Yazar Samuel Beckett’in doğrudan sinema için kaleme aldığı tek metin, 1965 tarihli kısa metrajlı Film’in senaryosudur. Aslen tiyatro yönetmeni olan Alan Schneider’in kamera arkasına geçtiği film deneysel üslupla çekilmiş 20 dakikalık bir yapımdır ve sinema tarihinin akışına derinlikli bir bakış atar. Bu noktada filmin -perdede çok kısa bir süreliğine gördüğümüz üç kişiyi saymazsak- tek karakteri ve bu karakteri canlandıran oyuncunun kimliği ve personası büyük önem taşır. Bu isim sinemanın gördüğü en büyük figürlerden biri olan, sessiz dönem komedi ustası Buster Keaton’dır.

Buster Keaton’ın Personası

Film, göz kapağındaki kırışıklıklardan anladığımız kadarıyla yaşlı birine ait bir gözün yakın plan görüntüsüyle açılır. Bu göz ve tabii ki sahibi, uzun süredir gördükleriyle yorgundur. Ya da en azından göz kapağının yavaş hareketleri bunu çağrıştırır. Devamında üzerinde uzun bir palto olan şapkalı bir adamın eski bir duvarın dibinde telaşlı telaşlı yürümekte olduğunu görürüz. Adam ya birinden kaçıyor ya da bir yere yetişmeye çalışıyor gibidir. Bu esnada karşısına çıkan iki kişiye çarpar ve aralarından hışımla, kaçarcasına geçer. Belli ki adamın kaçış ve bir yere yetişme güdüsünün altında güçlü bir neden yatmaktadır. Bu durumun benzeri, adamın eski bir binaya girişinden sonra yaşlı bir kadınla karşılaşmasının ardından da gerçekleşir. Yaşlı adam bu “tehlike”yi de atlattıktan sonra nabzını kontrol eder. İşte bu an Film’in anlatısında çok önemli bir noktaya işaret eder. Adam zamanının yavaş yavaş dolduğunun farkındadır, bir bakıma ölümünü beklemektedir.

Adam, devamında bir eve girer. İçinde sadece evcil hayvanların olduğu, hasarlı duvarlarında bir ayna asılı olan, birkaç pencerenin bulunduğu bir evdir burası. Bu ana kadar yüzünü hiç görmediğimiz, hareketlerini sadece arkasından yapılan çekimlerden takip ettiğimiz adamın yüzünde bir örtü olduğunu fark ederiz. Hâlâ yüzünü görmesek de adam örtüyü çıkarır. Devamında bazı hayvanları evden dışarı atar, bazılarının üstünü örter; tıpkı pencerelere ve aynaya yaptığı gibi. Ölümüne yaklaşan bu adamın, görülmek istemediğine, bu izbe evde saklanmayı arzuladığına emin oluruz artık. İlk bakışla tuhaf gelen bu eylemlerin anlamı, bu karakteri canlandıran oyuncunun yüzünü ilk kez, filmin sonunda gördüğümüzde açıklanır büyük ölçüde. Başta da belirttiğim üzere bu oyuncu, sessiz film komedi ikonlarından Buster Keaton’dır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki Film, Keaton’ın rol aldığı son yapımlardan biridir. Bir tür veda mektubudur. Kariyeri boyunca konuşmadan -ya da dönemin teknik şartları sebebiyle konuşamayan- soğuk minikleriyle -yani yüzüyle- sinema tarihine imzasını atmış, etkileri günümüzde de devam eden deadpan komedisinin temellerini oluşturmuş bir isimdir Buster Keaton. Adı Film olan bir sinema eserinde yüzünün hayvanlar tarafından dahi görülmesini istememesinin elbet bir sebebi vardır. Keaton, gençliğinden itibaren sinemayla birlikte var olmuş bir sanatçıdır. Önemli bir parçası olduğu sessiz sinema dönemi de onunla birlikte yaşlanmıştır. Sinema tarihinde sesin ilk kullanıldığı film olan The Jazz Singer’ın üzerinden neredeyse kırk yıl geçmiş, sessiz filmler artık tedavülden kalkmıştır. İşte böyle bir ortamda Beckett’in sinema için yazdığı tek metnin adının Film olması ve merkezinde Buster Keaton’ın personasının bulunuyor oluşu, yazarın film kavramını bir medyum olarak tartışmaya açmak istediğinin belirteci olarak ortaya çıkar. Zira sessiz film dönemi bitse de, sinema ya da filmler ortadan kalkmaz. Yüzünün, yaşanılan dönüşümlere bağlı olarak eskidiği düşünülse de Buster Keaton efsanesi yaşamaya devam ediyor. Bu noktada, filmin hiçbir müzik ya da diyaloğun olmadığı ses bandında duyulan tek işitsel ögenin, Keaton’ın karşılaştığı kadının işaret parmağını dudaklarına götürerek çıkardığı “Şşşş” sesi oluşu çift yönlü bir anlam kazanıyor. Sesli filmlerin sinema sanatı konusundaki üretimlerin tamamına tekabül ettiği bir dönemde duyulan bu ses, tamamı sessiz olan bir filmi “sustururken”, bir yandan da Buster Keaton’ın önemli bir simgesi olduğu, Hitchcock’un “sinemanın en saf hâli” olarak nitelediği sessiz filmler döneminin, sinema var oldukça etkisinin süreceğine dair bir güzellemeye dönüşüyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi