Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta, ırkçılığın gündelik hayata nasıl işlediğini soğukkanlı bir şekilde gözler önüne seren An Occurrence at Arverne var.

Irkçılığın ne denli bir büyük bir bela olduğunu, etkisi görünürde azılıyor gibi olsa da insanlığın ne denli içine işlediği görmek için son birkaç aydır Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşananlara bakma dahi yeterli. Böyle büyük bir sorunun çok uzun süredir sinemaya, farklı tür ve üsluptaki filmlere konu olduğu da bilinen bir gerçek. Robert Broadhurst’ün yazıp yönettiği An Occurrence at Arverne de bu yapımlardan biri. Fakat Broadhurst konuyu, yüksek perdeden slogan atmak yerine, bu meselenin hem gündelik hayata hem de bilince sirayet edişini sessizce ama son derece etkili bir şekilde ele alıyor.

An Occurrence at Arverne: Sıradan Irkçılık Öyküleri

New York’un Arverne mahallesinde açılıyor film. Sıra sıra park edilmiş otomobillerin sokakları doldurduğu, bir banliyo treninin geçtiği herhangi bir mahalle olarak tasvir ediliyor burası. Derken kadraja genç bir erkek giriyor; bu mahalledeki evlerden birinin fotoğrafını çektikten sonra, o eve girmeye çalışıyor. Paspas altında, kapı pervazında, anahtar bırakmak için sıklıkla kullanılan yerlerde -muhtemelen- evin anahtarını arıyor. O esnada bu genç adamın siyah olduğunu açık eden yönetmen, beyaz bir kadının olan bitenden işgillendiğine dair kısa bir plan da katıyor filmin akışına. İşte bu andan itibaren, zaten herhangi bir hırsızlık olayının gerçeklemesine çok da şaşırmayacağımız bu mahalle, önyargıların ve önyargılarımızın mekânına dönüşüyor. Zira devamında olan biten her şey, önyargıları tetikleyerek seyircilerin eve giren genç erkeğe bakışı ile kadınınkini eşleştirmek üzerine kurulu. Sonradan adının Marcus olduğunu öğreneceğimiz ve filmin tek oyuncusu Curtiss Cook Jr. tarafından canlandırılan genç adamın eve girmeye çalışırkenki tavırlarıyla başlayan “işgillenme” durumu, anahtarı bulmasından itibaren farklı senaryo manevralarıyla birlikte sürekli canlı tutuluyor. Fakat bir noktadan sonra bunları ne denli büyük önyargıların, hatta ırkçılığın belirtileri olduklarını yavaş yavaş görünür kılıyor. Bu bağlamda aceleci olmayan ya da mesajını herkesin kavraması gibi bir gayesi olmadığını söyleyebiliriz An Occurrence at Arverne’nin. Irkçılığın her daim görünür olmadığını da düşündüğümüzde yönetmen Broadhurst’ün tercihleri daha da anlam kazanıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information