Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta, bir babanın genç kızına sahip çıkma motivasyonu üzerinden kurgulanan beyaz Amerikalılık ve toplumsal cinsiyet kodları üzerinden erkekliğin deşifre edildiği Light My Fire var.

Sinema sektöründe ses tasarımı ve kurgu gibi alanlarda deneyim sahibi olan Bobb Barito’nun yönettiği 2018 yapımı Light My Fire, temelde 4 Temmuz Amerika Bağımsızlık Günü’nde geçen beyaz Amerikalı bir babanın hayatından bir kesiti aktarıyor. İlk sahne ve ilk karede gündüz vakti bir banliyö evinin önünde dalgalanan devasa Amerika bayrağı ve hemen bayrağın üzerinde patlayan havai fişeklerle açılan film, orta yaşlı bir adamın küfürler savurarak evden çıkmasıyla başlıyor. Bu aşırı maskülen tavrıyla adamın neden bu kadar kızgın olduğunu anlamaya çalıştığımız ilk sahneden sonra meselenin genç kızıyla ilgili olduğunu öğreniyoruz. Ancak film, adamın bu sert ve maskülen tavrının tamamen kızının maruz kaldığı şiddetten kaynaklanmadığını çarpıcı bir dille izleyiciye aktarmayı başarıyor. Zira, yaşadığı toplumda beyaz bir Amerikalı erkek olarak toplumsal cinsiyet kodları ile kodlanmış “erkeklik” krizi, kızının başka bir erkek tarafından şiddete maruz bırakılmasının ötesine geçiyor, mesele bir erkeğin başka bir erkekle hesaplaşmasına dönüşüyor.

Light My Fire: Görünmeyen Kadının Hakkında Meydan Okuma

Light My Fire, film ekonomisi açısından oldukça başarılı bir anlatımla hikâyeleştirilen, 9 dakikalık bir film. Anlatı, konusu itibariyle uzun metraj sinema filmi olarak da kurgulanabilecekken, yönetmen Barito’nun olabildiğince sade ve dolaysız kurgusu neticesinde bir kısa film olarak da izlenebilir hâle gelmiş. Toplumsal cinsiyet kodları ve ataerkil yönetim mekanizmasının mütemadiyen empoze ettiği “kahramanlık” söyleminin ve biyopolitikasının bir sonucu olan yıkıcı ve kadın düşmanı erkeklik, Light My Fire’da son derece açık bir şekilde gösteriliyor. Şiddete maruz kalan genç kadın karakter, filmin son dakikalarına dek hiç görünmüyor. Onun yerine onun hakkını arayan babası ise, kızına şiddet uygulayan genç adamın evine gittiğinde, genç adamın babasıyla karşılıyor ve bu karşılaşma daha çok bir meydan okumaya dönüşüyor. Oğlunun, karşısındaki adamın genç kızına şiddet uyguladığını öğrenen diğer baba ise bu meydan okumaya karşılık vererek, oğlunun genç bir kadına uyguladığı şiddetin cezasını yine aşırı şiddetle veriyor. Bu şiddet dolu sahne boyunca genç adamın annesi endişeyle adama şiddet uygulamamasını söylerken, durmadan havlayan köpek, babanın önüne geçilemez öfkesinin göstergesi hâline gelirken, adamın eşine verdiği yanıt aslında meselenin “şiddete maruz kalan bir kadının hakkını koruma” meselesi değil, doğrudan bir erkeklik meselesi olduğunu gösteriyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi