Ferzan Özpetek, Cineuropa’ya verdiği röportajda geçtiğimiz yıl vizyona giren ve İtalya’da önemli başarılar elde eden son filmi La dea fortuna hakkında konuştu.

Başrollerinde Jasmine Trinca, Edoardo Leo, Stefano Accorsi gibi oyuncuların yer aldığı, Ferzan Özpetek‘in geçtiğimiz yıl aralık ayında İtalya’da vizyona giren son filmi La dea fortuna, David di Donatello Ödülleri’nde Jasmine Trinca’ya En İyi Kadın Oyuncu Ödülü getirirken ayrıca En İyi Müzik Ödülü de almıştı. Film, bir arkadaşlarının çocuklarına birkaç gün bakmalarını istemesinin ardından kendilerini bir krizin içinde bulan eşcinsel bir çiftin hikâyesini anlatıyor. 

Harika bir performans ile iki David di Donatello ödülü, gerçekleştirilecek olan Silver Ribbon Ödülleri’nde de 8 adaylığının yanında geniş çapta övgüler aldı. Sizce The Goddess of Fortune (La dea fortuna) filmini bu kadar başarılı yapan şey nedir?

Warner’a ilk gösterimi yapıldıktan sonra bu filmle ilgili özel bir şeyler olduğunu fark etmeye başladım. Vizyon tarihi Kasım başları olarak planlanmıştı ancak sonradan dağıtımcı Noel’i önerdi. İki çocuklu iki adamın hikâyesinin Noel için pek uygun olmadığını düşünüyordum ancak sonra filmin büyük bir etki yarattığı ve kulaktan kulağa yayıldığı ortaya çıktı. Filmi izleyen herkes filmin insanı duygulandırdığını ve dokunaklı bulduğunu söyledi. Eşcinsel izleyicilerde ve ailelerde büyük etki uyandırdı. Birçoğu nasıl bir dünyada yaşadığımızı, bazı şeylerin nasıl değiştiğini ve ne kadar önemli duygular olduğunu anlamak için filmi  çocukları ile beraber izlediğini söyledi. Filmin (kasıtsız olarak ortaya çıkan) mesajı, söz konusu ebeveynler olduğunda önemli olan belden aşağısında değil, kalplerimizin ve akıllarımızın olduğu yerde ne bulduğunuz.

Ferzan Özpetek, Filmin Başarısının En Önemli Nedeninin Duyguları Aktarabilmek Olduğunu Düşünüyor

The Goddess of Fortune çok duygulandıran bir film ama harika bir mizahı bir araya getiriyor. Bir aşk hikâyesi ile birlikte trajikomik yanlar bulunuyor. Bu iki unsur arasındaki dengeyi nasıl sağladınız

Bu bir ayrılık yaşayan aynı cinsiyetten iki kişiyi ele alan ilk film. Filmler genelde eşcinsel çiftlerin ilk karşılaşmasını, doğan aşkı anlatırken birinin giderek yorulmasını ve ayrılmaya hazırlanmasını anlatmaz. Hayatın kendisi hem trajik hem de komiktir ve bu tarz şeylerle baş etme yöntemimi yansıtıyor. Olur olmadık zamanlarda gülebiliyorum. Drama her zaman bir derece esneklik ile beraber gelmeli.

Jasmine Trinca filmdeki rolü ile David di Donatello Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülü aldı. 6 Temmuz’da gerçekleştirilecek olan Silver Ribbons Ödülleri’nde Stefano Accorsi ve Edoardo Leo En İyi Erkek Oyuncu için aday gösterildi. Oyuncularınızı nasıl en iyi şekilde değerlendiriyorsunuz?

Jasmine, karakteri filmin tümünde olmadığı için ana bir rolde olmayı istemedi. Ama onun çok merkezi bir rolü vardı, ana çiftin hayatına girip bazı şeyleri değiştiriyor. Jasmine rolü ile bir noktada adeta birleşti. Stefano ve Edoardo da ellerinden geleni yaptı, sanki gerçekten aşık gibiydiler. Sevişme sahnesi yoktu, biri diğerinin elini okşadığında bile aşkı hissedebiliyorduk. Oyuncularımı gerçekten zorladım, bana ne kadar çok verirlerse o kadar mutlu olurum. Benim çok memnun olduğumu gördüklerinde daha da çok verimli oluyorlardı. Bu harika bir kimya yarattı, müziği duymadan hep beraber dans ediyormuş gibiydik.

The Goddess of Fortune çok kişisel ama herkese hitap etme potansiyeli taşıyan bir film.

Birçok eşcinsel çift çocuk sahibi olmak istiyor. Ben bunu hiç hissetmedim ama iki çocuğu olan ağabeyim hasta hissettiğinde eşi bana “Eğer bana bir şey olursa, Simone ile çocuklara bakacağına söz ver” demişti. Kesinlikle evet dedim ama büyük bir sorumluluk olduğu fikri beni korkutmuştu. Filmin hikâyesi buradan geliyor. Ayrıca çocuklar sayesinde aşklarının doğduğu fikrini ekledim. 16 yıl birlikte olduktan sonra yorulmaya başladığın o sevdiğin kişinin çocuklarla nasıl ilgilendiğini görünce ona farklı bir gözle bakmaya başlıyorsun. Filmin gücü yeniden alevlenmek üzere olan bu aşkta gizli. Ve herkes bununla özdeşleşebilir. Türkiye’den bir şirket filmi satın almak istedi. Patronu çok maço bir adamdı. Eşcinsellik teması başa çıkması onun için zor bir konuydu. Ama filmi izledikten sonra beni aradı ve on dakika izledikten sonra iki erkek olduğuna odaklanmadığını söyledi. Bence formülü bu: Duygu.

Kaynak: Cineuropa

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information