Hollywood’un en önemli problemleri arasında yer alan çoğunluğun beyaz Amerikalılardan oluşması ve cinsiyetçilik kavramları bu kez, The Office ve The Mindy Project gibi işlerle tanınan Mindy Kaling tarafından ele alınıyor. Gece Kuşu, cinsiyetçilik, ırkçılık gibi geleneksel Hollywood’a hâkim olan önemli sorunları, yıllardır popülaritesini korumayı başaran bir gece programının sunucusunun, kanal tarafından demode bulunması sonucu yazarlar ekibine yeni bir soluk arama çabası üzerinden anlatıyor. Mindy Kaling’in sıra dışı bakış açısıyla önemli problemleri ele alıyor ancak, hikâyesinin akış hızı yavaş kalıyor. Katherine Newbury (Emma Thompson) sunucusu olduğu gece eğlence programını 30 yıldır sürdürüyor. Katherine, son zamanlarda izlenme miktarlarının düşmesi ve sunucunun şakalarının alakasız, modası geçmiş bulunması sebebiyle, programını Daniel Tennant (Ike Barinholtz) isimli son derece seksist aynı zamanda da popüler bir komedyene devretme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Katherine, yıllarca başarısını korumuş ancak geçen zaman boyunca yaşanan internet, sosyal medya gibi gelişmelere ayak uydurmayı klasik tarzını korumak için reddetmiş İngiliz bir komedyen. İngiliz olmasından ileri geldiği söylenen "elitist"liğinin yanında, bir de tamamen erkeklerden oluşan ve hiçbir bağa kuramadığı, isimlerini bile bilmediği yazarlar ekibiyle buluşması eklenince Katherine, diğer sunucuların yanında tarihi geçmiş kalıyor. Hâl böyle olunca, programını yayınlayan kanalın yöneticisi Caroline Morton (Amy Ryan), Katherine’in yerini Daniel Tennant’a vermek için hazırlanıyor ve Katherine, programına değişik bir bakış açısı kazandırıp bu durumdan kurtulmak için yazarlar ekibine kadın ve mümkünse başka bir etnik kimliğe sahip birini katmak istiyor. Bu noktada yönetmenliğini Nisha Ganatra'nın (The Mindy Project) yaptığı filmin, senaristliğini ve yapımcılığını üstlenen Mindy Kaling’in karakteri Molly Patel devreye giriyor. Hint asıllı bir Amerikalı olmasıyla etnik çeşitliliğe sahip Molly Patel, Pennysylvania’da kalite kontrol bölümünde çalıştığı kimya fabrikasındaki işini bırakıyor ve New York’a gelerek Katherine’in asistanıyla yaptığı görüşme sonucu etnik kökeni ve cinsiyeti sayesinde işe alınıyor. Ancak Molly, hayalindeki işe sadece farklılık getirmesi için uygun görülse de bu fırsatı bundan çok daha fazlasına çevirmek için oldukça kararlı. Gece Kuşu: Aynılık Sıradanlaştırır Gece Kuşu, kariyerine The Office ile başlayan daha sonra kendi dizisi The Mindy Project’le devam eden Mindy Kaling’in hayatından izler taşıyor. Film, Hollywood’un geleneksel düzenine aykırı davranışlarına, öncelikle uzun yıllar süren bir sohbet programının sunucusu olarak komedyen bir kadını göstererek başlıyor ve bu şekilde izleyicisine başka bir dünya sunuyor. Daha sonra, Hollywood’un geleneksel düzeninin erkek egemenliğinde olduğu gerçeğini bir de programın yüzünün bir kadın olmasına rağmen, yapılacak esprilerin yaratıldığı tamamen erkeklerden oluşan yazarlar odasını göstererek devam ediyor. Üstelik bu odanın cinsiyetçilik haricinde bir başka problemi daha var: Yazarların hepsi aynı etnik kökenden geliyor. Amerika Birleşik Devletleri gibi birçok farklı etnik kökenden gelen insanın var olduğu bir ülkede, önemli işlere layık görülen herkesin Amerikalı ve beyaz ırktan olması oldukça absürt bir durum. Gece Kuşu bu durumun tuhaflığını izleyicisine de anlatıyor. Katherine Newbury’nin yazarlarından biriyle yaşadığı ilişkinin ortaya çıkması ve alınan aşırı tepki ile filmin ele aldığı toplumsal sorunlar sadece bununla da sınırlı kalmıyor ve Gece Kuşu, bizleri bir de böyle bir olayın bir erkek için unutulabilir olsa da, bir kadının kariyerini tamamen bitirebileceği gerçeğiyle yüzleştiriyor. Film, etnik çeşitlilik, cinsiyetçilik gibi birçok politik durumla uğraşırken Mindy Kaling’in tarzı ve özellikle diyaloglarıyla komedi hissiyatını korumayı başarıyor ve izleyicisine iyi zaman…

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

Gece Kuşu, cinsiyetçilik, ırkçılık gibi geleneksel Hollywood’a hâkim olan önemli sorunları, yıllardır popülaritesini korumayı başaran bir gece programının sunucusunun, kanal tarafından demode bulunması sonucu yazarlar ekibine yeni bir soluk arama çabası üzerinden anlatıyor.

Kullanıcı Puanları: 3.67 ( 3 votes)
65

Hollywood’un en önemli problemleri arasında yer alan çoğunluğun beyaz Amerikalılardan oluşması ve cinsiyetçilik kavramları bu kez, The Office ve The Mindy Project gibi işlerle tanınan Mindy Kaling tarafından ele alınıyor. Gece Kuşu, cinsiyetçilik, ırkçılık gibi geleneksel Hollywood’a hâkim olan önemli sorunları, yıllardır popülaritesini korumayı başaran bir gece programının sunucusunun, kanal tarafından demode bulunması sonucu yazarlar ekibine yeni bir soluk arama çabası üzerinden anlatıyor. Mindy Kaling’in sıra dışı bakış açısıyla önemli problemleri ele alıyor ancak, hikâyesinin akış hızı yavaş kalıyor.

Katherine Newbury (Emma Thompson) sunucusu olduğu gece eğlence programını 30 yıldır sürdürüyor. Katherine, son zamanlarda izlenme miktarlarının düşmesi ve sunucunun şakalarının alakasız, modası geçmiş bulunması sebebiyle, programını Daniel Tennant (Ike Barinholtz) isimli son derece seksist aynı zamanda da popüler bir komedyene devretme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Katherine, yıllarca başarısını korumuş ancak geçen zaman boyunca yaşanan internet, sosyal medya gibi gelişmelere ayak uydurmayı klasik tarzını korumak için reddetmiş İngiliz bir komedyen. İngiliz olmasından ileri geldiği söylenen “elitist”liğinin yanında, bir de tamamen erkeklerden oluşan ve hiçbir bağa kuramadığı, isimlerini bile bilmediği yazarlar ekibiyle buluşması eklenince Katherine, diğer sunucuların yanında tarihi geçmiş kalıyor. Hâl böyle olunca, programını yayınlayan kanalın yöneticisi Caroline Morton (Amy Ryan), Katherine’in yerini Daniel Tennant’a vermek için hazırlanıyor ve Katherine, programına değişik bir bakış açısı kazandırıp bu durumdan kurtulmak için yazarlar ekibine kadın ve mümkünse başka bir etnik kimliğe sahip birini katmak istiyor. Bu noktada yönetmenliğini Nisha Ganatra’nın (The Mindy Project) yaptığı filmin, senaristliğini ve yapımcılığını üstlenen Mindy Kaling’in karakteri Molly Patel devreye giriyor. Hint asıllı bir Amerikalı olmasıyla etnik çeşitliliğe sahip Molly Patel, Pennysylvania’da kalite kontrol bölümünde çalıştığı kimya fabrikasındaki işini bırakıyor ve New York’a gelerek Katherine’in asistanıyla yaptığı görüşme sonucu etnik kökeni ve cinsiyeti sayesinde işe alınıyor. Ancak Molly, hayalindeki işe sadece farklılık getirmesi için uygun görülse de bu fırsatı bundan çok daha fazlasına çevirmek için oldukça kararlı.

Gece Kuşu: Aynılık Sıradanlaştırır

Gece Kuşu, kariyerine The Office ile başlayan daha sonra kendi dizisi The Mindy Project’le devam eden Mindy Kaling’in hayatından izler taşıyor. Film, Hollywood’un geleneksel düzenine aykırı davranışlarına, öncelikle uzun yıllar süren bir sohbet programının sunucusu olarak komedyen bir kadını göstererek başlıyor ve bu şekilde izleyicisine başka bir dünya sunuyor. Daha sonra, Hollywood’un geleneksel düzeninin erkek egemenliğinde olduğu gerçeğini bir de programın yüzünün bir kadın olmasına rağmen, yapılacak esprilerin yaratıldığı tamamen erkeklerden oluşan yazarlar odasını göstererek devam ediyor. Üstelik bu odanın cinsiyetçilik haricinde bir başka problemi daha var: Yazarların hepsi aynı etnik kökenden geliyor. Amerika Birleşik Devletleri gibi birçok farklı etnik kökenden gelen insanın var olduğu bir ülkede, önemli işlere layık görülen herkesin Amerikalı ve beyaz ırktan olması oldukça absürt bir durum. Gece Kuşu bu durumun tuhaflığını izleyicisine de anlatıyor. Katherine Newbury’nin yazarlarından biriyle yaşadığı ilişkinin ortaya çıkması ve alınan aşırı tepki ile filmin ele aldığı toplumsal sorunlar sadece bununla da sınırlı kalmıyor ve Gece Kuşu, bizleri bir de böyle bir olayın bir erkek için unutulabilir olsa da, bir kadının kariyerini tamamen bitirebileceği gerçeğiyle yüzleştiriyor. Film, etnik çeşitlilik, cinsiyetçilik gibi birçok politik durumla uğraşırken Mindy Kaling’in tarzı ve özellikle diyaloglarıyla komedi hissiyatını korumayı başarıyor ve izleyicisine iyi zaman geçirtmeyi başarıyor. Bu işe yeni başlayan ve hiçbir tecrübesi olmayan Molly Patel, yazarlar odasında geldiği ilk anda oturacak yer verilmemesi sonucu çöp kutusunu ters çevirip üstüne oturması gibi yaşadığı her şeye rağmen sağlam ve neşeli karakteriyle Şeytan Marka Giyer – Devil Wears Prada’nın Miranda Priestly’sini anımsatan Katherine Newbury gibi onlarca ödüle sahip bir kişiliğe kendisi olmayı öğretiyor.

Film, izleyicisine komik ve iyi anlar yaşatıyor ancak bunu yaparken ritmini korumakta zorlanıyor. Cinsiyet rollerini sorgulayan ve değiştiren Gece Kuşu, önemli ve popüler bir eğlence programının sunucusunun kadın olduğu bir dünya yaratırken, tamamen erkeklerden oluşan yazarlar ekibine bir kadını alma düşüncesine varabilmek için sunucunun kadınlardan nefret ettiği yönünde eleştiriler almasını ve programın tehlikeye girmesini bekleyerek kendi dünyasıyla çelişiyor. Film, içinde barındırdığı aşk ilişkilerini anlatırken dengesini korumayı başarıyor ve bu ilişkileri, anlatmayı amaçladığı asıl noktalarının bir adım arkasında tutuyor. Ancak, yine de sonunda Molly’i genellikle zıtlaştığı, kendisini yazarlar ekibinde üst seviyelerde olarak gören Tom Campbell (Reid Scott) ile bir ilişkiye sokarak romantik komedi geleneklerinin tekrarına düşüyor. Film, bu bocalamayı, Katherine’nin Parkinson hastalığıyla mücadele eden eşini aldattığı yan hikâyesini verirken de yaşıyor. Film, zaten birçok farklı toplumsal konuyla uğraşıyorken ve hikâyesinin merkezine Molly ve Katherine’nin arasındaki dinamiği koyarken, bu yan hikâyeyle ikili arasındaki dinamiği anlatmayı bırakıyor ve Katherine’in özel yaşamına eğilerek rotasını şaşırıyor. Aynı zamanda, her ne kadar Katherine karakterini Hollywood’da başarılı olabilmek için maskülen ve klişelerin gereklerine uygun olarak göstererek yapılan cinsiyetçiliğin bir kez daha altını çizse de,bu durum, Katherine’in bağ kurulabilirlik seviyesini düşürüyor. Film, özellikle eğitim seviyelerinin yükseldiği ve gelişmiş bir çağda yaşadığımız için çözülmesi gereken problemlerden bahsederken komedisini de yaşatmayı başarıyor ama yavaş kalmaktan, türünün klişelerinden sıyrılamamaktan, ve bu klişeler yüzden tahmin edilebilir olduğundan potansiyeline bir türlü ulaşamıyor. Günün sonunda, başarılı kadrosu, iyi yazılmış diyaloglarıyla çok daha fazlası olabilecekken güzel noktalara değinen sıradan bir komedi filmi olmaktan öteye gidemiyor.

Gece Kuşu, güncel problemleri ekrana taşıması ve bu problemler hakkında fikrini söylemesi sebebiyle cesur ama klişelere düşmekten kaçamayan bir film olarak karşımıza çıkıyor. Mindy Kaling’in senaryosu güçlü inşa edilmiş karakterleri ve komik diyaloglarıyla öne çıkıyor, ancak genel anlamda zaten tahmin edilebilir olan hikayenin gidişatı açısından yavaş kalıyor. Film, cinsiyet eşitsizliği ve ırkçılık gibi toplumsal problemleri izleyicisine hatırlatırken, keyifli anlar yaşatmayı da başarıyor ancak, kalıcı bir etkiye sahip olamıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi