan kaşif rolünü Timothy Dalton hayat veriyor.

Dorian Grey: Reeve Carney’in hayat verdiği bu karakter; kendine güvenen, büyüleyici ama  aynı zamanda kendini toplumdan izole etmiş biridir. Dorian Grey, ölümsüz olduğu bilinen bu karakter dünyevi zevklerin içinde kaybolmuş ve çevresindekileri de bu hayata çeken bir karakterdir.

Lily: Birazdan bahsedeceğim  Dr. Frankenstein’ın can verdiği biri olan Lilly, sonrasında onu terk etmiş ve kendisini, Dorian Grey ile birlikte bir dönem fenimizm sularında bulmuştur.

Dr. Frankenstein: Bana göre bu dizinin en can alıcı karakteri Dr. Frankenstein’dı. Shelley’den şiirler okuyan, iyiyle kötünün savaşında yerini almış, efsanevi bir canavar.

Etkileyici bir girişle başlayan dizi ilk sezonunda korku – gerilim janrı üzerinden ilerliyor ve bunu yaparken arka planına gotik bir atmosferi yerleştiriyor. Her sezonda üstüne koyarak ilerleyen dizi ikinci sezonunda ise korku ve gerilim biraz uzaklaşarak artık karakterlerin birbirleriyle olan ilişkileri üzerine yoğunlaşıyor. Kimileri bu tercihten rahatsız olsa da bana göre bu tercih hem dizinin temposunu arttırıyor, hem de duygusal açıdan karakterlere daha da bağlanmamızı sağlıyor. Ve görselliğin tavan yaptığı ama ne yazık ki aceleye getirilmiş üçüncü sezonuyla dizi son buluyor. Penny Dreadful’u yalnızca, efsanevi yaratıkların birbirleri ile mücadele içinde oldukları bir yapım olarak görmemek gerekiyor, zira ana motivasyon bu olsa da tüm bunların alt metninde inanılmaz titizlikle çalışılmış bir mitoloji, edebiyat ve sosyoloji yatıyor. Dizinin temeli oldukça sağlam olduğu için doğal olarak oldukça fazla sayıda metafora ve göndermeye tanık oluyoruz.

Frankenstein canavarını tiyatro emekçisine dönüştürmeleri kesinlikle Phantom of the Opera karakterine gönderme.  İlk sezonda Dr. Frankenstein’ın, Shakespeare ve şiir üzerine Sir Malcolm’la olan diyalogları değme edebiyat eserlerine taş çıkaracak nitelikte. Dizi boyunca karşımıza çıkan Milton’un Kayıp Cennet’i , Oscar Wilde göndermeleri dizinin ne kadar incelikli yazıldığını gösteriyor.

Tüm bunlara ilaveten Penny Dreadful hepimizi tıbbın karanlık dehlizlerinde gezintiye çıkartıyor. Psikiyatrinin ayrı bir branş olarak anılması dizinin geçtiği Victoria Dönemi’ne rastlıyor. O dönem sayıları hızla artan akıl hastaneleri uygunsuzların, ötekilerin kapatıldığı gaddar yerlere evriliyor. O dönem kadının rolü evinde erkeğini beklemek olarak kafalara yerleşmiş. Kocasının sözüne uymayan, farklılık gösteren kadınlar da anında uyumsuz ilan edilip bu akıl hastanelerine kapatılıyor. Hastaneye kapatılan Vanessa ve normalleşmeye çalıştırılan Lily üzerinden dönemin şartlarında psikiyatrinin kadına bakış açısını da görmüş oluyoruz.

Yalnızca muhteşem sanat yönetmenliği için bile övgüyü hak eden bu derinlikli yapım da ne yazık ki yalnızca üç sezon yayınlanarak hak ettiği değeri tam anlamıyla elde edemiyor ama adını altın harflerle diziler tarihine yazdırıyor. Keyifli seyirler.

 

 

 

 

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi