Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta, küçük bir kasabada etkili olan bir salgın yüzünden annesini kaybeden bir çocuğun yaşadığı deneyime odaklanan, Cannes ve Berlin gibi önemli festivallerin seçkilerine girmiş The Chair var.

The Chair, Amerikalı kısa film yönetmeni Grainger David’in bugüne kadar imza attığı beş yapımdan dördüncüsü. Filmin çarpıcı olmasa da, ilk bakışta çok da orijinal görünmeyen bir çıkış noktası var. Küçük bir Amerika kasabasına bir tür küf musallat oluyor ve bir salgın etkisi yaratıyor. Bu salgın, insanların hayatlarını etkilemeye, hatta ölümlerine neden olmaya başlıyor. Buraya kadar tipik bir salgın anlatısı gibi görünen The Chair, bu olayın etkilerini, annesini bu sebeple kaybeden bir çocuğun yaşadığı deneyim üzerinden anlatarak, anlam dünyasını farklı noktalara doğru genişletiyor.

The Chair: Derinlikli Bir Salgın Anlatısı

Tüm film, başından sonuna kadar, annesini kaybeden çocuğun dış sesi eşliğinde seyirciye sunuluyor. Bu dış sesin aktardıkları çıkış noktasını tam da bir çocuktan beklenecek şekilde, en mahrem noktadan alıyor belki de; annesinin ölümünden. Daha sonra anlatı, tüm kasabanın bu salgından nasıl etkilendiğine, okuldaki derslerin, dini ritüellerin nasıl olanlar sebebiyle şekil değiştirdiğinden bahseder hâle geliyor. Yaşananları belgeselvari duyarlılıkla, ama son derece dingin ve dokunaklı bir tonda aktaran çocuğun aklı son kertede yine annesine, bir küf yüzünden ölmenin nasıl bir şey olduğuna takılıyor. Bu noktada annesinin oturduğu sandalyeyi tüm yaşananların odak noktasına koyarak basit bir obje üzerinden bireyin yaşadığı yıkıcı deneyimi somut bir forma büründürüyor yönetmen. Çocuğunun deneyimlerinden ya da doğrudan kendisinden, bir an olsun ayrılmadan, onun yaşadıklarına, hissettiklerine, çevresiyle olan ilişkisine genişçe bir alan açmayı başarıyor. En iyi görüntüyü yakalamaktan ziyade sadece orada olmak için, çocuğu dinlemek için var olan kameranın seyirciye ulaştırdığı dingin görüntüler, bireysel bir kaybın doğasına dair derinlikli bir sorgulamanın kapısını ardına kadar aralıyor. Doğası gereği çoğunluğu etkileyen bir olgu olan salgın, The Chair’in anlatısının katalizörü gibi işlev görse de yönetmen Grainger David’ın ayakları yere son derece sağlam basan, olgun rejisi, böylesi bir kavramı bireye dair derinlikli bir sorgulamaya dönüştürmeyi başarıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi