Filmler, her ne kadar genellikle sanatçısının artistik vizyonunu taşısa bile en nihayetinde dev bir endüstrinin ürünü. Dolayısıyla bir sonraki filminizi finanse etmek istiyorsanız elinizdekinin yapımcı şirkete para kazandırmasını ummaktan başka çareniz yok. Ancak bu dileğin her zaman gerçekleştiğini söylemek elbette ki güç.

Başarılı şekilde kotarılmamışlar bir yana, eğer ki karşınızda oldukça iyi çekilmiş bir iş varsa bu filmin gişede kıvranmasını görmek daha da acı bir tablo oluşturur. Ancak ne yazık ki yıllar içerisinde pek çok filmin bu kategoride kendisine yer bulduğunu görüyoruz ve görmeye de devam edeceğiz.

Burada en dikkat çekici nokta ise listedeki çoğu filmin orta bütçeli filmler olması. Hem yapımcısına para kazandırıp hem de festivallerde ya da prestijli törenlerde ödüller kazanmak amacıyla çekilmeye başlandığı 90’lardan itibaren büyük yükselişe geçen bu tip filmler artık oldukça az çekiliyor. Ve belki de Hollywood’daki kıtlığın önemli nedenlerinden bir tanesi de bu. Gelgelelim özellikle son yıllarda orta bütçeli filmlerin yüksek riskli “yatırım kapıları” olarak görüldüğü bir algının gelişmiş olması, bu tipteki filmlerin kaybolmaya yüz tutmasına neden oluyor.

Sözü fazla uzatmayalım ve sizleri gişede hayal kırıklığı yaşatmış 13 muhteşem filmle baş başa bırakalım.

Gişede Hayal Kırıklığı Yaşatmış 13 Muhteşem Film

Annihilation

Alex Garland’ın bilimkurgu sinemasının son dönemdeki en iyi örneklerden bir tanesine imza attığı filmi Annihilation, 40 milyon dolarlık bütçesine karşın ABD’de yalnızca 32 milyon dolarlık bir hasılat elde edebilmişti. Gelgelelim filmin yapımcı şirketi, bunu öngörerek filmi yalnızca kendi ülkesinde vizyona sokup dünyanın geri kalanı için haklarını Netflix’e satmış ve böylece zararın bir yerinden dönmüştü.

Blade Runner 2049: Bıçak Sırtı – Blade Runner 2049

Denis Villeneuve’ün yönettiği, bilimkurgu başyapıtı Blade Runner’ın uzun yıllar sonra gelen devam filmi, vizyona girdiğinde özellikle eleştirmenler tarafından oldukça beğenilmiş ve bu başarısını iki dalda Oscar kazanarak perçinlemişti. Gelgelelim 150 milyon dolarlık dev bir bütçeye sahip olan film, dünya çapında 259 milyon dolar hasılat elde etmesine karşın, pazarlama ve diğer elementler işin içine katılınca, yapımcı şirketinin 80 milyonluk bir kayba uğramasına neden olmuştu.

Son Umut – Children of Men

Kariyeri boyunca birbirinden başarılı filmlerin altına imzasını atmış olan Alfonso Cuarón, gişede hiçbir zaman büyük başarılar kazanan bir yönetmen olmadı. Azkaban Tutsağı – Harry Potter and the Prisoner of Azkaban’ı bir kenara bıraktığımızda yalnızca Yerçekimi – Gravity ile gişede başarılı olan yönetmen, bu konudaki dip noktasını ise Son Umut ile yaşamıştı. Yaklaşık 76 milyon dolara çekilmiş olan film, dünya çapında yalnızca 70 milyon kazanabilmişti.

Donnie Darko

Şu sıralarda sinemaya verdiği uzun arayı bitireceği konuşulan Richard Kelly’nin ilk uzun metrajı Donnie Darko, şimdilerde kült olarak değerlendirilse bile vizyona girdiği dönemde pek de ilgi görmemişti. 6 milyon dolarlık küçük bir bütçeye sahip olan film, vizyona girdiği kendi ülkesinde yalnızca 1.5 milyon dolar kazanabilmişti. Ancak filmin CD ve DVD versiyon satışlarının oldukça iyi olması, en azından bir teselli olmuş.

Hugo

Filmleri genel olarak seyircide karşılık bulan usta yönetmen Martin Scorsese, gişedeki en büyük hayal kırıklığını, belki de teknik olarak yenilikçi işi çıkardığı filmi Hugo ile yaşamıştı. Vizyona girmesiyle birlikte eleştirmenlerin sevgilisi hâline gelen, Akademi Ödülleri’nde çoğu teknik kategoriler olmak üzere beş dalda Oscar kazanan film, buna karşın dev bütçesini karşılayamayıp 80 milyon dolarlık bir zarara uğramıştı.

Gizli Kusur – Inherent Vice

Son olarak Phantom Thread ile gönülleri fetheden Paul Thomas Anderson, bir önceki filmi Gizli Kusur’la eleştirmenlerden olumlu dönüşler alsa bile sinema salonlarını dolduramamıştı. Listenin ilerleyen kısımlarında göreceğimiz 2012 yapımı Usta – The Master’ın zarar uğraması nedeniyle ilk etapta yapımcısını kaybeden film, Warner Bros.’un resme dâhil olmasıyla çekilebilmişti. 20 milyon dolarlık bütçesiyle birlikte 20 milyon dolara yakın reklam masrafı da yapılan film, tüm dünyada yalnızca 14 milyon dolar kazanabilmişti.

Scott Pilgrim vs. the World

Edgar Wright’ın kendine has tarzını tamamen yansıttığı çizgi roman uyarlaması Scott Pilgrim vs. the World, 2010’da vizyona girmesiyle birlikte bir hayal kırıklığına dönüşmüştü. 60 milyon dolarlık bütçesine karşın hem ABD’de hem de yönetmenin kendi ülkesi İngiltere de dâhil olmak üzere Avrupa’da seyirci beklentisini karşılayamayan film, böylelikle tarihe “box office zaiayatı” olarak geçmişti.

Steve Jobs

Danny Boyle ile Aaron Sorkin’in ortaklığında hayata geçip 2015’in en iyi filmlerinden bir tanesi olarak ön plana çıkan Steve Jobs, elde ettiği iki Oscar adaylığı ve konu edindiği figürün dünya çapındaki tanınırlığına rağmen gişede büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştı. 30 milyon dolarlık bütçesine ek olarak reklam ve pazarlamaya yaklaşık 40 milyon harcandığı tahmin edilen film, dünya genelinde yalnızca 34 milyon dolarlık bir hasılat elde ederken yapımcı şirketi Legendary’yi büyük bir zarara uğratmıştı.

Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı – The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford

Andrew Dominik’in yönettiği Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı, yönetmenle yapımcı şirketin son kurgu üzerinde bir türlü anlaşamaması nedeniyle uzun süre vizyona girememişti. Daha sonra şirket, reklam potansiyeli olmadığını düşündüğü filmi pazarlamaya herhangi bir para harcamayarak sinema salonlarına teslim etmiş ve aslında bir bakıma kendi kendisini de zarara uğratmıştı. 30 milyon dolar bütçeye sahip film, tüm bunlara karşın dünya genelinde 15 milyon dolar hasılat elde etmişti.

Demir Dev – The Iron Giant

Kariyeri İnanılmaz Aile – The Incredibles serisi ve Ratatuy – Ratatouille gibi gişede büyük başarı elde etmiş eli yüzü düzgün animasyon filmleriyle şekillenmiş olan Brad Bird’ün ilk uzun metrajı için aynı şeyleri söylemek güç. Disney’in 90’lardaki animasyonlarına rakip olmak amacıyla bu türe yönelen Warner Bros’.un yapımcılığını üstlendiği film, vizyona girmesiyle birlikte çok iyi geri dönüşler almasına karşın pek çoklarına göre şirketin projeyi yeterince tanıtmaması nedeniyle gişede büyük bir hayal kırıklığına uğradı.

Komediler Kralı – The King of Comedy

Martin Scorsese ve Robert De Niro’yu bir araya getiren kara komedi türündeki Komediler Kralı, yönetmenin en iyi filmi olmasa bile oldukça başarılı bir iş. Ancak 1982 yapımı film, o dönemde yalnızca ABD’de vizyona girerken 19 milyon dolarlık cüzi bütçesine karşın gişede yalnızca 2.5 milyon dolar kazanabilmişti.

Kayıp Şehir Z – The Lost City of Z

Şu sıralarda Yıldızlararası – Ad Astra ile gündemde olan James Gray’in hayata geçmesi çeşitli aksaklıklar nedeniyle beş yıla yakın süren filmi Kayıp Şehir Z, festivallerdeki gösterimlerinin ardından oldukça iyi geri dönüşler almıştı. Gelgelelim ödül sezonunda seyirciye buluşan film, git gide kaybolmaya başlayan orta bütçeli filmler arasına, gişe hasılatları bakımından zarara uğramış bir tanesi olarak girdi.

The Master

Gelelim bir diğer Paul Thomas Anderson harikasına. Annapurna Pictures’ın yapımcılığını üstlendiği ve şirkete toplamda 42 milyon dolara mal olan film, ABD’de sınırlı sayıda vizyona girdikten sonra başarılı bir performans sergilemiş ve bu sayede çok daha geniş bir dağıtım almıştı. Ancak tüm bunlara rağmen filmin ülkedeki toplam hasılatı 16 milyon dolarda kaldı. ABD dışından da yalnızca 11 milyon dolarlık bir paranın kazanılması, başyapımcı Megan Ellison’ın kendi yatırımlarını büyük oranda kaybetmesi nedeniyle yönetmenin bir sonraki filmi Gizli Kusur’u finanse etmekten vazgeçmesine neden olmuştu.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi