İlk bakışta Ferdinand’ın tahmin edilebilir bir animasyon filmi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü aslında animasyon filmi tarihinde onun gibi filmleri daha önce de izlemiştik. Ancak altını çizmekte fayda var ki bu animasyon filmin dört ila yedi yaşındaki biri için yeni bir keşif olacağı konusunda hiç şüphemiz olmasın. Bu son cümlemiz kesinlikle Ferdinand filmine karşı yapılmış olumsuz eleştiri ya da herhangi bir kıstas değildir pek tabii. Ancak bu, günümüz eleştirmenlerinin animasyon filmlerine karşı acımasızca “daha önce de bu yapılmıştı zaten” şeklindeki acımasız ve uzun eleştirilerine dair bir dikkat çekmedir. Ferdinand’ın animasyon filmi olarak bir derinliği, verdiği sıcak bir hissi ve en önemlisi de anlatmak istediği naif bir hikayesi var. Biliyorsunuz ki çocukken bazı animasyon filmleri bizim ilkimiz olmuştur, elbette çocukken de izlediğimiz bir animasyon filminin bize verdiği hissi daha önce başka bir animasyon filmi de vermiş olabilir; ancak o sırada çocuk olduğumuzu düşünürsek bunun sayısı yetişkin birinin izlediği animasyon filmlerine göre daha az olacaktır. O yüzden diyebiliriz ki Ferdinand kesinlikle animasyon film tarihinde verdiği hisler ve samimiyet duygusuyla bir çocuğun ilki olabilir. Biliyorsunuz ki bir animasyon filminde en önemli şey seslendirmedir çünkü yaratılan karakterlerin üzerinde ses uyumu yapmak ciddi bir uzmanlık ister. Ferdinand'da bu anlamda, John Cena ve Kate McKinnon oldukça uyumlu bir hava yakalıyor. Bu yıl en iyi animasyon film kategorisinde ikinci olan Ferdinand, kesinlikle okul çıkışı mideye indireceğiniz bir atıştırmalık değil. Eğer bu filme çocuğunuzu bir okul çıkışında ya da hafta sonu sadece vakit geçirmek için götürürseniz filme hak ettiği değeri vermemiş olursunuz. Çünkü Ferdinand içinde o kadar yoğun duyguları barındırıyor ki “izlemek için izlemek” kategorisinde olan animasyon filmlerinden uzakta bir profil çiziyor. Çoğu animasyon filminin ana temalarından biri olan “kendin ol” mesajı, Ferdinand’ın hikayesinin de elbette bir parçası oluyor ancak Ferdinand biraz da arkadaşlık ilişkileri ve toplumda sergilediğimiz tutumları anlatıyor. Aslında bu filmin ciddi bir hikayesi var ancak bu hikayesini kendi tarzında esprilerle yumuşatıyor. Filmin baş karakteri Ferdinand, dev bir boğa olması da bu anlatımın metaforu olma özelliğini gösterir. Ferdinand: Dev Yürekli Anlamlı Bir Hikaye Robert Lawson’ın resimli kitabından uyarlanan bu film ebeveynlerin çocuklarına kısa sürede okuduğu resimli kitaplardan biraz daha farklı. Çünkü sadece resimli bir kitaptan değil aynı zamanda Munro Leaf’ın 1936’lı yılların bir çocuk klasiği olan “The Story of Ferdinand” adlı kitabından da beslenmiştir. Ferdinand aslında bu yüzden çok çok tanıdık bir hikaye olma özelliğine sahip. Aynı çatının altında, evin içine sızan birçok ışıktan beslenmiş bir film Ferdinand. Bu özelliğinden dolayı aslında hem çocukların hem de yetişkinlerin kalbini feth edebilir. Filmde Lawson’ın İspanyol çizgilerini görürken aynı zamanda Leaf’ın dış sesini duyabilirsiniz, tabii eğer siz de Ferdinand gibi içten dinlerseniz. Ancak aynı zamanda filmde yeni olaylar, karakterler hikayeye modern boyutta bir derinlik katmakta; hikayeyi kaba bir şekilde yormayan ve kendisini övmeyen bu işleyiş çağdaş bir zekanın pırıltısıdır. Filmin hikayesinin en önemli özelliği izleyenin dünyasını genişletmesi çünkü Ferdinand onunla birlikte başkalarının da olmak istediği kişiyi irdeliyor. Bu da filmi izleyende kişinin kendisine eleştirel yönden bakmasını sağlıyor. Filmin kendi içerisinde eleştirdiği bazı noktalar da bulunmakta. Bunlara, en çok ön plana çıkan  “boğa güreşi” kavramını ekleyebiliriz. Bu tip bir eleştiriyi bir animasyon…

Yazar Puanı

Puan - 75%

75%

Aynı çatının altında, evin içine sızan birçok ışıktan beslenmiş bir film Ferdinand. Bu özelliğinden dolayı aslında hem çocukların hem de yetişkinlerin kalbini feth edebilir.

Kullanıcı Puanları: 3.7 ( 1 votes)
75

İlk bakışta Ferdinand’ın tahmin edilebilir bir animasyon filmi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü aslında animasyon filmi tarihinde onun gibi filmleri daha önce de izlemiştik. Ancak altını çizmekte fayda var ki bu animasyon filmin dört ila yedi yaşındaki biri için yeni bir keşif olacağı konusunda hiç şüphemiz olmasın. Bu son cümlemiz kesinlikle Ferdinand filmine karşı yapılmış olumsuz eleştiri ya da herhangi bir kıstas değildir pek tabii. Ancak bu, günümüz eleştirmenlerinin animasyon filmlerine karşı acımasızca “daha önce de bu yapılmıştı zaten” şeklindeki acımasız ve uzun eleştirilerine dair bir dikkat çekmedir. Ferdinand’ın animasyon filmi olarak bir derinliği, verdiği sıcak bir hissi ve en önemlisi de anlatmak istediği naif bir hikayesi var. Biliyorsunuz ki çocukken bazı animasyon filmleri bizim ilkimiz olmuştur, elbette çocukken de izlediğimiz bir animasyon filminin bize verdiği hissi daha önce başka bir animasyon filmi de vermiş olabilir; ancak o sırada çocuk olduğumuzu düşünürsek bunun sayısı yetişkin birinin izlediği animasyon filmlerine göre daha az olacaktır. O yüzden diyebiliriz ki Ferdinand kesinlikle animasyon film tarihinde verdiği hisler ve samimiyet duygusuyla bir çocuğun ilki olabilir.

Biliyorsunuz ki bir animasyon filminde en önemli şey seslendirmedir çünkü yaratılan karakterlerin üzerinde ses uyumu yapmak ciddi bir uzmanlık ister. Ferdinand’da bu anlamda, John Cena ve Kate McKinnon oldukça uyumlu bir hava yakalıyor. Bu yıl en iyi animasyon film kategorisinde ikinci olan Ferdinand, kesinlikle okul çıkışı mideye indireceğiniz bir atıştırmalık değil. Eğer bu filme çocuğunuzu bir okul çıkışında ya da hafta sonu sadece vakit geçirmek için götürürseniz filme hak ettiği değeri vermemiş olursunuz. Çünkü Ferdinand içinde o kadar yoğun duyguları barındırıyor ki “izlemek için izlemek” kategorisinde olan animasyon filmlerinden uzakta bir profil çiziyor. Çoğu animasyon filminin ana temalarından biri olan “kendin ol” mesajı, Ferdinand’ın hikayesinin de elbette bir parçası oluyor ancak Ferdinand biraz da arkadaşlık ilişkileri ve toplumda sergilediğimiz tutumları anlatıyor. Aslında bu filmin ciddi bir hikayesi var ancak bu hikayesini kendi tarzında esprilerle yumuşatıyor. Filmin baş karakteri Ferdinand, dev bir boğa olması da bu anlatımın metaforu olma özelliğini gösterir.

Ferdinand: Dev Yürekli Anlamlı Bir Hikaye

Robert Lawson’ın resimli kitabından uyarlanan bu film ebeveynlerin çocuklarına kısa sürede okuduğu resimli kitaplardan biraz daha farklı. Çünkü sadece resimli bir kitaptan değil aynı zamanda Munro Leaf’ın 1936’lı yılların bir çocuk klasiği olan “The Story of Ferdinand” adlı kitabından da beslenmiştir. Ferdinand aslında bu yüzden çok çok tanıdık bir hikaye olma özelliğine sahip. Aynı çatının altında, evin içine sızan birçok ışıktan beslenmiş bir film Ferdinand. Bu özelliğinden dolayı aslında hem çocukların hem de yetişkinlerin kalbini feth edebilir. Filmde Lawson’ın İspanyol çizgilerini görürken aynı zamanda Leaf’ın dış sesini duyabilirsiniz, tabii eğer siz de Ferdinand gibi içten dinlerseniz. Ancak aynı zamanda filmde yeni olaylar, karakterler hikayeye modern boyutta bir derinlik katmakta; hikayeyi kaba bir şekilde yormayan ve kendisini övmeyen bu işleyiş çağdaş bir zekanın pırıltısıdır.

Filmin hikayesinin en önemli özelliği izleyenin dünyasını genişletmesi çünkü Ferdinand onunla birlikte başkalarının da olmak istediği kişiyi irdeliyor. Bu da filmi izleyende kişinin kendisine eleştirel yönden bakmasını sağlıyor. Filmin kendi içerisinde eleştirdiği bazı noktalar da bulunmakta. Bunlara, en çok ön plana çıkan  “boğa güreşi” kavramını ekleyebiliriz. Bu tip bir eleştiriyi bir animasyon filminin kalıbına uyduramayabilirsiniz belki ama Ferdinand, karakterlerini kişilikleriyle o kadar zenginleştirip sergiliyor ki yaptığı eleştiri hiçbir şekilde zannedildiği kadar kaba gelmiyor. Yönetmen Carlos Saldanha’yı daha önce Rio ve Ice Age filmlerinde de duymuştuk. Saldanha, bu filminde seslendirme konusunda espri anlayışı çerçevesinde sınırlarını zorluyor. Yukarıda da adı geçen ve filmde seslendirmede ön planda olan John Cena’yı güreş programlarından hatırlarsınız. Onun seslendirmesi güç ve sevimlilik arasındaki dengeyi Ferdinand’la buluşturuyor. Bu da yönetmenin tercihlerindeki inandırıcılık merkezine dikkatimizi çekiyor.

Leaf, Ferdinand karakteri üzerine kurulu olan kitabını yazarken içerisinde yaşadığı dönemin koşullarını da göz önünde bulundurarak bu eserinin “bir kahkaha propaganda”sı olduğunun altını çizmişti. Böylece tartışılmaz siyasal ideolojileri somutlaştırdığını düşünüyordu. Onun şiddet içermeyen bu felsefesi günümüzde bugün bile kalıcı mirasıyla karşımıza çıkıyor. Filmin göze çarpan eksikleri ise filmi tek başına değerlendirdiğimizde ortaya çıkıyor; eğer filmin arka planını bilmezsek film bize klişe bir animasyon filmi gibi gelebilir. Bu, film için bir eksiktir zira savunduğu ve beslendiği hikayesinin dışında yönetmenin sadece espri yerleştirme ve seslendirmedeki uzmanlığı haricinde filme kattığı farklı bir şey gözümüze çarpmıyor. Uyarlama filmler bu yüzden bazen avantaj bazen de dezavantaj olabilir. Filmin dümeni genel olarak yönetmenin elinde olduğundan ötürü bunu avantaja çevirmek de onun elindedir. Tabii ki yönetmenin hiçbir zaman uyarlama filmleri avantaja çevirme gibi bir misyonu yoktur. Belki bizim dezavantaj diye nitelendirdiğimiz durum yönetmenin tam olarak istediğini yansıtmaktadır. Bu durum tamamen yönetmenin inisiyatifindedir. Biz burada yönetmenin “zaten uyarlama olan” bir filmi tekrardan uyarlamasındaki ince işçiliğine dikkat çekmek isteriz. Çünkü gerçekten bu konuda iyi bir iş çıkarmış.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi