İspanyol sinemasının, Luis Luis Buñuel’den sonra çıkardığı en çok tanınan ve en büyük yönetmen olarak tanımlayabiliriz Pedro Almodóvar’ı. Onun sineması renklerin -özellikle kırmızının-, müziklerin, detaylıca yaratılmış dekorların olduğu kadar, insanın en temel özelliklerinden birinin, arzunun ete kemiğe bürünmüş hâli gibidir. Aşkın, nefretin, acıların, pişmanlıkların, isyanın sinematik karşılıklarını bulmaktaki yetkinliğini defalarca ispatlamıştır o. Temas ettiği her esere kendi özgün dokunuşunu katmayı bir şekilde başarır. Otobiyografik ögeler taşıyan, bir tür kişisel terapi seansı gibi işleyen yeni filmi Acı ve Zafer’in vizyona girmesi vesilesiyle Pedro Almodóvar’ın en iyi 5 filmini seçtik.

Katkıda Bulunanlar: Murat Emir Eren, Esen Tan, Güvenç Atsüren,
Utku Ögetürk, Aras Keser, Ozan Aytaş

FilmLoverss’a Göre En İyi 5 Pedro Almodóvar Filmi

5. İçinde Yaşadığım Deri – La piel que habito (2011)

Almodóvar’ın filmografisindeki en farklı film olarak rahatlıkla anabileceğimiz İçinde Yaşadığım Deri – La piel que habito, yönetmenin anlatıda ne kadar ustalaştığının da kanıtlarından biri. Bu kez bir tür filmine yönelen Almodóvar plastik cerrah, bilim insanı Dr. Robert Ledgard ve yeni geliştirdiği bir yöntemi üzerinde denediği hastası Elena’nın hikayesini anlatıyor filmde. Trajik olaylar sonucu eşini kaybeden Dr. Ledgard, her türlü vücut deformasyonunu tamir edebilecek sentetik bir deri üretmeyi başarır. Buluşunu üzerinde denediği hastasıyla olan ilişkisi bilim dünyasını tedirgin ederken, bir yandan da Dr. Ledgard’ın geçmişiyle ilgili de gizemleri çıkarır ortaya. Almodóvar’ın favori yıldızı Antonio Banderas’ın başrolde harikalar yarattığı film, aynı zamanda usta yönetmenin siyaz beyaz yılların B sınıfı filmlerine de bir nevi saygı duruşu niteliğinde. Film bilhassa Georges Franju’nun Çehresiz Gözler – Les yeux sans visage’a (1960) direkt göndermelerle dolu.

4. Konuş Onunla – Hable con ella (2002)

Almodóvar’ın duygusal anlamda en ağır filmlerinden biri olan Konuş Onunla – Hable con ella, yönetmenin izleyici tarafından da en çok teveccüh gören filmi belki de. Filmde bir boğa güreşçisi olan sevgilisi Lydia geçirdiği kaza sonucunda komaya girince Marco için hastanede saatler boyu Lydia’nın başında beklediği günler başlar. Bu vesileyle tanıştığı hasta bakıcı Benigno da, tıpkı Marco gibi komadaki bir kadının uyanmasını bekliyordur, bir balerin olan Alicia’yı. İki adam arasında komadaki kadınları beklerken bir dostluk gelişir… İzleyicileri bir duygudan diğerine müthiş bir başarıyla savuran, renk kullanımından, sürreal öğelere sahip rüya sahnelerine dek Almodóvar’ın imzası sayılabilecek birçok unsur barından Konuş Onunla gösterildiği dönemde çok beğenilmiş, Almodóvar’a En İyi Özgün Senaryo kategorisinde Oscar ödülü kazandırmıştı. Film, Almodóvar’ın favori oyuncularından Javier Camara’nın görmelere seza performansıyla da akıllarda yer etmişti.

3. Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar – Mujeres al borde de un ataque de “nervios” (1988)

Çekildiği yıl Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adaylığı kazanan ve böylelikle Almodóvar’ın tüm dünyaca tanınmasının önünü açan Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar, temelde sevgilisi tarafından terk edilmesinin ardından intihar etmeye karar veren bir televizyon yıldızının hikâyesini anlatır. Fakat bu girişim, kadının birbirinden garip karakterler ve olaylarla karşılaşması sonucu -neyse ki- gerçekleşemez. Bu olay ve karakterler silsilesini bir orkestra şefi edasıyla yöneten Almodóvar, sinemada perdesinden görüp görebileceğimiz en ustalıklı kaoslardan birini yaratıyor. Screwball ve kara komedi arasında çok güçlü bir denge tuturan yapım, usta yönetmenin kadın karakterlere ve kadın bilincine yönelik çalışmalarının en önemlilerinden biri olmasının yanında görsel diliyle de “Almodóvar sineması” dediğimiz olgusunun zirve noktalarından birini işaret eder.

2. Acı ve Zafer – Dolor y gloria (2019)

Bu yıl Altın Palmiye için yarıştığı Cannes Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Film Müziği dalında ödülle dönen Acı ve Zafer, Almodóvar’ın hayatına dair birçok detayı barındıran, otobiyografik bir çalışma. Filmin merkesinde Antonio Banderas’ın kariyerinin en iyi performanslarından birini sergileyerek hayat verdiği Salvador Mallo var. Mallo, eski parmak günlerini geride bıraktığının farkında olan bir film yönetmeni. Bu noktadan bakınca, eski “haşarı” günlerini geride bırakmış, ehlileşmiş ve 2011 tarihli İçinde Yaşadığım Deri’den bu yana elle tutulur bir eser ortaya koymamamış Pedro Almodóvar’la ciddi paralellikler taşıyor Mallo karakteri. Bu karakterin çocukluğu ve şimdiki zamanı arasında mekik dokurcasına işleyen film, usta bir yönetmenin kendine, kariyerine, geçmiş hatıralarına dürüst bir bakışa dönüşürken, Almodóvar sinemasının lokomotiki olan tutkunun peşine takılıyor ve ortaya son derece dokunaklı bir başyapıt çıkıyor.

1. Annem Hakkında Her Şey – Todo sobre mi madre (1999)

Gösterildiği yıl Cannes Film Festivali’nde Pedro Almodóvar’a En İyi Yönetmen ödülü kazandıran Annem Hakkında Her Şey, 17 yaşındaki oğlu Esteban’ı yalnız başına büyüten Manuela’nın hikayesine odaklanıyordu. Hikayede acı bir olay neticesinde oğlunu kaybeden Manuela, oğlunun varlığından habersiz yaşayan trans birey babası Lola’yo bulmak için Barcelona’ya gidiyor ve burada hem Lola’yı yeniden tanıyor, hem de onun her biri apayrı bir hikayeye gebe arkadaşlarıyla yepyeni bir dünyaya dahil oluyordu. Acı-tatlı tonunu başından sonuna kadar sürdüren, Almodóvar’ın bilhassa 80’lerde inşa ettiği sinemasal dünyasına dahil birçok unsuru aynı potada eriten muazzam bir film Annem Hakkında Her Şey. Film, her daim karşılaştığınız ancak hayatlarında neler olup bittiğini bilmediğiniz toplumun kıyısından karakterlerin dünyasına müdanasız bir giriş bileti adeta. Film En İyi Yabancı Film kategorisinde BAFTA, Altın Küre ve Oscar kazanmıştı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi