Fry Day from Topic on Vimeo.

Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta Laura Moss’un suç, dram ve gerilim unsurlarıyla tam bir türler harmanı olan Fry Day filmini sizler için seçtik.
Hatırlarsanız geçtiğimiz yıl Harvey Weinstein ile başlayan Hollywood taciz skandalları yalnızca sinema gündemine değil tüm dünya gündemine oturmuştu. Bu skandalların bir sonucu olarak ortaya çıkan #MeToo hareketi, tüm dünyada tacize uğrayan insanların ortak dili olmuştu. Bu hareket sinemaya da yansıdı ve bu konuya değinen birçok projenin yapımına başlandı. Elbette bu durum kısa filmler için de geçerli oldu. Laura Moss imzalı kısa film Fry Day‘in; suç, dram ve gerilim gibi türler harmanı bir film olduğu kadar temelinde yatan şiddete meyilli ataerkil bir toplumun içinde kadınların yaşadığı korku ve paranoyadan ötürü de bir #MeToo filmi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Fry Day: Canavarlar Her Yerde, Farklı Biçimlerde Hatta Hepimizin İçinde

Öncelikle söylemek gerek ki Fry Day filminin çıkış noktası hayli ilginç. Amerika’nın en azılı seri katillerinden biri olan Ted Bundy‘nin infaz edileceği gün düzenlenen bir gösteride, polaroid fotoğraf makinesi olan bir kız 2 dolar karşılığında hatıra fotoğrafı çekmektedir. Gösteri sırasında daha önce aynı okula gittiği Keith isimli bir çocukla karşılaşan kız, kısa sürede çocukla yakınlaşır ve tüm muzipliklere katlanacağı gerilimli bir yolculuğa çıkar.
Filmin tüm kurbanları kadınlardan oluşan seri katil Ted Bundy’nin infaz gününde geçmesi ve bu gösteride Ted Bundy’ye nefretini kusan genç erkeklerin suça ve tacize meyilli olmaları, sanırım Moss’un yarattığı en güzel ironilerden birisi. Bunun yanı sıra filmin hemen başında Ted Bundy’nin infazını kutlamak adına küçük kızların “Burn Bundy” yazılı kıyafetler giymesi, filmin baş karakterinin masum bir sebeple bile olsa Ted Bundy maskesini boynunda taşıması, insanlar mangal yaparken haber spikerinin heyecanla Bundy cinayetlerini detaylıca anlatması aslında ciddi bir endişeyi dile getiriyor. Şiddetle başa çıkmanın yolu yine şiddet tohumları ekmek midir? Şiddete meyil etmemize rağmen bizi Ted Bundy gibi bir canavardan ayıran şey, suçu henüz eyleme dökmemiş olmamız mıdır? Sanmıyorum. Yönemen Laura Moss’un bu gösterileri uzun uzun göstermesinin altında bunun kötü olduğunu vurgulamak olduğunu düşünüyorum. Zaten filmin esas hikâyesinde kız ve çocuğun yakınlaşmalarının ardından çocukların kızı tenha bir yerlerde sıkıştırmaları ve filmin finalinde ormanlık arazide kızın yanında duran erkek şoför, Moss’un “Canavarlar her yerde” söyleminin altını tekrardan çiziyor. Böylelikle şiddetin had safhada olduğu eril bir atmosferde kadınların yaşadığı dehşet, tehlike ve paranoya da izleyiciye çok başarılı bir şekilde aktarılıyor.
Katıldığı birçok festivalde beğeni toplayıp aynı zamanda ödüllerle de dönen Fry Day ile sizleri baş başa bırakalım. Herkese iyi seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi