Advertisement


Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta, Ziya Demirel imzalı, genç bir kadının şehirdeki bir gününe odaklanan ve Cannes Film Festivali’nde En İyi Kısa Film Ödülü için yarışan Salı var.

Kadın olmanın ne kadar zor olduğu, kafasını kaldırıp çevresinde olan bitene özenli bir şekilde bakan herkesin malumu artık. Tarihin en başından beri kadını ikinci sınıf insan olarak konumlayan anlayışın hükmettiği bir dünyada, coğrafyadan, toplumsal sınıflardan ya da çalışılan sektörden bağımsız bir şekilde kadınlar mücadelesini verdikleri eşitlik talebinin karşılığını hâlâ alabilmiş değil. Ziya Demirel‘in 2015 tarihli kısa filmi Salı da İstanbul’da yaşayan, lise öğrencisi genç bir kadının herhangi bir gününe odaklanarak evrensel sözler üretmeyi başarıyor. Yapım, yurt dışında Cannes ve Sundance’in de aralarında bulunduğu önemli festivallerde yarışmış, yurt içinde ise İstanbul ve Ankara gibi festivallerde en iyi kısa film seçilmişti.

Salı: Herhangi Bir Güne İsyan

Film, her gün olduğu gibi okula gitmekte olan genç bir kadını takip ederek başlıyor. Zaten tüm film de bu genç kadını takip etme, şehirde yaşayan herhangi bir kadının herhangi bir gününün kaydını tutma mantığı üzerine kurulu. Odağındaki ana karakteri takip eden el kamerası, onun yaşadıklarına paralel olarak hareket ederek, gerektiğinde sallanarak söz konusu takip etme hissiyatını ekrana yansıtmayı başarıyor. Teknik anlamda her saniyesi özenle tasarlanmış olan filmin, anlatının tamamına katkı yapmayan bir planı bile yok neredeyse. Filmin anlatı anlamında zirve yaptığı otobüs sahnesine kadar; genç kadın sokakta yürürken de, belki hoşlandığı çocuğa basketbol sahasında meydan okurken de, öğretmen kadraj dışından öğrencilerin giyimleri hakkında ahkam keserken de ana karakterin içinde yaşadığı dünyaya dair net ama incelikli doneler sunuyor yönetmen Demirel. Bu doneler vasıtasıyla kurduğu dünyanın hakiki olması ve şehirde kadın olmanın nasıl bir şey olduğuna dair güçlü çıkarımlar yapmakla yetinmemesi ise Salı’nın en büyük artılarından biri. Öyle ki yaklaşık 10 dakika boyunca takip ettiğimiz kadını finalde bir isyana kalkışırken görüyoruz. Küçük bir isyan bu. Küçük olsa da nefes almak konusunda umur veren bir isyan.

Ziya Demirel’in ilk uzun metraj projesi İki Gözlüler’inde bu yılki Köprüde Buluşmalar’a seçilen yapımlardan biri olduğunu hatırlatalım.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information