Aile kavramı, evlenmek, çocuk yapmak birçok toplum için kutsal bir mertebe olarak görülmektedir.  Hâl böyleyken aileyi oluşturan bireyler de toplum ve kültür çerçevesinde çokça kez tanımlanmaya çalışılmıştır. Peki bir aileyi bir arada tutan şey aile bireylerinin, özünde fazlasıyla seksist, ayrımcı ve baskıcı olan bu geleneksel tanımlamalara uyması mıdır? Bu tanımlamalara herhangi bir biçimde karşı gelmemek ve süregelen düzene uyum sağlayarak yaşamaya devam etmek toplumun düzeni için elzem görünse de toplumsal normların bireysel özgürlüğe ciddi darbeler indirdiği yadsınamaz bir gerçek. Biz de bu düşünceden yola çıkarak geleneksel aile yapısını bozulmaya uğratan dizileri sizler için derledik.

Katkıda bulunanlar: Furkan Yücel, Hazan Özturan,

Melis Öneren, Zeynep Pınar Uçar

Geleneksel Aile Yapısını Yıkan 10 Başarılı Dizi

Six Feet Under

(2001 – 2005)

Six Feet Under’ın televizyon tarihinin en iyi dizilerinden bir tanesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Alan Ball’un yaratıcısı olmasıyla yayın hayatına başlayan Six Feet Under; Peter Krause, Michael C. Hall, Frances Conroy, Lauren Ambrose’un üstün performansları ve unutulmaz final bölümü ile akıllara kazınmıştır. Dizide cenaze evi işleten Fisher ailesi ise geleneksel aile yapısını yıkan özelliğiyle de fazlasıyla öne çıkıyor.

Babalarının ölümü üzerine bir araya gelen aile üyeleri, babalarının kurduğu işletmeyi devam ettirmeyi görev olarak üstlenmekle birlikte kendi kimliklerini özgürce yaşamak için aile bağlarını da engel olarak görmektedir. Cenaze işlerini yürüten ailenin ölüm ve ayrılık konusundaki hassasiyetlerinin kaybolması, aile üyelerden bir tanesinin geleneksele ve sorumluluklarına bağlı kişiliği ile eşcinsel kimliği arasında kalması, yalnız kalmış bir annenin duygusal özgürlük arayışları, ailenin en küçük kızının ailesinden utanıp gençliğini bağımsız bir şekilde yaşamaya çalışması Fisher ailesinin en büyük çatışmaları arasında yer almaktadır. 

Transparent

(2014-)

Transparent, klasik aile tipinde cinsel kimliklerin öneminin olmaması gerektiğini gösteren son dönemdeki en önemli yapımlarından bir tanesi. Maura, bir gün birbirinden farklı sorunlara sahip 3 yetişkin çocuğunu kendi hayatını kökten değiştirecek bir kararı açıklamak için yemeğe davet eder. Maura; erkek bedeninde hapsolmuş bir kadın gibi hissettiğini çocuklarına itiraf eder. Dizi bir yandan Maura’nın bu dönüşümünü ve aile bireyleri ile olan ilişkisini merkeze alırken bir yandan da çocuklarının uçarı kimliklerini ve hayattaki çatışmalarını da yan hikâye olarak izleyiciye sunar. 

Modern Family

(2009-)

2009 yılından beri yayın hayatını sürdüren ve bu süre zarfında birçok ödüle layık görülmüş popüler yapım Modern Family, aile tanımı için geleneksel kalıplara dair ne varsa hepsini yılmadan, sıkılmadan baştan yazıyor. Christopher Lloyd ve Steven Levitan’ın yaratıcıları oldukları dizi, Jay Pritchett (Ed O’Neill) isimli dolap üreticisi eski bir askerin kendisinden yaşça küçük Kolombiyalı ikinci eşi Gloria (Sofia Vergara) ve Manny (Rico Rodriguez) isimli üvey oğullarının, ilk evliliğinden olan kızı Claire (Julie Bowen)’in çocuk ruhlu eşi Phil Dunphy (Ty Burrell) ile üç farklı dünyaya sahip çocukları; Haley (Sarah Hyland), Alex (Ariel Winter) ve Luke (Nolan Gould)’un ve yine Pritchett’in ilk evliliğinden olan oğlu Mitchell (Jesse Tyler Ferguson)’ın evlat edindikleri kızları Lily (Aubrey Anderson-Emmons) ve eşi Cameron (Eric Stonestreet)’un oluşturduğu farklılıklarla dolu üç ailenin Los Angeles’ta geçen yaşantılarını anlatıyor. Belgesel niteliğinde ilerleyen dizi, eşcinsel, üvey ve çekirdek olmak üzere kategorileştirilebilecek birbirinden farklı dinamiklere sahip üç ailenin farklılıklarına rağmen birbirlerine, aile bağlarıyla sıkı sıkıya bağlı hayatlarını ve oluşturdukları bu büyük aileyi, komedi çerçevesinde anlatıyor. Geleneksel kalıplardan oldukça uzak olsalar da aralarında reddedilmesi mümkün olmayan bir sevgi bağı var. Çünkü onlar her ne olursa olsun, aile tanımının birbirleri için sözlük anlamını oluşturuyorlar. Bugüne dek görmeye alıştığımız ya da bize öğretilenler gibi olmasa da, Gloria Pritchett’ın da dediği gibi; “aile, yaşama birlikte başlamış olman, kendini en sonunda birlikte bulmuş olman ya da hayatın akışı sürerken bir araya gelmiş olman fark etmeksizin, ailedir.” 

Jane The Virgin

(2014-)

Jane The Virgin, 2014 yılından beri geleneksel kavramını sonuna kadar zorlamayı tercih eden yapımlar arasında yer alıyor. 23 yaşında, daha önce hiç cinsel ilişkiye girmemiş olan Jane (Gina Rodriguez), kendisini, daha önce hiç tanışmadığı Rafael Solano’nun (Justin Baldoni) bebeğine hamile olarak buluyor. Bu koca karmaşanın sebebi ise Jane’in yanlışlıkla suni bir şekilde döllenmesini sağlayan, Rafael’in alkolik jinekolog kız kardeşi Luisa (Margaret Francis)’dan başkası değil.

Jennie Snyder Urman’ın yaratıcısı olduğu dizi, Venezuellalı Juana la Virgen isimli televizyon dizisinden esinleniyor ve dizide, geleneksel tanımından uzak tek karmaşık durum bu değil. Çünkü Rafael bu sırada, ilerleyen bölümlerde boşanacak olmalarına rağmen, kendi kendisini suni bir şekilde dölleyecek ve bu yolla ikiz kız çocuklarını dünyaya getirecek Petra (Yael Grobglas) ile evli. Aynı zamanda, dindar ve gelenekçi babaannesi Alba’ya (Ivonne Coll) ve dini inançlarına sıkı sıkıya bağlı ve ilk cinsel ilişki deneyimi için evlenmeyi bekleyen Jane’in, annesi Xo (Andrea Navedo) ve babası Rogelio (Jamie Camil) arasındaki ilişki de alıştığımız kalıpların dışında yer alıyor çünkü, henüz bir ergenken Jane’i dünyaya getiren Xo, uzun yıllar boyunca Rogelio’ya bir çocukları olduğunu söylememiş. Miami’de geçen bu değişik hikâyenin çekimleri Los Angeles’ta gerçekleşiyor ve bu durum, dizi için post prodüksiyonun önemini artırıyor. 2015 yılında ülkemizde Medyapım tarafından “Hayat Mucizelere Gebe” ismiyle uyarlanmış ve Kanal D ekranlarında yer almış dizi, karmaşık aile ilişkilerini farklı yan hikâyeleri hâline getiriyor ve bu konsepti, gün geçtikçe geleneklerin daha da dışına çıkarıyor. Ancak, bütün karakterlerini, günün sonunda yarattığı bu kocaman kargaşanın içerisinde, aralarındaki sevgi ve aile bağlarıyla birleştiriyor ve izleyicisine hayatın bütün beklenmedik sürprizlerine rağmen, geleneklerin ne kadar dışında olursa olsun, yine de, sevgi dolu, ‘kendisine has’ bir aile olunabileceğini anlatıyor.  

Ozark

(2017-)

Bill Dubuque ve Mark Williams’ın yaratıcısı olduğu Netflix Orijinali Ozark, Martin Bryde (Jason Bateman) isimli bir finans danışmanının ailesini de içine soktuğu suç girdabının hikâyesini anlatıyor. Martin ve onu aldatan eşi Wendy (Laura Linney)’nin iki çocukları vardır. Martin, karteli Ozark’a gidip oradaki işletmeler üzerinden istediği miktardaki yüklü parayı aklayabileceğine ikna ettikten sonra ailesiyle birlikte bir anda Ozark’a yerleşir. Tüm aile olarak yeni yere uyum sağlamakta zorluk çekerlerken, Martin ve Wendy birlikte işe koyulurlar. Kangren olan ilişkilerini suç ortağı olarak ayakta tutmaya çalışırlar.

Bir suç hikâyesinin altında aile olmayı yeniden tanımlayan Ozark, hem dizinin baş karakterlerinin ilişkisini hem de kasabadaki diğer ailelerinin birbirleriyle olan ilişkilerindeki tekinsiz tavırlardan besleniyor. Aile bireylerini duygusal bağlar oluşturan geleneksel aile tiplemelerinden ziyade birer iş ortağı olarak görüyoruz. Aynı misyon ve amaç uğruna tek bir çatı altında buluşan birbirinden bağımsız kasaba sakinleri ve Bryde ailesi, farkında olarak veya olmayarak suça karışmış olsalar da “kol kırılır yen içinde kalır” görüşüyle dışarıya bir şey belli etmezler ve ait oldukları bu büyük aileyi bir arada tutmaya çalışırlar.

Ozark, 31 Ağustos’ta ikinci sezonuyla Netflix portallarında sevenleriyle yeniden buluşacak.

Dark

(2017-)

Netflix’in ilk Alman yapımı Dark, Almanya’nın Wieden kasabasındaki bir kayıp vakasının ardından yaşananları çarpık ilişkilerle örülmüş aileler üzerinden anlatıyor. Baran bo Odar ile Jantje Friese’ın yaratıcısı olduğu Dark, karanlık ve gizemli havasıyla kasabada girift aile hikâyelerine geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek ekseninde ışık tutuyor.  Ansızın kaybolan Mikkel’in kasabada arama çalışmaları devam ederken Jonas (Louis Hofmann) kendi ailesinin sırrını çözmeye koyulur. Kasaba sakinleriyle iç içe geçen yaşamlar, herkesin aslında birbiriyle bağlantılı olduğu bir ağ hâlini alır. Babasının intiharının ardından Jonas’ın kopan aile bağları hikâyesine yön veren diğer kasabalılar üzerinden yeniden onarılır.

İkinci sezonunun onayını alan Dark’ın çekimlerine başlandı. Yayın tarihi kesinleşmemiş olsa da 2019 ortalarında yayınlanması bekleniyor.

Trust

(2018-)

Simon Beaufoy’un yaratıcısı olduğu, yönetmen koltuğunda Danny Boyle’ın oturduğu FX yapımı Trust, Getty petrolün sahibi Jean Paul‘ün (Donald Sutherland) torununun Roma’da kaçırılmasının ardından yaşanan fidye sürecini konu ediniyor. Başrollerinde Donald Sutherland ve Hilary Swank’in yer aldığı ve gerçek hayat hikâyesinden uyarlanan suç drama dizisi, 1970’lerin İtalya’sı ve İngiltere’sine izleyiciyi konuk ediyor.

Trust, her ne kadar bir kaçırılma hikâyesi olsa da aslında bir annenin oğlundan vazgeçmeyişini anlatıyor. Zenginlik ve refahın ortasında yaşayan Getty Petrol’ün sahibi Jean Paul aile kavramını velihat mantığı üzerinden kuruyor. Oğullarını, büyümesi için çok uğraştığı şirketlerini devam ettirebilecek kişilerden başka bir şey olarak görmeyen Jean Paul, torununun kaçırılması üzerinden aileyi bir arada tutmak için mücadele veriyor. Anlatımda ise mesafeli Amerikan aile kavramı, İtalya’daki aile ilişkileriyle paralellik gösteriyor. Aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkilerinden ziyade aileyi, ortak bir amaca sahip bir topluluk olarak lanse ediyor. Gerçek hayat hikâyesinin anlatımının kurgusal ögelerle beslendiği Trust, idealleri, hayalleri ve para kazanma isteği ailesinin her zaman önüne geçmiş bir adamın, ailesi için ne kadar ileri gidebileceğinin sorusuna cevap niteliği taşıyor.

Grace and Frankie

(2015-)

Grace and Frankie, artık cinsel yönelimini saklamaktan vazgeçen bireylerin yepyeni ailelik deneyimlerinin sunulduğu günümüze dair muhteşem bir komedi dizisi. Dizi homofobi, mizojini ve yaşçılığa ayrı ayrı isyan bayrakları açmış durumda. Aileleri tarafından heteroseksüel bilinen er kişilerinin yıllardır sürdürdükleri ilişkilerini artık saklamaktan vazgeçmeleriyle ortalığın birbirine girdiği hikâyede, “partnerlik” ilişkilerinin aşk, cinsellik ve dostluk boyutlarının ayrı ayrı değerli ve yıllarca yatırım yapıldıktan sonra her koşul altında yeni formlarda sürdürülebilir olduğunu gözlemliyoruz.

Grace and Frankie, pek meşhur bir dramı, yönelimini gizleyip de bir aile kurma hâlini, hiçbir karakterin yargılanmadığı, hatta karakterlerin birbirlerini dayanışmayla büyüttüğü bir komedi öyküsüne çeviriyor. Elbette bu cümbüşte ailenin yetişkin çocuklarına da ayrılmış bol miktarda yer var.

Gilmore Girls

(2000 – 2007)

Gilmore Girls, klasik bekar anne tanımını kırmakta çığır açan bir yapım. 15 yaşında hamile kalan, çocuğunu doğurma kararı alan, bu sayede de jenerasyon farkını bir şekilde aşan Lorelai karakteri, “bekar ve sorumsuz anne” veya “anne olduğu için çocuğuyla yaş farkından bağımsız her zaman bir kopukluk olacak genç birey” tipolojilerinin arasında bir istisnaya dönüşmüş durumda. Dizide yer alan popüler kültür referansları sayesinde dizi, o dönem bu tür geek hamlelere aç bir piyasaya da düşünce dizi bizzat popüler kültürün bir parçası hâline geldi. Bu yüzden de çizilen iki neredeyse aynı yaştaki bireyin ebeveyn-çocuk olarak ilişkilenme biçimleri gelenekselin pek dışındaki ebeveynlik deneyimlerinin günlük hayatta da mümkün olması için yeni zeminler yarattı. Hem ebeveynin hem de çocuğun cinsel yaşamının olabileceği ve bunu birbirleriyle paylaşabilecekleri gerçeğinin ana akıma yansıtılmış olması bakımından Gilmore Girls, oldukça dönüştürücü bir rol üstlendi.

This is Us

(2016-)

Aile, kan bağı üzerine mi kuruludur yoksa emek mi? Hepsi ya da hiçbiri. Mümkün olan her cevabı kabul edebildiğimiz bir düzlem yaratıyor This Is Us. Üçüz beklerken bebeklerden birini kaybedip de aynı zaman doğmuş başka bir çocuğu evlat edinen bir çekirdek ailenin iki farklı zaman aralığında ele alınan hikayesi, “biz” ya da “aile” denen şeyin bir format değil, kişilerin aralarında inşa ettikleri zengin bağlar üzerine kurgulu olduğunu izleyiciye aktarıyor. Pek çok izleyicinin terapi niyetine kullandığı dizi, geleneksel aileye dair de bir sürü izi bünyesinde taşıdığı için, çok daha geniş bir izleyici kitleyicisine başka tanımların da mümkün olduğunu aktarıyor. Güzel duyguların paylaşıldığı bu düzlem, illa güzel olay ağlarına bağlı değil, bireylerin hayatta kalma gücünü artıran bir tür dayanışma ağı aile dediğimiz şey ve This is Us da olası aile ilişkilenmelerinin bir bölümüne ışık tutuyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi