FWaRhTUmkZE

1968 yapımı korku klasiği Night of The Living Dead filminin detaylarına odaklanan video, usta yönetmen George A. Romero’nun zombi filmleri alt türünü nasıl oluşturduğunu gözler önüne seriyor.

Tabiri caizse 1968 yapımı Night of the Living Dead filmi, korku janrasında bir devrimi işaret eder. Zira bu film, o döneme kadar sinemada gördüğümüz zombileri bambaşka bir biçimde ele almış ve böylece zombi filmleri tanımının bugünkü hâlini almasının önünü açmıştır.

Zombi teriminin kökeni Haiti folkloruna dayanır. Zombi olarak tanımlanan yaratıklar, bir tür kara büyü kullanarak yeniden hayata dönmüş ölülerdir esasen. Bu yaratıklar, akli melekelerinin yetersizliği ve özgür iradeleri olmaması sebebiyle iş gücü kaynağı ya da daha net bir ifade ile köle olarak kullanılırlar. 1932 yapımı, Bela Lugosi’nin rol aldığı White Zombie filminde -bu film aynı zamanda zombilerin sinema perdesinde göründüğü ilk filmlerden biridir- bu türden bir zombi temsiline rastlarız. George A. Romero ise Night of the Living Dead’le sinemadaki zombilere yeni bir yorum getirmekle kalmamış, zombi filmleri diye tanımlayabileceğimiz yeni bir alt tür yaratmıştır. YouTube’daki Ryan Hollinger kanalında yer alan bir video, Romero’nun bu başarısının sırlarını mercek altına alıyor.

George A. Romero Zombi Filmleri Alt Türünü Nasıl Yarattı?


Romero’nun temsilinin önceki zombilerden en büyük farkı onların “artık ölü olmamaları”dır. Bu sebeple yönetmen, onları zombi yerine hortlak diye tanımlamayı tercih eder. Bu yaklaşım onları daha gerçekçi, dolayısıyla da daha ürkütücü kılar. Hitchcock’un 1960’da Sapık – Psycho ile yarattığı etki, asıl korkutucu olanın maskeli ya da yoğun makyajla yaratılmış canavarlardan değil, hayatın kendi içinden doğduğunu göstermiştir. Romero’nun Night of the Living’i, kökenini fantastik bir noktadan alsa da, izlediğimiz her şeyin gerçekten olabileceğine dair bir his yaratacak şekilde çekilmiştir. Çünkü film, sadece insan eti yiyen ölüleri konu almaz; insanlığın çöküşüne dair yoğun bir alt metne sahiptir. Filmde gördüğümüz insanlar için net bir şekilde iyi ya da kötü demek mümkün değildir, hemen hemen hepsi gri bölgede gezerler. Bu da filmin gerçekçi tonunu yükseltir, böylelikle izlediğimiz anlatı daha korkutucu bir hâl alır. Bu bağlamda filmin çekildiği döneme bakmakta da fayda var. Kennedy suikastinin toplumda yarattığı huzursuzluk, sokaklarda yükselen hak talepleri, Vietnam Savaşı… Amerika toplumu tam bir kaos altında yaşarken, zombilerin yarattığı stres, daha geniş anlamlara açılacak bir şekle bürünür elbette. Böylelikle, filmin belgesel formuna yakın bir üslupla sunduğu -o dönem için- aşırı şiddet görüntüleri, seyircilere o dönem özellikle Vietman Savaşı’na dair televizyonda, gazetelerde imajları gördükleri hatırlatır ister istemez.

Night of the Living, gerçek dışı, fantezi ürünü bir korku ögesi olan zombileri, gerçek hayatın içine, tüm dehşetiyle yerleştirir. İnsanları içinde yaşadıkları dönemin ürkütücü gerçekleriyle yüzleştirir. Böylece zombiler, insanlığın gidişatına dair bir anlam üretmeye başlar. Romero’nun zombi filmlerinin temelinde tam da bu fikir yatar. Ona göre zombilerle, insanların hayatını zorlaştıran “gerçek” olaylar arasında pek bir fark yoktur.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi