JZGLhgW6Rwc

Her daim yeni olanın peşine düşmüş bir sinemacı olan Jean-Luc Godard’ın filmleri ve kullandığı tekniklerle sinemayı nasıl daha özgür bir sanat hâline getirdiğine dair çarpıcı bir video yayınlandı.

Jean-Luc Godard, ilk filmi À bout de souffle’den (Serseri Aşıklar) itibaren, sinema tarihine yön vermiş bir isim. Fransız Yeni Dalgası‘nın en önemli figürlerinden biri olan Godard’ı sadece sinemada devrim yaratan filmleriyle değerlendirmek, onun etkisini anlamak konusunda yetersiz kalabilir. O, sinemanın yanında film yapım pratikleri üzerine de düşünmüş; fikirleriyle sinemanın sınırlarını zorlamış, sinemayı özgürleştirmiş bir düşünce insanı da aynı zamanda. Youtube kanalı The Discarded Image‘da yayınlanan bir video çalışması, Godard’ın sinema üzerindeki özgürleştirici etkisini mercek altına alıyor.

Godard’ın Özgür Sineması!

Godard’ın sineması gücünü zıtlıklardan alan bir sinema anlayışını temsil eder. İkinci uzun metrajlısı Une femme est une femme’yi (Kadın Kadındır) birbirine taban tabana zıt iki kavramı, yeni gerçekçilik ve müzikalleri çarpıştırarak tanımlaması da, aslen bir distopya olan Alphaville’de türün talep ettiği set tasarımlarına ya da görsel efektlere başvurmaması da bundandır. Zıtlıklar üzerinden seyirciyi sürekli düşünmeye davet eder Godard, pasif kalmasını istemez. Bu nedenle dümdüz bir yol olan konvansiyonel anlatı yöntemlerine meydan okuyarak, seyirciyi sinema medyumunun manipüle edici etkisinin farkına varmaya çağırır. Böylece hem sinemasını hem de seyirciyi, perdedeki illüzyonun boyunduruğundan kurtarır. Ses kullanımıyla, diyalogları perdeye taşıma biçimiyle, ekranda beliren yazılarda seyircide bir reaksiyon yaratmayı başarır. Godard filmi izlemek kesinlikle dönüştürücü bir deneyimdir. Bir fincan kahve imajından bile felsefi sorgulamalar arasında bağ kurulabilir bu filmlerde. Zira artık, bilindik sinema yaklaşımıyla olan bağlar iyice esnemiştir. Godard’ın filmleriyle -klasik anlamda- sinema biter; yeni, taze, devrimci ve harekete geçirici yeni bir sinema anlayışı doğar. Öyle ki, bir yerden sonra, kendi yarattığı bu sinema anlayışıyla bile içsel bir didişmeye tutuşur. Bugün, 87 yaşındayken çektiği filmlerde dahi, sürekli yeniyi yaratmanın peşine düşen bir sinema anlayışından da başka bir şey beklemek doğru olmazdı aslında.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information