Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta Anais Barbeau-Lavalette ve Andre Turpin imzalı Prends-Moi filmini sizler için seçtik.
Bazı filmlerin hikâyesi daha önemlidir, bir olay dizisi veya bir karakter aracılığıyla bizi etkiler. Bazı filmler ise salt duygular üzerine kurulur ve izleyici anlamaktan öte hissetmekle yükümlüdür. Anais Barbeau-Lavalette ve Andre Turpin imzalı Sundance Film Festivali‘nde En İyi Kısa Film dalında adaylığı bulunan Prends-Moi filminin tabii ki anlattığı bir hikâye ve olay örgüsü var fakat bundan daha öte filmin merkezinde duyguların en yalın, en masum hâli var.

Prends-Moi: Aşkın Olduğu Yerde Tabulara Yer Yoktur

Mani isimli genç bir hasta bakıcı, engelli hastaların bulunduğu bir merkezde çalışmaktadır. Görevi gereği merkezde kalan evli bir çifti, aşklarını doya doya yaşamaları adına bir odaya taşır. Aralarındaki tutku her hâllerinden belli olan engelli çift, cinsel ilişki sırasında yardım almak için Mani’yi çağırır. Mani ise bu durumdan biraz rahatsız olmasına rağmen görevi yerine getirmek adına yardım etmeye çalışır. Anais Barbeau-Lavalette ve Andre Turpin’in imzasını taşıyan diğer kısa filmlerin teması da tıpkı Prends-Moi gibi aşk, cinsellik ve iş etiği üzerine kurulu. Fakat şüphesiz ki aralarındaki en cesur ve en iyi filmin Prends-Moi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bir yandan engelli çiftin birbirilerine sevgiyle yaklaşmasını, dokunmasını ve sevişmelerinin ardından birbirilerine olan tutkulu bakışlarını görürken diğer yandan Mani’nin bu genç aşıkların sevişmelerine yardımcı olmak için prensiplerine göğüs gerip bir anlamda da bundan rahatsız oluşunu izliyoruz. Film; genç aşıklar üzerinden aşkta herhangi bir engel tanınmayacağı mesajını vermesiyle değil, Mani karakteri üzerinden toplumun iki tabusunu bir araya getirip aşkın en saf ve en kuvvetli yönlerini gözler önüne sermesiyle oldukça kuvvetli bir anlatıma sahip. Film boyunca Mani’nin bu yaşadığı rahatsızlığa tanık oluyoruz fakat sonlara doğru genç adamın Mani’ye teşekkür etmesi, genç aşıkları yerlerine götürürken Mani’nin iş arkadaşıyla arasında geçen konuşmanın, yaşanılan farkındalığın müthiş bir özeti olduğunu söyleyebiliriz. Mani’nin merkezdeki diğer engelli insanlara uzun uzun baktığı final sahnesi ise şahane bir seçim. Çünkü bir yanında aşk, diğer yanında yalnızlık vardır ve Mani, insan nerede veya ne koşulda olursa olsun bu en derin duyguların gerçek öznesi olduğunun farkına varır.
*Film çıplaklık ve cinsellik içermektedir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi