h67AHvHMtxY


Film izleme eylemini sürekli olarak bir anlam arayışına dönüştürmek belki daha görünür olan mühim noktaları kaçırmaya sebebiyet verebilir ancak kendi içerisinde tutarlı olan her okumanın doğru kabul edilebileceğini söyleyebiliriz.

Now You See It adlı YouTube kanalının yayınladığı video çalışmasında tartışılan bir konu olan filmler üzerine aşırı okuma yapmak aslında sıklıkla gündemimizde olan bir mesele. Nitekim, bir film üzerine tartışma yapılırken bir tarafın diğerini aşırı okuma yapmakla itham etmesi özellikle son dönemde kaçınılmaz bir noktada. Aşırı okumanın ne olduğu, sanatın ne olduğunu tanımlamak kadar zor aslında. Hiçbir zaman neyin aşırı okuma olduğunu bilmek mümkün olmayabilir. Zira hem yapılan okuma hem de bu okumanın aşırılığı kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir.

Mavi Perde Sadece Bir Mavi Perde Olmak Zorunda mıdır?

Bir film okuması yaparken yapılan en büyük hata, sanıyorum ki yönetmenin amacını çözmeye çalışmaktır. Aşağıda yer alan videonun açılışında yer alan, yazarın “mavi bir perde” demesinin üzerine bir öğretmenin yaptığı yorumun yanlışlanması da aynı hataya daha videonun başında düşüldüğünün bir göstergesi. Bir filmin ne anlattığı hiçbir zaman yönetmenin kendi amacıyla sınırlı kalmamalıdır, bana kalırsa sinemasının büyüsünü bozan asıl yaklaşım budur. Film yapılıp bittiği anda yönetmenin kendi kişisel alanından çıktığını ve filmi izleyiciye teslim ettiğini söyleyebiliriz. Bu sebeple o andan itibaren filmi izleyen her izleyicinin yaptığı hem filmle hem de kendi içinde tutarlı olan yorumun doğru olduğunu kabul edebiliriz. Tutarlı olunduğu müddetçe her film, her türlü okumaya tabi tutulabilir. Yanı sıra, film yapmanın bir bakıma rüya görmek gibi bir eylem olduğunu ve sıklıkla bilinç dışı yansımalardan ileri geldiğini söyleyebiliriz. Bu sebeple yönetmen filmde vermek istediği hissi seyirciye yansıtmak adına en iyi seçeneğin mavi perde olduğunu düşünmüyor olabilir ancak bu durum mavi perdeyi seçmesinin sebebinin kendisine o hissi yalnızca mavi perdenin vermesi olabileceği gerçeğini de gözden kaçırmamak gerekir, yönetmen perdenin rengi üzerine hiç düşünmese bile.

Öte yandan, film izleme eylemini sürekli olarak bir anlam arayışına dönüştürmek belki daha görünür olan mühim noktaları kaçırmaya sebebiyet verebilir, izleme eyleminin kendi salt zevkini baltalayabilir. Yine de izleme deneyimini okuma yapmakla paralel ilerleten bir izleyici için bu durum başlı başına bir keyfe dönüşmüş de olabilir ve tam da bu sebeple oldukça kişisel olan bu durumu, sinemanın büyüsünün bozulması olarak nitelemek akıllara sinemanın büyüsünün ne olduğuna kimin karar verdiğine yönelik bambaşka bir soruya da kapısını aralar.

Aşırı okuma yapmanın sinemanın büyüsüne zarar verip vermediğini irdeleyen video çalışmasına aşağıdan ulaşabilirsiniz.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi