Advertisement


Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta, kendinden yaşça büyük iki erkeğin evliliğine dâhil olarak bu ilişkideki yerini arayan genç bir adam üzerinden standartlaşmış ilişki kalıplarına dair soru işaretleri ortaya atan Levander var.

Bazı olgunların “normal”, bunların dışında kalanların “marjinal” olarak yaftalandığı bir dönemde yaşıyoruz. Giyim tarzı, dinlenilen müzikler, siyasi görüş, cinsel yönelim, yaşanılan ilişki biçimleri… Toplum normlarının tüm bunlar hakkında ve daha birçok konuda “normal” bellediği, bunların dışına çıkan bireylerin hoyratça sapkın ilan edildiği dönemdeyiz. Dolayısıyla bu kalıpların dışına çıkmak da bir mücadele konusuna dönüşüyor ister istemez. Bu durum, Matthew Puccini’nin yazıp yönettiği, Sundance ve SXSW gibi önemli film festivallerinde seyirciyle buluşan Levander için de geçerli. Merkezine eşcinsel bir erkeği alan bu kısa filmde, öncelikle karakterlerinin cinsel yönelimi ile söz konusu standartizasyona meydan okuyor gibi görünse de asıl meselesini ilişki biçimleri ve bireylerin ilişkiler içindeki konumları üzerinden kuruyor.

Levander: Zarif Bir Sorgulama

Levander’in açılışında, ana karakterin kendinden yaşça büyük ve uzun süredir ilişki içinde olduklarını anlayabildiğimiz bir çiftle piyano başında keyifli anlar geçirdiğini gördüğümüzde, bu üç kişi için işlerin yolunda gittiği çıkarımını yapmak pek de zor olmuyor aslında. Kulağa ilk anda bir aşk üçgeni gibi gelen bu ilişki, özünde bunun çok daha ötesinde bir duruma işaret ediyor. Zira bu yaşananın çok eşli bir ilişki olduğunu görebiliyoruz bu huzurlu açılışın hemen ardından. Velhasıl film ilerledikçe merkezdeki genç erkeğin bu ilişkideki konumuna dair bir sorgulamanın içine girdiği sezilebiliyor. Levander’in en başarılı yanı da bu sorgulamayı küçük kararlar, iddiasız anlar üzerinden, son derece zarif bir şekilde anlatısının bir parçası kılabiliyor oluşu. Senarist ve yönetmen Matthew Puccini’nin bu filmde kendi deneyimlerinden yola çıkarak imza atması, bu zerafet ve sahicilik hissini yaratmak konusunda en önemli etken belki de. İlişki biçimlerinin, ilişki kurmak ya da kurmamanın bireysel kararlar olduğu minvalinde güçlü söylemler üretirken duygusal anlamda da çok yoğun bir yerden bakarak yarattığı karakterin içsel yolculuğuna da geniş bir alan açabiliyor Puccini; ilişkilerdeki konumların, doğum günü hediyeleri ya da duvara sürülen boyalarla sorgulanabildiği ve bu konumların kişilerin ilişki kurma güdüleriyle ne şekilde alışveriş hâlinde olabildiğine dair zarif soru işaretleri atabiliyor ortaya.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information