Başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ, Büşra Develi, Yücel Erten ve Alihan Türkdemir’in yer aldığı Hadi Be Oğlum, bir baba oğul hikâyesi anlatıyor. Filmin senaryosunda Komedi Dükkanı adlı TV programından tanıdığımız Fırat Doğu Parlak'ın imzası bulunuyor. Ruhen veya fiziki olarak yaralı, geçmişin yükünü taşıyan karakterlerin anlatıldığı en genel ifadeyle ''aile filmleri'' olarak bildiğimiz türün yerli sinemadaki bir başka temsili Hadi Be Oğlum. Hikâyesini bu çatı altında kuran filmler, daha çok Amerikan kültüründe ve sinemasında kutsallığı vurgulanan ''aile'' kavramının yokluğunda veya bireylerden birinin eksikliğinde hissedilen trajediyi işlemektedir. Birkaç özgün örnek dışında hem içerik hem de anlatıda tek tipleşen bu yapı, her kesimden sinema izleyicisini bir yerden yakalamayı başarmaktadır. Burada seyirciyi ikiye bölecek olursak, ayırdığı zamanı filmin ona yaşatacağı hissiyatlar ve belki biraz katarsis zevkini bekleyen, özünde filmi sadece gündelik gerçeklikten koparma aracı olarak gören -bu güdüyü kesinlikle küçümsemiyorum- seyirci türü; diğer yandan ise, sinema tarihine, içeriğine ilgilendiği kadar biçimine, anlatım üslubuna da dikkat eden sinefil diye tabir ettiğimiz seyirci. Birey olarak ele alırsak her iki seyirci de bir toplumsal yapı olarak aile kurumunun öznesidir ve bu kurumu işleyen bir filmin her ikisine de dokunması mümkündür. Çünkü sinefil seyirci her ne kadar yaşatılmak istenen bu özdeşleşmeden kendini dışarı atmak istese de bu filmlerin sahneleri bireyin kişisel geçmişine çağrışım yapacak türdendir. Birey olarak kendini tamamlayamamış, eksik, yaralı karakterlere örnek olarak filmin Ali karakteri, uzun yıllar sadece babasıyla yaşamış, anne hissiyatını tadamamış ve animasını beklemektedir. Jung'un tabiriyle hem erkeksi hem kadınsı özellikleri birleştirerek dengeleyen bu benlik türü bahsettiğimiz baba-çocuk filmlerinin genel yapısını oluşturmaktadır. Bir annenin yokluğundan aldığı hüzünlü mirasla beraber kendi çocuğunu da annesiz büyütmek zorunda kalmasıyla Ali'nin içindeki hem anne hem baba çatışmasını görürüz. Ali, filmde zaten bu ikilemi yaşamakta, toplumun kabul ettiği anne ve baba figürlerinden hangisini seçeceğini, hangisini dışlayacağını bilememektedir. Dışarıya gösterdiği balıkçı Ali, agresif, güçlü gözükmek isteyen, lider konumunda ve cesurdur. Ancak kendi yalnızlığına ve içerisinde kendisinin de aradığı duygusal akıl, sezgi, empati, özen gibi karakter dalgalanmaları hissetmektedir. Özünde zaten insan dediğimiz organizma sosyal olarak hayatta kalmak için hem kadın hem erkek niteliklerin tümüne sahiptir. Aşk hikâyelerinin trajedisi bu bütünlüklü yapının bozulması, bu ikiliğin tamamlanamamasından doğar. Geneleksel dramaturjiyi kullanan çoğu filmde anima genellikle aşk ilişkisi olarak karşımıza çıkmaktadır ve aşk ilişkisi de özellikle aile filmlerinin can alıcı bir parçası olarak konumlanır.  Hadi Be Oğlum filmindeyse anima yine bir aşk hikâyesine odaklanıyor fakat aynı zamanda Ali'nin oğluyla kurmaya çalıştığı iletişimin üzerinden toplumdaki keskin kadın-erkek rollerinin iç çatışmasını sunuyor. Eğer Ali, kendi içindeki ikilemi aşarsa oğluyla iletişim kurabilecek ve animasına ulaşabilecektir. Hadi Be Oğlum: Yeni İletişim Kodlarının İzinde İletişimin kodlarının da sergilendiği filmde, özellikle birbirimizi anlamak için ne kadar söze ihtiyacımız olduğu da sorgulanıyor. Çünkü bir babanın hiç konuşmayan, herhangi bir belirlenmiş sosyal iletişim koduna karşılık vermeyen oğluyla nasıl iletişim kuracağı sorunu, aslında alıştığımız veya öğrendiğimiz iletişimin de tüm insani durumlara karşılık veremeyeceğini, yetemeyeceğini gösteriyor. Çünkü sözlerle şekillenen dünyamızda bu denli anlaşmazlık mevcutsa, belki de başka bir iletişimin varlığı aranmalıdır. Filmin buna cevabı müzik oluyor. Ali ancak oğlunun çaldığı piyanoyla iletişimini tamamlayabiliyor ve belki de sadece bu yolla sözlerin yapamayacaklarını başarıyorlar. Film, bu cesur altyapısına…

Yazar Puanı

Puan - 45%

45%

Hadi Be Oğlum, bir erkeğin içindeki anima yolculuğunu sunarken, bir yandan da bir baba ve oğlunun sözlerin ötesinde bir iletişim kanalı bulma hikâyesini anlatıyor. Fakat film, tüm bunlara rağmen izleyiciye dizi estetiğinden başka bir seyir zevki vadetmiyor.

Kullanıcı Puanları: 4.35 ( 6 votes)
45

Başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ, Büşra Develi, Yücel Erten ve Alihan Türkdemir’in yer aldığı Hadi Be Oğlum, bir baba oğul hikâyesi anlatıyor. Filmin senaryosunda Komedi Dükkanı adlı TV programından tanıdığımız Fırat Doğu Parlak’ın imzası bulunuyor.

Ruhen veya fiziki olarak yaralı, geçmişin yükünü taşıyan karakterlerin anlatıldığı en genel ifadeyle ”aile filmleri” olarak bildiğimiz türün yerli sinemadaki bir başka temsili Hadi Be Oğlum. Hikâyesini bu çatı altında kuran filmler, daha çok Amerikan kültüründe ve sinemasında kutsallığı vurgulanan ”aile” kavramının yokluğunda veya bireylerden birinin eksikliğinde hissedilen trajediyi işlemektedir. Birkaç özgün örnek dışında hem içerik hem de anlatıda tek tipleşen bu yapı, her kesimden sinema izleyicisini bir yerden yakalamayı başarmaktadır. Burada seyirciyi ikiye bölecek olursak, ayırdığı zamanı filmin ona yaşatacağı hissiyatlar ve belki biraz katarsis zevkini bekleyen, özünde filmi sadece gündelik gerçeklikten koparma aracı olarak gören -bu güdüyü kesinlikle küçümsemiyorum- seyirci türü; diğer yandan ise, sinema tarihine, içeriğine ilgilendiği kadar biçimine, anlatım üslubuna da dikkat eden sinefil diye tabir ettiğimiz seyirci. Birey olarak ele alırsak her iki seyirci de bir toplumsal yapı olarak aile kurumunun öznesidir ve bu kurumu işleyen bir filmin her ikisine de dokunması mümkündür. Çünkü sinefil seyirci her ne kadar yaşatılmak istenen bu özdeşleşmeden kendini dışarı atmak istese de bu filmlerin sahneleri bireyin kişisel geçmişine çağrışım yapacak türdendir.

Birey olarak kendini tamamlayamamış, eksik, yaralı karakterlere örnek olarak filmin Ali karakteri, uzun yıllar sadece babasıyla yaşamış, anne hissiyatını tadamamış ve animasını beklemektedir. Jung’un tabiriyle hem erkeksi hem kadınsı özellikleri birleştirerek dengeleyen bu benlik türü bahsettiğimiz baba-çocuk filmlerinin genel yapısını oluşturmaktadır. Bir annenin yokluğundan aldığı hüzünlü mirasla beraber kendi çocuğunu da annesiz büyütmek zorunda kalmasıyla Ali’nin içindeki hem anne hem baba çatışmasını görürüz. Ali, filmde zaten bu ikilemi yaşamakta, toplumun kabul ettiği anne ve baba figürlerinden hangisini seçeceğini, hangisini dışlayacağını bilememektedir. Dışarıya gösterdiği balıkçı Ali, agresif, güçlü gözükmek isteyen, lider konumunda ve cesurdur. Ancak kendi yalnızlığına ve içerisinde kendisinin de aradığı duygusal akıl, sezgi, empati, özen gibi karakter dalgalanmaları hissetmektedir. Özünde zaten insan dediğimiz organizma sosyal olarak hayatta kalmak için hem kadın hem erkek niteliklerin tümüne sahiptir. Aşk hikâyelerinin trajedisi bu bütünlüklü yapının bozulması, bu ikiliğin tamamlanamamasından doğar. Geneleksel dramaturjiyi kullanan çoğu filmde anima genellikle aşk ilişkisi olarak karşımıza çıkmaktadır ve aşk ilişkisi de özellikle aile filmlerinin can alıcı bir parçası olarak konumlanır.  Hadi Be Oğlum filmindeyse anima yine bir aşk hikâyesine odaklanıyor fakat aynı zamanda Ali’nin oğluyla kurmaya çalıştığı iletişimin üzerinden toplumdaki keskin kadın-erkek rollerinin iç çatışmasını sunuyor. Eğer Ali, kendi içindeki ikilemi aşarsa oğluyla iletişim kurabilecek ve animasına ulaşabilecektir.

Hadi Be Oğlum: Yeni İletişim Kodlarının İzinde

İletişimin kodlarının da sergilendiği filmde, özellikle birbirimizi anlamak için ne kadar söze ihtiyacımız olduğu da sorgulanıyor. Çünkü bir babanın hiç konuşmayan, herhangi bir belirlenmiş sosyal iletişim koduna karşılık vermeyen oğluyla nasıl iletişim kuracağı sorunu, aslında alıştığımız veya öğrendiğimiz iletişimin de tüm insani durumlara karşılık veremeyeceğini, yetemeyeceğini gösteriyor. Çünkü sözlerle şekillenen dünyamızda bu denli anlaşmazlık mevcutsa, belki de başka bir iletişimin varlığı aranmalıdır. Filmin buna cevabı müzik oluyor. Ali ancak oğlunun çaldığı piyanoyla iletişimini tamamlayabiliyor ve belki de sadece bu yolla sözlerin yapamayacaklarını başarıyorlar.

Film, bu cesur altyapısına rağmen son dönem yerli filmlerin büyük bir çoğunluğunda gördüğümüz bir soruna saplanıyor: fikrini yaratıcı görsel ve işitsel kodlarla sinema filmi kalitesinde sunamıyor. İletişim sorununu ya da bu kavramın sınırlarını ele alan bir filmin, arkası yüksek şiddetli müzikle doldurulmuş sahnelerden, kreşendo gibi yükselen duygusal aksiyon çıkışlarından ve zaman atlamalı ilerleyen paldır küldür hikâyesinden daha farklı çözümler bulması, izleyicisini daha fazla ciddiye alması gerekirdi. Hadi Be Oğlum, bir erkeğin içindeki anima yolculuğunu sunarken, bir yandan da bir baba ve oğlunun sözlerin ötesinde bir iletişim kanalı bulma hikâyesini anlatıyor. Fakat film, tüm bunlara rağmen izleyiciye dizi estetiğinden başka bir seyir zevki vadetmiyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi