Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta, ileri yaşlarındaki bir anne ve kızın gerilimli hikâyesine odaklanan ve özellikle yarattığı atmosferle dikkat çeken The Beast var. 

Günah Tohumu – Carrie, Zehirli Hayat – Imitation of Life, Female Trouble, Piyano Öğretmeni – La pianiste ve tabii ki Güz Sonatı – Höstsonaten… Anne-kız ilişkileri -hele ki sorunlu olanları- içinde çok fazla dramatik detay barındırmalarından olacak, sinemanın ilgisini fazlaca çekmiş bir konudur. Kimi yapımlar, bu mevhumu doğrudan anlatlarının merkezine yerleştirirken bazıları da karakter kurulumunda bu türden unsurlara yer vermişlerdir sinema tarihi boyunca. Hırvat yönetmen Daina Oniunas-Pusic’in 2015 yapımı kısa filmi The Beast- ya da orijinal adıyla Zvjerka- da bu geleneği takip eden bir anlatı sunuyor. Tamamı tek mekânda, bir evin içinde geçen film, 100 yaşındaki yaşlı anne ve onunla ilgilenen 75 yaşındaki kızının arasındaki gerilimli ilişkiye odaklanırken hem kutsal aile kurumunu tartışmaya açıyor hem de gerilim türüne yakın duran üslubuyla yüksek bir seyir zevki sunuyor.

The Beast: Anne, Kız ve Bir Yarasa

The Beast’teki anne neredeyse bir asırdır hayatta ve bunun sonucu olarak da yaşamsal faaliyetleri oldukça yavaşlamış durumda, konuşmakta dahi zorlanıyor artık. Bu durumdaki annesine bakma sorumluluğu kızı üzerinde bir baskı, bir yük oluşturuyor ve bu duruma annesini bir tür oyuncak bebek gibi konumlandırarak bu yükün etkisini azaltmaya çalışıyor. Onun tırnaklarına istediği gibi, farklı renklerde ojeler sürüyor; kendi isteklerini, annesinin ihtiyaçlarının önüne koyuyor. Derken evlerine nereden geldiği belli olmayacak şekilde bir yarasa geliyor ve yaşlı kadının yatağının altına yerleşiyor. Filme gerçeküstücü bir ton katan bu kırılma, anne ve kızın ilişkisinde de ciddi bir değişimin simgesi oluyor. Yarasanın yatağının altına yerleşmesinden sonra annenin sağlık durumunda bariz bir iyileşme başlıyor; rahatlıkla konuşabiliyor, kızının notlarında kendiyle ilgili yazdıklarını okuyabiliyor artık. Böylelikle anne-kız gerilimli bir yüzleşmeye doğru sürükleniyor. Tabii burada yarasanın sıklıkla ölümü, eksinin yerini yeni olanın alması gibi durumları simgelediğini düşünürsek filmin sembolizme dayanan bir anlayı benimsediği rahatlıkla söyleyebiliriz.

İkilinin yaşadıkları dönüşümün yarattığı gerilimi başarılı bir rejiyle destekliyor yönetmen Daina Oniunas-Pusic. Özellikle yarasa ile anne karakteri arasındaki bütünleşmeyi açık eden anlarda, ekranı Brian De Palma‘yı hatırlatacak şekilde ikiye bölmesi ve üzerinde özenle çalışıldığı belli olan kadrajlara giren görüntüler filmin gerilimini destekliyor. Ama The Beast’teki teknik beceriyi bununla sınırlamak haksızlık olur. Zira mekân tasarımından ses kullanımına, oradan da oyuncu yönetimine kadar her detay, bu gerçeküstücü gerilim filmini birkaç seviye üste çıkaracak netilikte.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information