Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta Dan Hodgson’ın ilginç bir aşk üçgenini konu edindiği Love is Blind adlı filmini sizler için seçtik.
Ana akım romantik komedi filmlerinin bayat esprileri, yüzeysel karakterleri ve klişe olay örgülerinden sıkılanların sayısının oldukça fazla olduğunu tahmin ediyorum. Elbette bu türün birçok başarılı filmi de mevcut. Dan Hodgson‘ın 2015 Cannes Film Festivali’nde En İyi Kısa Film Ödülü için yarışan Love is Blind filmi, romantik komedi janrının bilindik kalıpları dışında özgün bir aşk üçgeni yaratarak hem gülümsetmeyi hem de izleyicinin damağında hoş bir tat bırakmayı başarıyor.
Alice, yakışıklı ve genç bir adamla tutkulu bir şekilde öpüşerek yatak odasına girer. İkisi de birbirinin kıyafetlerini -birkaç aksilik yaşamalarına rağmen- çıkarıp soyunmaya başlarlar. Tam yatağa geçtiklerinde evden bir ses gelir. Gelen, Alice’in kocasıdır. Alice’in kocası işitme engelli olduğu için evde olanları fark etmez. Alice, genç adamın fark edilmeden evden çıkması için kocasını oyalamaya çalışır fakat kocasıyla ilişkileri hakkında konuşmaktan da kaçamaz.

Love is Blind: Aşk; Fiziksel Engelleri Aşar, Duygusal Engellere Takılır

Romantik komedi türünde bir hikâye anlatmak için karakter oluşturmak, bu karakterleri bir çatışma içerisine sokmak ve bir de üzerine mizah ögeleri eklemek için 6 dakika aslında yeterli bir süre gibi görünmeyebilir. Fakat yönetmen Dan Hodgson, Love is Blind filminde bu üç dinamiğe oldukça hakim. Üstelik bu olay örgüsünü ters köşe bir final sahnesiyle de başarılı bir şekilde noktalıyor. Love is Blind filminde sevilecek çok fazla şey var aslında. Romantik komedi janrının sıkıcı kalıplarından farklı karakterler, olay örgüsü ve oyuncuların müthiş performansı da bunlara dahil.
Burada Dan Hodgson’a ve Love is Blind filmine beslediğim saygının bir nedeni daha var. O da filmin merkezine fiziksel engelli bir karakteri yerleştirmesidir. İşitme bozukluğunu normalize etmek hatta bunun üzerine mizah yönü ağır bir film inşa etmek her ne kadar riskli bir hareket olarak görülse de Hodgson bunu çok iyi kotarıyor. Sonuçta insan her şeyiyle insandır ve Love is Blind filminde olanlar herkesin hayatında olabilir. Hodgson’ın bir engeli yüceltmek veya yermek yerine bu denli normalize etmesi, politik doğruculuk adına yapılan yapmacık mesajların yanında çok daha doğal olduğunun bir kanıtı. Zaten Hodgson, filmine Love is Blind (Aşk Kördür) gibi yine fiziksel bir engeli hissettiren ironik bir isim vererek insan hayatına engel teşkil eden şeylerin fiziksel değil duygusal olduğunu da vurguluyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi