Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta, Walt Disney’i çağrıştıran bir eğlence devi ve onun hayatına odaklanan, farklı animasyon türlerini bir araya getiren kurmaca belgesel Wandaland var.

Walt Disney, popüler kültür tarihinin gördüğü en önemli figürlerden biri şüphesiz. Mickey Mouse gibi bir ikonun yaratıcısı ve efsanevi eğlence parklarının kurucusu olmasından Salvador Dalí gibi bir sanatçıyla ortaklık yapmasına, her anlamda devasa bir isim o. Londralı genç animasyoncu Richard Noble’ın Royal College of Art’ta henüz birinci sınıf öğrencisiyken imza attığı Wandaland’in merkezindeki kurmaca karakter John Wanda da Walt Disney’e birçok benzerlik taşıyor. Mickey Mouse’u andıran Busby Bear gibi bir karakter yaratmasından, bu kısa animasyona da ismini veren eğlence parkı Wandaland’i kurmak istemesine kadar… Kurmaca bir belgesel kimliği de taşıyan bu kısa animasyonun en mühim özelliği, farklı teknikleri bir araya getirerek yarattığı dünya ve karakteri bir şekilde gerçekçi kılabilmesi. Öyle ki bunun kurmaca bir belgesel olduğu ön bilgisine sahip olmadan izlendiği takdirde bir arama motoruna John Wanda adını yazmanız işten bile değil.

Wandaland: İnşa Edilemeyen Hayaller

Devamında anlatacağı hikâyeye uyumlu şekilde bir Disney animasyonunun introsunu çağrıştırır şekilde açılıyor Wandaland. Öğreniyoruz ki Busby Bear karakteri içecek kutularında yer alacak, Hindistan’tan Fransa’ya kadar onun ürünleri satılıcak kadar popüler; hatta kendisi mangalara bile konuk olmuş, kendi sinema filmleri dahi var. Bu sevimli ayının Oscar’a da layık görülmüş yaratıcısı John Wanda’nın tek rakibi ise elbette Walt Disney. Fakat Wanda, şu an unutulmuş bir figür. Zira kendisi hayalindeki eğlence parkının inşaatı sırasında yaşanan skandal sebebiyle kendini toparlayamamış ve ortadan kaybolmayı seçmiş.

Richard Noble, hayali karakteri Wanda’nın hikâyesini anlatırken fotoğraflar, gazete haberleri, animasyon filmler gibi birçok farklı medyuma yer vererek filminin dilini zenginleştirirken, bu medya aygıtlarının yer almadığı anlarda da motion capture‘dan iki boyutlu animasyona kadar çok geçiş bir yelpazeye yayılan farklı teknikler kullanıyor. Tüm bunlar ilk anda bir araya gelmesi zor unsurlar gibi gözükse de Wanda’nın renkli ve çok yönlü dünyası bu çeşitliliğin içinde inandırıcı bir şekilde varolmayı başarıyor. Noble’ın Chris Marker’ın Dalgakıran – La Jetée filmini ilham kaynağı olarak işaret ettiği dış ses-anlatıcı tercihini ve tüm olan biteni, Wanda’nın inşa edemediği hayallerini “gerçek” kılmakta etkili olan sinema tarihini göndermelerinin de bu dünyanın inşasındaki etkisini es geçmeyelim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information