Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta, işyerinde uğradığı tacizin travmatik etkisiyle mücadele hâlindeki bir kadın üzerinden eril tahakkümün bireylerin hayatlarına nasıl nüfuz ettiğini gözler önüne seren Doublespeak var.

Hazel McKibbin’in hem senaryosunu kaleme aldığı hem de yönetmen koltuğunda oturduğu Doublespeak’in adı, sıklıkla iktidar sahiplerinin kitlelerin algısını eğip bükmek ya da daha net tabirle, onları kandırmak adına başvurdukları bir yöntemden geliyor. Türkçeye -belki biraz zorlama olarak- “ikili konuşma” şeklinde çevrilebilecek olan bu yöntemde, genellikle söylenen sözlerin iki anlamı bunulur ve yanıltıcı etki tam olarak bu durumdan kaynaklanır. Kısa film Doublespeak’in anlatısında da benzer bir durum mevcut. İşyerinde uğradığı tacizle ilgili şikayette bulunan genç bir kadının tarafında görünen, ifade ettikleri bu doğrultuda tınlayan “iktidar sahiplerince” alınan kararların benzer olayların tekrar yaşanmaması noktasında hiçbir etkisinin olmayacak olması gerçeğini çok incelikli ve dramatik anlamda güçlü bir yerden seyirciye geçiriyor yönetmen McKibbin.

Doublespeak: Sistematik Erkek Şiddetine Çarpıcı Bir Bakış

Filmin büyük bir bölümü, ana karakter Emma’nın yaptığı şikayetin sonuçlarının tartışıldığı bir toplantıyı kapsıyor. Toplantı ilerledikçe fark ediyoruz ki, görünürde her şeyin olması gerektiği gibi yürütüldüğü şirket de eril tahakkümün tipik bir yansıması. Emma’nın uğradığı tacizin delili olarak sunduğu mesajlar kanıt olarak kabul edilmiyor, şikayette bulunmak için neden uzun süre beklediği tartışmaya açılıyor, tacizcinin bir daha benzer bir saldırıda bulunmayacağına dair verdiği söz, olayın üstünün kapatılması için adeta bir fırsat gibi değerlendiriliyor. Doublespeak, bu gerçekleri tek bir kadının yaşadıklarından hareketle diyaloglar üzerinden iletirken sahnenin ritmi ve kendi içindeki gerilimi, Emma’nın iradesine yapılan saldırının her geçen saniye daha da şiddetlenişini aynalıyor. Bu esnada araya giren ve yaşananların ana karakterin üzerindeki travmatik etkisini görünür kılan flashback benzeri anlar da bu durumun seyirci üzerindeki etkisini daha da artırıyor. Bu noktada oyuncu Angela Wong Carbone‘un başarılı performansına parantez açmakta fayda var. Öyle ki hem söz konusu toplantıda hem de devamında gelen anlarda, karakterin güçlü kalmaya gayret ederken çarptığı görünmez duvarın etkisiyle ne denli büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını seyirciye geçirmek konusunda çok iyi bir iş çıkarıyor. Fakat filmin asıl sessiz ama vurucu etkisi kapınışında kendini gösteriyor. Taciz olgusunu sadece tek bir kadın üzerinde anlatır gibi görünen yapım finalde zarif ve dokunuşla söz konusu şiddetin nasıl yaygın ve sistematik bir yapı üzerinde geliştiğine şahit ediyor seyirciyi.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information