Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta, içinde bulunduğu sıkıcı ruh hâlinden çıkmak için öğle aralarında banka soygunları yapan bir kadının hikâyesini anlatan Don’t Be a Hero var.

Peggy Jo Tallas… İlk bakışta Teksaslı iyi yürekli bir kadın olarak görülecektir. Onu mental olarak tatmin etmese de bir işi vardır ve yaşlanmakta olan annesiyle birlikte yaşamaktadır. Buraya kadar herhangi “farklı” bir durum yok; Peggy Jo Tallas benzer hayatlar yaşayan milyonlarca kişiden biri. Lakin onun genelden ayrıldığı bir özelliği var; bu kadın, içinde bulunduğu sıkışmışlıktan sıyrılabilmek için mesaisinin öğle arasında banka soygunları yaparak hayatına heyecan katmak istiyor. Pete Lee‘nin prömiyerini 2018 yılında Sundance’de yapan son kısa filmi Don’t Be a Hero, ilhamını bu kadından alarak kurmaca bir anlatı ortaya koyuyor. Bu anlatının da merkezinde yine can sıkıntısı ve yalnızlık hissinin bireye yaptırabileceği “uçuk” eylemler yer alıyor.

Don’t Be a Hero: Yalnızlığın Ortasında

Olduğumuz kişiden, yaşadığımız hayattan sıyrılma isteği, özellikle sinema perdesinde klişe hâline gelmiş durumda. Don’t Be a Hero, söz konusu klişeye oldukça “uç” bir noktadan yaklaşarak, bu durumu lehine kullanıyor. Zira bu kısa filmin ana karakteri olan Lizzy, soygun yapmak için kılık değiştirdiğinde kendisini bir kovboya çeviriyor -belki de akla gelecek en uç karaktere. Bu bağlamda Lizzy’nin iki farklı uçta gezen çift taraflı bir hayat yaşadığını söyleyebiliriz. Öğle aralarında banka soyan bir kovboy, öte yanda sıkıcı hayatında yalnızlığın ortasına düşmüş bir kadın. Kovboy kılığındayken yüksek olan özgüveni, gerçek hayatını yaşamaya çalışırken aynı değil Lizzy’nin. Zira gerçeğin sıkıcılığı ve fantezinin sunduğu keyif arasında ciddi bir uçurum var. Ana karakterimiz de bu durumun farkında, yalnızlığıyla bezeli sıkıcı bir hayat yaşayacağına, küçük soygunlar yapmayı yeğliyor, tekrar tekrar.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi