XC5cpRwQBEQ


Anna Karina’nın rollerini mercek altına alan video, bir ikona dönüşen oyuncunun Fransız Yeni Dalgası’nın şekillenmesi üzerindeki büyük etkisini gözler önüne seriyor.

Efsane yönetmen Jean-Luc Godard, Fransız Yeni Dalgası dediğimizde aklımıza gelen ilk isimlerden biri. Ancak 60’lar Fransız sinemasının en güzel ve ikonik isimlerinden biri olan, Godard’ın kamerasından izlediğimiz, kendisini anlatmak için kelimelerin kifayetsiz kaldığı Anna Karina‘yı unutmamak gerekir.

Anna Karina ve o dönemki eşi Jean-Luc Godard, sinema tarihinin en başarılı yönetmen-oyuncu uyumunu yakalayan en önemli ikililerinden biri. 1940 yılında Danimarka’da doğan Anna Karina, Godard ile tanışmasıyla birlikte modellikle başladığı kariyerini sinemaya çevirdi ve kendisinin aldığı bu karar, Une femme est une femme, Vivre sa vie, Bande à part, Alphaville ve Pierrot le fou gibi Fransız Yeni Dalgası’nın imza filmlerinin ortaya çıkmasını sağladı.

Filmlerinde abartıya kaçmadan, minimal bir oyunculuk sergileyen Anna Karina, gerek bakışlarıyla gerek jest ve mimikleriyle canlandırdığı karakterin neler yaptığını ya da yapamadığını, belki de söyleyemediklerini ya da yapmak istediklerini perdeye ve izleyiciye başarılı bir şekilde aktarıyor. Belki de onun bu özelliği, Yeni Dalga’dan gelen rüzgârın etkisiyle, sinemayı sonsuza dek değiştirmeye yardımcı olan bir ismin zaman içerisinde ikonikleşmesine, hatta bir tanrıça olarak atfedilmesine vesile oluyor.

Anna Karina’nın Başarılı Oyunculuğunun Sırlarını Gözler Önüne Seren Bir Video 

Anna Karina

Anna Karina; Kadın Kadındır – Une femme est une femme’deki muhteşemliği sonucunda filmi keyifli bir seyirliğe dönüştürür, Çete – Bande à part’taki unutulmaz madison dans sahnesiyle izleyicinin gönlünü fetheder, kendi isteği ile seks işçiliği yapmaya başlayan Nana’yı canlandırdığı Hayatını Yaşamak – Vivre Sa Vie filminde döktüğü gözyaşlarıyla içimize bir hüzün bırakır.

“Fotoğrafçılık gerçektir ve sinema saniyede 24 kare gerçektir.” cümlesiyle akıllarda yer edinen Küçük Asker – Le petit soldat’ta ise canlandırdığı Veronica karakterinin Bruno’ya poz verdiği sahnede, Anna Karina kameraya, daha doğrusu kameramana, Godard’a ve seyirciye poz verir. Bu sahnede Veronica’nın Bruno’ya poz vermesi ile Anna Karina’nın verdiği pozlar birbiri içerisine geçer. Sinemada özgün bir dilin nasıl yaratılması gerektiğine dair adeta ders verici bir nitelikte olan bu sahnede Karina, oynadığı karakteri hayata taşımada başarılı bir iş ortaya koyar.

Yıllar içerisinde oyunculuktaki kalıplaşmış, genelgeçer tanımlamaları yıkmayı başaran ve bu tanımlamaları birkaç adım öteye taşıyan Anna Karina, sinema dünyasının en büyük oyuncularından birine dönüşür. İşine olan saygısı, çocukluk hayalini istediği, belki de hayal ettiklerinin ötesinde, bir şekilde gerçekleştirmesi sağladı ve Karina’nın bu tutumu, her oyuncunun gıptayla bakabileceği bir kariyeri beraberinde getirdi.

Sinemayla ilgili yaptığı harika videolarla tanınan Fandor, Anna Karina’nın rollerini mercek altına alan videoda usta oyuncunun başarılı performanslarına yakında bakıyor. Karina’nın oyunculuğunu derinlemesine inceleyen Fandor videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.

Kaynak: Fandor

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information