Picasso’nun ağırlandığı Genius’ın 2. sezonunu artık yarıladık sayılır. Sezonun 5. bölümünde artık Louvre’un ve dönemin sanatçılarının arasındaki etkileşimin üzerinde dönmeye başlayan hikâye, kübizmin sanat tarihinin önceki devirlerinden devraldığı geleneği de sergilemeye başlıyor.

Bu bölüm açılış sekansı itibariyle, hikâye anlatısındaki seçimlerin bir kısmını daha iyi anlamamızı sağlıyor. Bunlardan ilki Françoise’ın yetiştirilme biçimi ve davranışları arasındaki bağın açığa çıkartılmasıyken, bir diğeri hikâyenin anlatılmasındaki kronolojik seçimleri anlamamız. Françoise ve Fernande arasında, Picasso’nun kontrolü elinden yitirecek kadar aşık olması bakımından ciddi bir paralellik var. Hikâye bu paralelliği, Françoise’ın varlığının sürekli olarak Picasso’nun Montmartre yıllarını düşünüyor olması şeklinde değerlendiriyor. Bu taktiğin bu şekilde uygulanıyor olduğuna dair emareler diğer bölümlerde olsa da, Picasso’nun Dora ve Marie Therese’den açıkça koptuğunu beyan etmesi ve uzun yıllar Fernande’a yaptığına üslupsal olarak çok benzemese de şeklen benzeyen davranışları, anlıyoruz ki hikâyenin bize eriştiği formu şekillendiriyor.

***Yazının bundan sonraki bölümü Genius 2. sezon 5. bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

gertrude stein-filmloverss

Genius 2. Sezon 5. Bölüm: Matisse ve Picasso

Françoise ve Fernande’ın hayatındaki yeri kadar, bu bölümde Matisse’in de hayatındaki yerini keşfediyoruz. Françoise’a, Fernande’la aynı sözleri verdiğini fark ederken, dizi hayatının farklı dönemlerinde tanıştığı bu iki kadını Picasso’nun aynı konuma koyduğuna dair pek çok ipucu veriyor.

Matisse’e olan derin haseti bizlerle paylaşılırken, bir yandan da gelecek bölümde işleri hepten enteresanlaştıracak Appolinaire’in sekreteri Gary Pieret ile tanışıyoruz. Yine aynı dönem, Picasso’nun eserleri, önemli koleksiyoncu kardeşlerin, Leo ve Gertrude Stein’ın menziline giriyor. Koleksiyoncu ve sanat eleştirmeni olan Leo, sanat camiasında Cezanne üzerine kaleme aldığı bir makaleyle tanınmaya başlayan, psikanalize oldukça meraklı ve hem Picasso’nun hem de kübizmin tanınmasında önemli bir rol oynamış kilit bir figür. Yazar olan kızkardeşi Gertrude’ün ismini ise kendi adını taşıyan Picasso portresinden tanımanız mümkün, bu bölümün önemli bir kısmı da bu tablo üzerinden anlatılıyor zaten.

Stein’ların iki tablosunu satın alması sonucu Saturday Salon’a davet edilen Picasso, bu vesileyle de Stein’ların menzilindeki bir diğer isim olan Matisse’le tanışıyor. Matisse’in Picasso’nun tablosunu ilkel heykelciliğe benzetmesi, sanatçıların Louvre’dan aldıkları etkileşime dair bölümdeki ilk referans. Unutulanın bir tür metamorfoza uğrayıp, kübizme dönüşmesi için geçmişle gelecek arasında bir köprü görevi taşıyor Louvre, o yüzden de kübizmin anlaşılması bakımından müzenin varlığından bahsetmek şart.

O yüzden Gertrude’ün portresinin çizimi esnasında, gerçekten Louvre’da geçen bir sahne gözlemliyoruz. Louvre’un Sully kanadındaki Fransız Resmi departmanı bir süredir kapalı durumdaydı, dizi de gerçekten Gertrude’ün portresinin ilham kaynaklarından olan ve bu bölümde sergilenen Jean Auguste-Dominique Ingres’in “François Bertin’in portresi” adlı eserine yer vererek bu durumu değerlendirmiş. Resimde bu portreyle beraber bölümün öncesinde Picasso’nun gaza gelip Gertrude’ü çizmeye karar vermesine vesile olan, Matisse’in kendi eşinin portresiyle beraber, Cezanne’ın da eşini çizdiği portrenin ciddi etkisi olduğu savunuluyor. Bunların yanında, Madrid Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Dama Oferente’nin de portrenin en kilit noktası olan yüz üzerinde ciddi etkisi olduğu söylenir. Gertrude’ün kendisine benzemeyen portre, bir tür maske takmış olan bir Gertrude’ü tuvale taşımış gibi durmaktadır.

Portre hakkında yapılan önemli bir yorum, arka plandaki muğlak sahne itibariyle, portrelerin normalde portrelerden aldığımız bilgileri vermiyor olması şeklinde. Açıkçası dizi bu sezon sık sık Picasso hakkında aynısını yapıyor gibi hissediyorum. Çünkü yukarıda aktardığım bilgilerin çoğunu ben eklemiş durumdayım. Stein’lar üzerinden Matisse ve Picasso’nun arasındaki dinamiği kurgulamayı ne kadar takdir ettiysem, bu çekişmenin “sen bunu benden gördün, hayır sen benden şunu çaldın” diye esasında başka kültürlerden eserler etrafında dönüyor olmasını da bir o kadar sorunlu buldum. Keza kübizmin ortaya çıkışındaki ilhamlar Afrika, Liberya, Mısır vs. kesişiminde bir yerde aranmalı. Tam da bu yüzden Louvre bu hikâyede hayati öneme sahip. Louvre’un tek etkisi bu etkileşimleri provoke etmek de değil, aynı zamanda bu etkileşimleri sergilemek. Bu durumu en iyi Yunan-Etrüsk-Roma dönemine ait salonda gözlemleyebilirsiniz: bu üç kültür arasındaki kopuk bağları gözlemleme imkânı, başka bağlar kurmaya koyulmak için ilham verici. Paris’te yapılan sanat üretimleri de bundan beyhude değil o yüzden.

Bölümde kurgu namına yapılan sorunlu bir aktarım seçimi de var. Gertrude’ün portresindeki en önemli mesele, yazarın kendisine benzemeyen yüzünün, bir maske olması üzerinden tablonun sanat tarihçileri tarafından yorumlanmasına karşın, Picasso’nun maskelere olan ilgisinin Tracodero müzesine yaptığı ziyaretin sonucunda gelişmiş gibi lanse edilmesi. Oysa ki, Tracodero müzesinde karşılaştığı maskelerden etkilenmesinin gerekçesi, zaten ilgi duyduğu bir imgelemin kuvvetli bir dışavurumuyla karşılaşmış olması. İlk incelemedeki, sanat tarihinin dizide göz ardı edilmesiyle ilgili sorun her ne kadar “eksik” gördüklerimin yavaş yavaş tamamlanmasıyla azalsa da, bu tür kurgusal seçimlerden ötürü, bir yandan da devam ediyor. Fakat onu maskelere yönlendiren Georges Braque’ın diziye dahil olmasıyla da dört köşe oldum. Braque tam da bu sene Centre Pompidou’da dikkatimi çeken bir isimdi. Dérrain’i görmeye dair umutlarım ise henüz beklemede.

Belirttiğim üzere, bir sonraki bölümde Picasso Pieret’nin başına açtığı belalarla boğuşuyor olacak. Bu bölümde sergi sırasında duvardan Cezanne çalmaya çalışırken ifşa olduğunu anladığımız, Picasso’ya da iki heykel kafasını “kamusallaştırdığını” söyleyip de 50 frank karşılığında getirmiş olan Pieret, Mona Lisa’nın çalınma öyküsünün içine Picasso’yu da sürükleyecek.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi