Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta, bindiği trende yüksek sesle telefonla konuşan kişiyi uyarıp uyarmama konusunda kararsız kalan bir karakter üzerinden hemen hemen herkesin empati kurabileceği bir komedi sunan Quiet Carriage var.

Toplu taşıma araçları şehir hayatının vazgeçilmez bir parçası. İşe ya da okula gitmek gibi zorunlu hâllerin dışında, keyfi olarak da bir yerden bir yere seyahat etmek için bu araçlarla sürekli bir bağ içinde oluyor. Bu gibi sebeplerle gündelik yaşantımızın yoksayılamayacak kadar büyük bir kısmını geçirdiğimiz otobüsler, metrolar, vapurlar, trenler, hatta metrobüs hayatı deneyimleme alanlarına dönüşüyor; buralarda birbirinden ilginç, bazen tuhaf bazen komik anların içinde buluyoruz kendimizi. Ben S. Hyland‘in yazıp yönettiği kısa film Quiet Carriage da tam olarak böyle bir ana götürüyor seyiriciyi. Üzerindeki kıyafetlerden işe gitmekte -ya da işten dönmekte- olan bir beyaz yakalı olduğunu çıkarabildiğimiz ana karakter, bindiği trendeki genç bir kadının yüksek sesle telefonla konuşmasından feci şekilde rahatsız oluyor ama onu bu konuda uyarıp uyarmamak konusunda bir türlü karar veremiyor. Yönetmen Hyland de bu duygusal karmaşa hâlinden zeka dolu bir komedi çıkarıyor.

Quiet Carriage: Bir Kararsızlık Komedisi

Şehirde yaşayan hemen hemen herkesin en az bir kere tecrübe ettiği bir ana odaklanıyor Quiet Carriage. Bu yüzden odaklandığı bu küçük anı zihnimizde canlandırmak, kendini kararsızlığın içinde bulan ana karakterle empati kurmak epey kolaylaşıyor. Fakat Ben S. Hyland, yakaladığı bu güçlü detayın konforuna yaslanmak yerine, karakterin tüm hayatını etkileyebilecek bir karar verememe durumunun ne türden sonuçlara yol açabileceğine dair hayal gücüne bulanmış, absürt bir komedi yaratıyor. Bunu yaparken de filmin çok büyük bir bölümünü ana karakterin zihninin bir yansımasına dönüştürerek filmle karakterin zihnini aynı seviyede buluşturuyor. Bu komedi, anlatının karakterinin zihninden çıkıp olayların geçtiği ve maalesef Türkiye’de benzerlerinin bulunmadığı “sessiz vagon”a dönmesiyle birlikte başka bir boyut kazanıyor, Monty Python‘dan Mr. Bean’e kadar çok geniş bir yelpazeye sahip İngiliz mizahının güncel ve etkili bir örneğine dönüşüyor. 5 dakikalık bu kısa film, çok sıradan ama herkesin başına gelen bir anı güçlü bir komedi hâline getirerek kalıcı hâle geliyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information