Son yılların dillere pelesenk olmasına karşın bir o kadar doğru argümanlarından bir tanesi başta Hollywood olmak üzere sinemanın her geçen gün orijinallikten uzaklaşıyor olması. Marvel’ın birbiri içerisine geçen filmlerinin gişede milyon hatta milyar dolarlar kazanıyor olması da, dişlileri devam filmleri ve spin-off’lardan oluşan bu çarkın dönmesini sağlıyor, en azından şimdilik.

Dolayısıyla tüm bu evrenler içerisinde bir oyuncunun aynı karakteri defalarca canlandırması da bir nevi norm konumuna gelmiş hâlde. Gelgelelim aynı şeyleri orijinal yapımlar için söylemek güç. Birbirinden tamamen bağımsız filmlerde aynı karakterin aynı oyuncu tarafından hayat bulduğunu görmek, pek de sık rastladığımız bir durum değil. Bunun bir dizi ve film arasında vuku bulması ise çok daha nadir. Ancak karşımızda oldukça güncel bir örneği bulunuyor. Evet, Damon Herriman’dan ve onun hem Mindhunter’ın 2. sezonunda hem de Quentin Tarantino’nun yeni filmi Once Upon a Time… in Hollywood’da Charles Manson’a hayat vermesinden bahsediyoruz. Başlı başına ilginç olan bu durum, iki yapımın ülkemizde yalnızca bir hafta arayla karşımıza çıkmasıyla da iyiden iyiye garip bir hâle geliyor.

Biz de hazır hafızamız tazeyken tarihte bir yolculuğa çıkıp farklı filmlerde aynı karaktere hayat veren oyunculara bir göz atalım istedik. Ancak güncel bir örneği olmasına karşın dizilerle filmler arasında oldukça nadir görülen bu fenomenin kapsamını artırarak işin içine iki farklı filmde aynı karaktere veren oyunculara da listemizde yer verdik.

Farklı Yapımlarda Aynı Karaktere Hayat Veren 12 Oyuncu

Tom Conway – Dr. Louis Judd

Cat People / The Seventh Victim

Örneklerini genellikle son birkaç onyılda gördüğümüz bu durumun ilki aslında, uzun yıllar evvel gerçekleşir. 1942 yapımı klasik korku filmi Cat People’da Dr. Louis Judd’a hayat veren Tom Conway, yalnızca bir sene sonra The Seventh Victim’da da aynı karaktere hayat verir. İlginç olan doktorun Cat People’da ölmesinin ardından The Seventh Victim’da yeniden seyirci karşısına çıkmasıdır. Kimilerine göre bunun nedeni, izleyiciden ilgi gören Cat People’dan tanıdık bir yüzün görünmesinin, 1943 yapımı diğer filmin gişesini de olumlu yönde etkileme ihtimalidir.

Ralph Bellamy & Don Ameche – Randolph & Mortimer Duke

Trading Places / Coming to America

John Landis’in yönettiği 1983 yapımı Trading Places’ta, Hollywood’un altın çağında isimlerini duyurmuş Ralph Bellamy ve Don Ameche, Duke Kardeşler’e hayat verir. Başrollerde Dan Aykroyd ve Eddie Murphy’nin yer aldığı filmin sonunda yaptıklarının cezasını görerek eski milyarder hayatlarına veda eden iki kardeş, yönetmenin bir diğer filmi Coming to America’da ise küçük bir cameo ile karşımıza çıkar.

Gary Farmer – Nobody

Dead Man / Ghost Dog: The Way of the Samurai

Jim Jarmusch’un yakın zamanda ülkemizde de vizyona giren Dead Man’inde en ilgi çekici karakterlerden bir tanesi, uzun yolculuğunda William Blake’e eşlik eden Nobody’dir. Yönetmenin tamamen farklı bir dönemde ve farklı koşullarda geçen bir sonraki filmi Ghost Dog’da ise Gary Farmer bir kez daha Nobody olarak karşımıza çıkar. Dış görünüş ve aksan değişmiş olsa da karakterin unutulmaz repliği iki filmde de aynıdır: “Stupid fucking white man

Michael Keaton – Ray Nicolette

Jackie Brown / Out of Sight

2000’lerin en iyi yönetmenleri arasında gösterilen Quentin Tarantino ve Steven Soderbergh, henüz kariyerlerinin başındayken Elmore Leonard’ın iki farklı romanını neredeyse aynı dönemde beyazperdeye uyarlamaya karar verir. Daha önce davranan Tarantino, Jackie Brown’da bir ajan olarak karşımıza çıkan Ray Nicolette karakteri için Michael Keaton’ı uygun görür. Bu durumdan haberdar olan Soderbergh ise henüz kurgu aşamasındaki Jackie Brown’ı izlemesinin ardından oyuncuyla kendi filmi Out of Sight’ta da aynı karakteri canlandırması konusunda anlaşır. Böylece Keaton, yalnızca altı ay arayla Ray Nicolette’e hayat verir.

Ethan Hawke & Julie Delpy – Jesse & Celine

Before Üçlemesi / Waking Life

Tüm zamanların en sevilen üçlemelerinden olan Before’da Jesse ve Celine’e hayat veren Ethan Hawke ve Julie Delpy, aynı zamanda Richard Linklater’ın bir başka filmi Waking Life’ta karşımıza çıkar. Serinin ilk iki filmi arasında geçen 2001 yapımı Waking Life’ın yalnızca bir sahnesinde, bir yatakta gördüğümüz çift, alışık olduğumuz gibi felsefeden ve daha birçok şeyden bahseder. Kim bilir, rüyayla gerçekliğin birbiri içerisine boca edildiği filmdeki bu sahne, Jesse’nin daha sonra Before Sunset’te bahsettiği kendi rüyasıdır.

Michael Parks – Earl McGraw

From Dusk Till Dawn / Kill Bill Vol. 1 / Kill Bill Vol. 2 / Grindhouse

Michael Parks, Earl McGraw karakterini ilk olarak Quentin Tarantino’nun senaryosunu yazdığı ve oyuncu kadrosunda yer aldığı, yönetmen koltuğunda ise Robert Rodriguez’in oturduğu From Dusk Till Dawn’da canlandırır. Bundan yedi yıl sonra, önce Kill Bill Vol. 1, ardından Kill Bill Vol. 2’da bir kez daha Earl McGraw olarak karşımıza çıkan Parks, son olarak 2007 yapımı Grindhouse’un Planet Terror ve Death Proof bölümlerinde yer alarak ikiliyle olan işbirliğini bir üst basamağa çıkarır.

Yılmaz Köksal – Çeko

Çeko / Yahşi Batı

Yeşilçam’da genel olarak yardımcı rollerde karşımıza çıkan usta oyuncu Yılmaz Köksal, Western’in dünyada gördüğü ilginin Türkiye’deki bir yansıması olarak niteleyebileceğimiz Erişte Western ile birlikte kariyerinde basamak atlar. Türün en başarılı örneği olarak gösterilen 1970 yapımı Çeko’da esas karaktere hayat veren Köksal, uzun yıllar sonra bu kez Yahşi Batı’da Şerif Çeko ile seyircinin karşısına çıkar.

Stanley B. Herman – Uncle Hank

Requiem for a Dream / Black Swan

Darren Aronofsky’le, onun 1991 yapımı ilk kısa metrajı Fortune Cookie de dahil olmak üzere pek çok kez birlikte çalışan Stanley B. Herman, yönetmenin hiçbir filminde büyük roller almaz aslında. Fakat özellikle Requiem for a Dream ve Black Swan’daki rolleri ilgi çekicidir çünkü Herman, iki filmde de Uncle Hank isimli karakteri canlandırır. İlkinde Jennifer Connelly ile diğerinde Natalie Portman’la kısa sahneler paylaşan oyuncuyu, Aronofsky’nin son filmi mother!’da da yine küçük bir rolde görmek mümkün.

Russell Brand – Aldous Snow

Forgetting Sarah Marshall / Get Him to the Greek

Nicholas Stoller’ın ilk uzun metrajı Forgetting Sarah Marshall’da ünlü rock star Aldous Snow karakteriyle yardımcı rolde yer alan Russell Brand, yönetmenin 2010 yapımı bir sonraki filmi Get Him to the Greek’te ise bu sefer başrol olarak karşımıza çıkar.

Ian Hart – John Lennon

The Hours and Times / Backbeat / Playhouse Presents

Pek çoğumuzun Harry Potter and the Sorcerer’s Stone’dan tanıdığı Ian Hart, Christopher Munch’ün yönettiği 1991 yapımı The Hours and Times’ta John Lennon’a hayat verir. Sundance ve Berlin gibi önemli festivallerde ödüller kazanan filmdeki performansı oldukça beğenilen Hart, yalnızca üç yıl sonra, bu kez Backbeat isimli filmde ünlü müzisyene hayat verir. Daha sonra ise 2013’te Playhouse Presents isimli dizide bir kez daha The Beatles üyesi olarak karşımıza çıkan Hart, böylelikle Lennon’la olan ilişkisini televizyona da taşır.

Judi Dench – Queen Victoria

Mrs Brown / Victoria & Abdul

Judi Dench’in pek çok rolü unutulmaz olsa bile belki de en dikkat çekicisi Queen Victoria’dır. İlk olarak John Madden’ın 1997 yapımı filmi Mrs Brown’da karaktere hayat verip bu rolüyle ilk Oscar adaylığı elde eden usta oyuncu, uzun yıllar sonra 2017’de de Victoria & Abdul’da Kraliçe’ye bir kez daha hayat verir.

Serkan Ercan – Kenan

Gişe Memuru / Kelebekler

Türkiye sinemasının son dönemdeki en başarılı isimlerinden Tolga Karaçelik’in filmlerinde bazı yer isimleri ve numaraların tekrar ettiğini görürüz. Ancak yönetmenin son filmi Kelebekler ile birlikte bu durum daha farklı bir boyut kazandı. Kelebekler’in bir sahnesinde gördüğümüz Kenan, bir diğer Karaçelik filmi Gişe Memuru’nda, yine Serkan Ercan’ın hayat verdiği ana karakterden başkası değildi.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi