Yalnızlıktan ve yalnızlığımızın bizlere yaptırabileceklerinden hepimiz çok korkuyoruz. Hayatta karşımıza çıkan bu gibi zorluk ve haksızlıklara bizim nasıl karşılık verdiğimiz ise, gerçekte kim olduğumuzu ortaya koyuyor. Bu süreçte, elbette hatalarımız olabilir, önemli olan hatalarımızdan çıkardığımız dersler ve hatalarımızın bizlere kattıkları. Dr. Seuss’un efsaneleşmiş hikâyesinden bir kez daha beyaz perdeye uyarlanan The Grinch, izleyenlere kalp kırıklığını unutabilmek için yapılan bencilliklerin, beraberlikle onarılıp birliğe ve sevgiye dönüştürülebileceğini basit bir dille anlatıyor. Whoville’in neşeli insanları, coşkuyla noel zamanı için hazırlanırlar ancak insanlardan uzak, soğuk bir mağarada köpeği Max ile tek başına yaşayan Grinch (Benedict Cumberbatch), bu durumdan oldukça rahatsızdır. Yalnız bir çocukluk geçiren Grinch, hayatını aynı şekilde, kendisini toplumdan soyutlayarak yalnız sürdürür ancak onun için, insanları aileleri ve dostlarıyla bir araya getiren tatil dönemleri çok zor geçmektedir. Yalnızlığıyla ve kalbinin normalden daha küçük olduğu söylentileriyle yaşayan Grinch, Whoville’in bu yıl üç kat daha fazla coşkuyla beklediği noel ruhunu çalmaya karar verir. Noel Baba’yı yakalayıp annesine yardımcı olmaya ikna etmeyi planlayan Cindy Lou Who (Cameron Seely) ile yollarının kesişmesi, Grinch için bir dönüm noktası olur. Grinch, insanların sadece materyalist isteklere değil, kendileri için yapılan fedakârlıklara da değer verdiklerini en yalın hâliyle görür ve aile kavramının sıcaklığıyla tanışır. Yarrow Cheney (Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı) ve Scott Mosier’in yönettiği ve Pharell Williams’ın anlatıcı konumunda olduğu The Grinch, filme adını veren karakterin noel ruhunu ilk çalışı değil. Bu hikâye karşımıza daha önce 1966 yılında Boris Karloff’un anlatımıyla Chuck Jones’un yönetmenliğinde bir çizgi film olarak televizyona; daha sonra, 2000 yılında Jim Carrey’nin performansı ve Anthony Hopkins’in anlatımıyla, canlı aksiyon formunda, Ron Howard yönetmenliğinde beyazperdeye aktarılmıştı. The Grinch: Hatalarını Doğruyu Bularak Sonlandıran Bir Kötü Hayatlarımızda uzun zamandır var olan Grinch’in yalnız hikâyesi Illumination Entertainment yapımı animasyon hâliyle en iyi formunu yakalıyor. Pharell Williams yumuşak sesiyle kafiyeli anlatımını yaparken, Benedict Cumberbatch ise yalnız başına borulu dev orgunda "All By Myself" şarkısını çalıp gizlice hüzünlenen Grinch’in huysuzlukla koruduğu kırılgan yapısına saygı gösteriyor. Zaten Grinch’i izleyici için bütün kötü özelliklerine rağmen ilişki kurulabilir hâle getiren de, köpeği Max ile kurduğu ilişkiyle de desteklenen, derinlerinde yaşattığını bildiğimiz kırılgan yapısı. Grinch’in geçmişte yaşadığı yalnızlık, olay akışı arasına yerleştirilen, kısa ve etkili geçmişe dönüş görüntüleriyle veriliyor. Böylece film, kötülüğü sevgi ve beraberlikle iyiye döndüren bu eski hikâyeyi, yeni izleyicilerine de anlatıyor ve herkesi içine alabilecek bir hâle geliyor. Başrolümüz Grinch’in geçmişine şahit olmak, yanlış kararlarına rağmen onunla bağ kurabilmemize yardımcı oluyor. Hepimiz, yalnızlık korkusuyla savaşımızı içimizde sürdürüyoruz, bir de Grinch’i yapayalnız mağarasında bunalım atıştırmalıklarını abartırken izlediğimizde kendimizi "aynı ben!" diye düşünmekten alıkoyamıyoruz. Film, tek isteği yoğun hayat temposuyla mücadele eden annesine rahat birkaç dakika yaşatabilmek olan küçük kız Cindy Lou Who’yu anlatış biçiminde de görüldüğü üzere, hikâyenin gidişatına olan ilgiyi sürdürmek açısından seyircisiyle güçlü bağ kurması gereken karakterleri empati hissettirerek anlatıyor ve hikâyesini anlaşılabilir kılıyor. Grinch, en sonunda hatalarını, doğruyu bularak çözdüğünde ise duygusal anlamda kötülerin gittikçe daha da kötü olduğunu izlemeye alıştığımız dünyamızda bütün beklentilerimiz karşılanıyor. Olayların heyecanını yitirmemeyi hedeflerken izleyicisine kendilerinin de yaşadığı, ilişki kurulabilir anları sunarak komedisinin temelini atıyor; basit ancak yaşanabilir anlarla güldürüyor. Basit anlatımıyla olayları anlaşılabilir kılmayı amaçlayan filmin yapısı,…

Yazar Puanı

Puan - 50%

50%

Dr. Seuss’un efsaneleşmiş hikâyesinden bir kez daha sinemaya uyarlanan The Grinch, izleyenlere kalp kırıklığını unutabilmek için yapılan bencilliklerin beraberlikle onarılıp birliğe ve sevgiye dönüştürülebileceğini basit bir dille anlatıyor.

Kullanıcı Puanları: 3.35 ( 2 votes)
50

Yalnızlıktan ve yalnızlığımızın bizlere yaptırabileceklerinden hepimiz çok korkuyoruz. Hayatta karşımıza çıkan bu gibi zorluk ve haksızlıklara bizim nasıl karşılık verdiğimiz ise, gerçekte kim olduğumuzu ortaya koyuyor. Bu süreçte, elbette hatalarımız olabilir, önemli olan hatalarımızdan çıkardığımız dersler ve hatalarımızın bizlere kattıkları. Dr. Seuss’un efsaneleşmiş hikâyesinden bir kez daha beyaz perdeye uyarlanan The Grinch, izleyenlere kalp kırıklığını unutabilmek için yapılan bencilliklerin, beraberlikle onarılıp birliğe ve sevgiye dönüştürülebileceğini basit bir dille anlatıyor.

Whoville’in neşeli insanları, coşkuyla noel zamanı için hazırlanırlar ancak insanlardan uzak, soğuk bir mağarada köpeği Max ile tek başına yaşayan Grinch (Benedict Cumberbatch), bu durumdan oldukça rahatsızdır. Yalnız bir çocukluk geçiren Grinch, hayatını aynı şekilde, kendisini toplumdan soyutlayarak yalnız sürdürür ancak onun için, insanları aileleri ve dostlarıyla bir araya getiren tatil dönemleri çok zor geçmektedir. Yalnızlığıyla ve kalbinin normalden daha küçük olduğu söylentileriyle yaşayan Grinch, Whoville’in bu yıl üç kat daha fazla coşkuyla beklediği noel ruhunu çalmaya karar verir. Noel Baba’yı yakalayıp annesine yardımcı olmaya ikna etmeyi planlayan Cindy Lou Who (Cameron Seely) ile yollarının kesişmesi, Grinch için bir dönüm noktası olur. Grinch, insanların sadece materyalist isteklere değil, kendileri için yapılan fedakârlıklara da değer verdiklerini en yalın hâliyle görür ve aile kavramının sıcaklığıyla tanışır. Yarrow Cheney (Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı) ve Scott Mosier’in yönettiği ve Pharell Williams’ın anlatıcı konumunda olduğu The Grinch, filme adını veren karakterin noel ruhunu ilk çalışı değil. Bu hikâye karşımıza daha önce 1966 yılında Boris Karloff’un anlatımıyla Chuck Jones’un yönetmenliğinde bir çizgi film olarak televizyona; daha sonra, 2000 yılında Jim Carrey’nin performansı ve Anthony Hopkins’in anlatımıyla, canlı aksiyon formunda, Ron Howard yönetmenliğinde beyazperdeye aktarılmıştı.

The Grinch: Hatalarını Doğruyu Bularak Sonlandıran Bir Kötü

Hayatlarımızda uzun zamandır var olan Grinch’in yalnız hikâyesi Illumination Entertainment yapımı animasyon hâliyle en iyi formunu yakalıyor. Pharell Williams yumuşak sesiyle kafiyeli anlatımını yaparken, Benedict Cumberbatch ise yalnız başına borulu dev orgunda “All By Myself” şarkısını çalıp gizlice hüzünlenen Grinch’in huysuzlukla koruduğu kırılgan yapısına saygı gösteriyor. Zaten Grinch’i izleyici için bütün kötü özelliklerine rağmen ilişki kurulabilir hâle getiren de, köpeği Max ile kurduğu ilişkiyle de desteklenen, derinlerinde yaşattığını bildiğimiz kırılgan yapısı. Grinch’in geçmişte yaşadığı yalnızlık, olay akışı arasına yerleştirilen, kısa ve etkili geçmişe dönüş görüntüleriyle veriliyor. Böylece film, kötülüğü sevgi ve beraberlikle iyiye döndüren bu eski hikâyeyi, yeni izleyicilerine de anlatıyor ve herkesi içine alabilecek bir hâle geliyor. Başrolümüz Grinch’in geçmişine şahit olmak, yanlış kararlarına rağmen onunla bağ kurabilmemize yardımcı oluyor. Hepimiz, yalnızlık korkusuyla savaşımızı içimizde sürdürüyoruz, bir de Grinch’i yapayalnız mağarasında bunalım atıştırmalıklarını abartırken izlediğimizde kendimizi “aynı ben!” diye düşünmekten alıkoyamıyoruz. Film, tek isteği yoğun hayat temposuyla mücadele eden annesine rahat birkaç dakika yaşatabilmek olan küçük kız Cindy Lou Who’yu anlatış biçiminde de görüldüğü üzere, hikâyenin gidişatına olan ilgiyi sürdürmek açısından seyircisiyle güçlü bağ kurması gereken karakterleri empati hissettirerek anlatıyor ve hikâyesini anlaşılabilir kılıyor. Grinch, en sonunda hatalarını, doğruyu bularak çözdüğünde ise duygusal anlamda kötülerin gittikçe daha da kötü olduğunu izlemeye alıştığımız dünyamızda bütün beklentilerimiz karşılanıyor. Olayların heyecanını yitirmemeyi hedeflerken izleyicisine kendilerinin de yaşadığı, ilişki kurulabilir anları sunarak komedisinin temelini atıyor; basit ancak yaşanabilir anlarla güldürüyor.

Basit anlatımıyla olayları anlaşılabilir kılmayı amaçlayan filmin yapısı, günün sonunda gereğinden fazla kolay kalıyor. Orijinal hikâyenin ruhuna sadık kalmayı hedefleyen filmde, herhangi bir şekilde gerçek sayılabilecek nitelikte bir engele yer verilmemesi ya da kötü karakterlerin bile gerçek anlamda kötü değil de; daha çok kalbi kırıklar olarak anlatılması gibi durumlar, filmin heyecan seviyesini tehdit ediyor. Kurulacak ve anlatılacak karmaşık bir planın veya aşılması gereken büyük bir engelin olmaması ikinci perdede yaşananları çabuklaştırıyor. Bu durum, geçmiş hikâyesini anlatmak için daha uzun zaman ayırıp Grinch ve diğer karakterlerle kurulan bağı güçlendirse de, filmin ilginçlik seviyesini yetişkin izleyicileri için düşük seviyede bırakıyor. Cindy Lou Who’nun planı haricinde tek bir çizgide, tek bir hedef için ilerleyen macerasında, tanıttığı eğlenceli karakterlere rağmen hikâyesine fazla kolay bir bakış açısıyla yaklaştığı hissini uyandırıyor. Michael LeSieur ve Tommy Swerdlow’un kaleme aldığı senaryo, büyük engellerle savaşmadan kolayca gerçekleşen planlar ve çözülen problemler ile, konu heyecan yaşatmak olduğunda sendeleyerek hikâyeye herhangi bir derinlik katmayıp ulaşabileceği seviyenin altında bırakıyor.

Uzun zamandır hayatımızda olan hikâyenin 2018 yapımı versiyonu, anlatısını kurarken duygusal yoğunluğu ön planda tutarak aksiyon hissini geride tutmayı tercih ediyor. Böylece heyecan seviyesi düşük ancak eğlenceli dakikalarının sonuna geldiğimizde, kurduğumuz sıkı bağ sayesinde Grinch’in Cindy Lou yardımıyla doğruyu bulmasıyla birlikte hepimizin kalbi büyüyor ve içi ısınıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi