Picasso’nun biyografisinin aktarıldığı Genius’ın 2. sezonunun 8. bölümüne ulaştık. Sezona dair umutlar bu bölümle beraber hepten rafa kaldırılmaya başlıyor. Sadece sezonun değil, Genius dizisinin akıbeti artık büyük darbeler almaya başladı.

Bu bölümde de dizinin sezon boyunca kuvvet kazanan çatırdamaları devam ediyor. Artık dizinin bu sezonunun ilerleyen noktalarında belki gidişatın toparlanacağını umut edemeyeceğimiz bir noktaya vardık diye düşünüyorum. Eğer sizlere incelemeleri iletme yükümlülüğüm olmasa, açıkçası bu bölümün ardından diziyi izlemeyi bırakırdım. Sezonun bu aşamasına kadar, bütünlük korunamasa da en azından bölümün içerisinde övgüyle bahsedebildiğim noktalar oluyordu. Bu bölümde ise, övebileceğim dokunuşlar da yok oluverdiler. Özellikle dizinin Olga’yı izleyiciyle bu aşamaya dek buluşturmayı reddetmiş olması dizinin zaten sallantıda olan temellerine oldukça ciddi bir darbe vurmuş durumda.

***Yazının bundan sonraki bölümü Genius 2. sezon 8. bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Genius 2. Sezon 8. Bölüm: Parade ve Olga

Geçen bölümün sonlarında portresinin çizilmesi arzusuyla Picasso’nun hayatına adım atan Jean Cocteau, bu bölümdeki tüm olayları tetikleyecek bir teklifle geliyor: Picasso’dan bir bale tasarlamasını istiyor. Senaryosunu Cocteau’nun ele alacağı baleyi kabul ederken Picasso, kübizmden sıkıldığı, baleyi “hareket eden bir resim yapma” olarak değerlendirdiği bir dönemde. 1917’de seyirciyle buluşacak Parade’in hazırlıkları esnasında gelecekteki eşi, ve bütün hayatı dizide bir bölüme tıkıştırılan, Olga Khoklova ile tanışıyor.

Bu tanışmanın hemen ardından, yaşlı Olga ve yaşlı Picasso’nun hayatlarına sıçradığımız zaman Françoise’la birlikte olduğu dönemde hâlâ Olga ile evli olduklarını (keza Olga 1955’te evlenene kadar da boşanmıyorlar) hatta ve hatta Olga’nın orada burada “Tek Madam Picasso benim”, “Sen onun karısı değilsin” diye Françoise’ı kovaladığını görüyoruz. Diziyle ilgili en büyük problemim de bu. Geçirdiği sakatlığın ardından bastonla yürümek zorunda kalmış bir balerinin, bir illüzyon içerisinde yaşayan eski partner olarak her yerde yeni partnerin karşısına çıkıp ona saldırmasının neşeli bir İspanyol müziğiyle verilmesinin Genius gibi bir yapımda nasıl bir yeri olabilir, anlam vermek çok zor. Bu bölümde aynı zamanda Picasso’nun her hafta bir saatini hâlâ Olga’ya ayırdığını öğreniyoruz. Dizi ise şu ana dek, Françoise’la beraber hayatındaki diğer kadınları tamamen terk etmiş gibi bir tasvire sahipti.

Dizinin iki sezondur en büyük kaygılarından biri, poligamiye belli bir temellendirme döşemekken, Picasso an itibarıyla maymun iştahlı biri olarak tasvir ediliyor. Fakat dizi ısrarla böyle bir portre çizerken bir yandan da araya sıkıştırılmış birkaç cümle, bu portrenin aksi dizide mevcutmuşçasına mesajlar vermeye çalışıyor. Olga’nın 8. bölümde aniden hikâyede belirmesinden daha büyük bir sıkıntı söz konusu anlayacağınız. Dora ve Fernande’ı takiben Olga kendi hayatlarındaki kaygıları, başarıları, bıraktıkları etkiler olan zeki kadınlar oldukları hiçe sayılarak “paylaşılmaz” bir adamın ardında dönüp duran, fazla vızıldayınca öldürülen sinekler gibi tasvir ediliyor. Hikâyede senaristlerin uygun gördüğü misyonları sona erince tamamen hikâyeden çıkarılmaları oldukça cinsiyetçi bir boyut kazanmaya başladı. Bu dizi gelecek sezon Mary Shelley’nin biyografisini ele almayı deneyecek olduğu için an itibarıyla oldukça endişeliyim.

Bu bölüm, Picasso’nun insan ilişkilerindeki çatlaklara odaklanmaya çalışmış durumda. Arkadaşları, çocukları ve partnerleriyle Picasso’nun arasına, ressamın kendisinin inşa ettiği duvarlar bölümün merkezine konulmak istenmiş. Fakat bu konuda feci bir başarısızlık söz konusu, çünkü ne olursa olsun bir şekilde yeniden arkadaşlarıyla yolunu yaparken, bir yandan da ne kadar kabahatli olursa olsun onu böyle davranmaya itecek özelliklere sahip olan kadınlara denk gelmesi gibi bir anlatım hatası söz konusu. Einstein’ın hayatı anlatılırken de özel hayatında ne kadar kabiliyetsiz olduğu fazlaca vurgulanıyordu, ama dizi ilk sezonda hiçbir karaktere karşı önyargılı, toplumun ahlaki değerlerini yeniden üreten anlatı unsurlarıyla bezeli bir atmosfer yaratmamıştı. Picasso’da ise hem ressamın hem de hayatındaki tüm insanların senaristler tarafından yargılandığını hissediyorum sürekli olarak. Olga’nın dahil oluşu, belirttiğim gibi bardağı taşıran son damla oldu.

Picasso’nun toplumun beklentilerine ayak uyduramaması, sürekli yeni bir insana gönlünü kaptırması ve hatta hayatına giren kadınların akıl sağlıklarında bozukluklara sebep olması somut gerçeklikler. Fakat dizinin bunu ele alış biçiminde Picasso’ya karşı da büyük haksızlıklar olduğu kanaatindeyim. Picasso’nun kadınlara davranışlarıyla alakalı ciddi sıkıntılar mevcut olsa da, esas sorun onun çok eşli olması değil. Dizinin sürekli aksini kanıtlamak istercesine bizi götürmeye çalıştığı noktaysa bu. Oysa ki Picasso tamamı on yıl civarında olan tüm ilişkilerinde ciddi bir “aşka bulama” (lovebombing) uygulayıcısı olarak hayatındaki kadınlarla dinamiklerini kurguluyor. Dizi ise bir flört şiddeti tipi olan bu davranış biçimine değil, oldukça ahlakçı argümanlara dayanan bir akışa odaklanmış durumda. Bu yüzden de hikâye akışında önemli bir yer kaplayan kadınların hikâyeye yansıtılma biçimleriyle ilgili çok büyük sıkıntılar var ve bu yalnızca bu kadınların tasviriyle sınırlı kalmayıp, senaryonun tamamına yayılıyor.

Bu bölüm, artık ipin koptuğu yer olduğu için ayrıca bölümden detaylara pek yer veresim gelmedi doğrusu. Gönül isterdi ki Coco Chanel’le tanışma sahnesi, Appolinaire’in Picasso’yu rahata alışmış bir sanatçıya dönüşmekten kurtaran konuşması gibi detaylar üzerine konuşmuş olabilelim. Fakat maalesef diziye dair başlardaki umutlarım André Derrain’in diziye dahil edilmesi gibi tarihsel detaylarken, şu an anlatı daha da kötüye gitmeden kalan üç bölümün dizinin totaldeki mesajını bir nebze olsun toparlayabilmesi gibi bu boyutlardaki yapımlardan beklenmeyecek bir noktaya ulaştı. Eğer gelecek sezon ciddi bir öz eleştiri sürecinden geçilmez ise, Mary Shelley kaçınılmaz olarak dizinin mercek altına aldığı son portre olacak. Henüz ikinci sezonun henüz umut vadettiği sırada kaleme alınmış eleştiriler ortalıkta dolaşıyor ve zaten oldukça vasat bir geri dönüş söz konusu. Sezon sona erdiğinde hem eleştirmen hem de izleyici yorumlarının çok daha sertleşeceğine inanıyorum.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi