Türkiye ve dünya sinemasının festivallerde öne çıkan, çok konuşulan ve beğeniyle karşılanan filmlerini Türkiye’deki tüm sinemaseverlerle buluşturan Engelsiz Filmler Festivali, programında yer verdiği tüm filmleri her yıl olduğu gibi bu yıl da göremeyenler için sesli betimleme, duyamayanlar için ayrıntılı altyazı seçenekleri ile erişilebilir ve ücretsiz olarak izleyiciye sunacak. Pandeminin hayatımız üzerindeki etkilerinin izini sürecek festival, bu yıl Normali Ararken teması çerçevesinde programını şekillendirdi. Pandemi nedeniyle 12-18 Ekim tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleşecek Engelsiz Filmler Festivali için meraklı bekleyişimiz sürerken, festivalin yönetmeni Ezgi Yalınalp ile festival üzerine konuştuk.

2013 yılından bu yana düzenleniyor olsa da henüz festivalle tanışmamış okuyucularımız için Engelsiz Filmler Festivali’nin hangi amaçlarla ortaya çıktığından ve amaçlarından söz edebilir misiniz?

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde de ifade edildiği gibi, herkes toplumun kültürel yaşamına serbestçe katılma, güzel sanatlardan yararlanma, bilimsel gelişmeye katılma ve bundan yararlanma hakkına sahip. Ancak maalesef herkes bu haktan eşit bir biçimde faydalanamıyor. Türkiye’de kültür sanat etkinliklerinin büyük kısmı erişilebilir değil. Erişilebilirlikten anlamamız gereken, sadece mekânların erişilebilirliği değil. Etkinliklerin içeriği, kullanılan duyuru araçları, web sitesi vb. bileşenler de engelli bireylerin ihtiyaçları gözetilerek tasarlanmıyor. Bu nedenle göremeyen, duyamayan ya da az duyan ve ortopedik engeli olan kişilerin sinemaya erişimi oldukça kısıtlı. Dolayısıyla bu kişilerin kültür sanat hayatına katılmaları ve bu alanda üretimde bulunmaları mümkün olmuyor. Engelsiz Filmler Festivali’ni herkesin eşit koşullar altında film izleyebileceği bir etkinlik olarak ilk kez 2013 yılında gerçekleştirdik. Amacımız herkesin kültür-sanat hayatına eşit katılımını sağlayarak, temel bir hakkın iadesini sağlamaktı aslında. Engelsiz Filmler Festivali olarak güncel sinema örneklerine sesli betimleme ve ayrıntılı altyazı ekleyerek erişilebilir mekânlarda gösteriyor, yan etkinliklerimizin ve kullandığımız iletişim araçlarının yine erişilebilir olmasına dikkat ediyoruz.

Bu yıl hiçbir şeyi pandemiden bağımsız düşünemiyoruz. Peki hem izleme alışkanlıklarını hem de engelli bireylerin sosyal yaşamlarını derinden etkileyen bu süreç, ilk başta yola çıktığınız amacınızda bir revizyona neden oldu mu?

COVID-19 salgınının yarattığı küresel kriz, hâlihazırda yaşanan eşitsizlikleri derinleştiriyor. Engelli bireyler, normal şartlarda bile sağlık, eğitim, kültür sanata erişim vb. konusunda zorluk yaşarken, salgın, erişim haklarını daha da kısıtlıyor. Salgın sürecinde etkinliklerin bir kısmı çevrimiçi platformlara taşınsa da, gerekli erişilebilirlik düzenlemeleri yok denecek kadar az. Diğer taraftan engeli olmayan kişiler için de bir arada sinema, tiyatro izlemek, müzik dinlemek imkânsız hâle geldi. Mekânlar ardı adına kapandı ve nüfusun önemli bir kısmı vaktini evlerinde geçirmeye başladı. Yani şimdi hepimiz için sanata erişim bir mesele hâline geldi. Bu anlamda festival olarak ortaya koyduğumuz amaç -kültürel hayata eşit katılımı sağlamak- daha da anlam kazandı ve belki daha iyi anlaşıldı. Çünkü yedi aydır küresel ölçekte en temel haklarımızdan mahrum kaldığımız bir süreçten geçiyoruz. Haklarından mahrum olmanın ne demek olduğunu belki daha iyi kavradık, bu da koşullarımızı iyileştirmek için bir fırsat olabilir diye düşünüyoruz.

“Önümüzdeki dönemde hibrit film festivali sayısının artacağını ve film festivallerinin yeni koşullara ayak uydurmak zorunda kalacağını düşünüyoruz.”

Bilindiği üzere pandemi sebebiyle pek çok film festivali film seçkilerinde ve gösterim şekillerinde değişiklikler yapmak zorunda kaldı. Engelsiz Filmler Festivali’nin çevrimiçi düzenlenecek olması da bunlardan biri. Pandemi sürecinde festival düzenlemek ve genel olarak çevrimiçi festival fikri ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Bu sene festivali 8. kez İstanbul, Eskişehir ve Ankaralı sinemaseverlerle buluşturmak üzere hazırlıklarımızı yaparken Mart ayında Covid-19 salgını patlak verdi. Koşullar böyle iken önümüzdeki seçenekler belliydi: festivali hem dijital, hem fiziki gösterimleri kapsayan hibrit bir formda düzenlemek ya da yalnızca dijital bir formda düzenlemek. Bir süre durumu gözlemledikten sonra fiziki gösterimlerin riskli olacağı düşüncesiyle festivali çevrimiçi olarak gerçekleştirmeye karar verdik. Bu konuda daha önce herhangi bir deneyimimiz olmadığı için Oberhausen, Selanik, Krakow gibi çevrim içine taşınan festivalleri gözlemleyerek yol haritamızı çıkarmaya çalıştık. Tabii ki alışık olduğumuzdan bambaşka bir durum söz konusu idi. Dijital gösterim dinamiklerine göre tekrar organize olmamız gerekiyordu vs. Aslında çevrimiçi bir film festivali organize etmenin bir anlamda yayıncılık olduğunu da söylemek gerek. Sadece filmlerin gösterimi anlamında değil, yönetmen ve aktivistlerle yaptığımız söyleşiler, canlandırma atölyesi gibi etkinliklerin videolarının hazırlanması, prodüksiyonları ve izleyiciye sunulması, bir film festivali hazırlarken alışık olduğumuz süreçlerden oldukça farklıydı.

Çevrimiçi gösterimler tabii ki bir arada bulunduğumuz ve birbirimizle daha çok etkileşim hâlinde olduğumuz fiziksel gösterimlerin yerini tutamaz ancak bulunduğumuz koşullar altında hayatın bir şekilde devam etmesinin en güvenli yolunun bu olduğunu düşündük. Olumsuz taraflarının yanı sıra kendi olanakları da var tabii çevrimiçi bir film festivali yapmanın.

Bu sene ilk kez Türkiye’nin bütün şehirlerinden festival filmlerine erişim mümkün olacak, böylece daha fazla kişi erişilebilir gösterimlerden faydalanmış olacak. Ayrıca bildiğiniz gibi salgın döneminde Zoom, Skype gibi dijital araçların kullanımı eskisine kıyasla yaygınlaştı. Bizim de bu sayede söyleşi yapmak istediğimiz, uzak coğrafyalarda yaşayan sinemacılara ulaşma ve onlarla söyleşi gerçekleştirme fırsatımız oldu. Ayrıca bu sene çevrimiçi gerçekleştireceğimiz evde canlandırma atölyesi ile, kendi animasyon filmini yapmak isteyen çok daha fazla çocuğa ulaşabileceğiz. Biz ne kadar istemesek de, içinde bulunduğumuz durum, sanatı kitlelerle buluşturmak için bizi yaratıcı çözümler bulmaya itiyor. Önümüzdeki dönemde hibrit film festivali sayısının artacağını ve film festivallerinin yeni koşullara ayak uydurmak zorunda kalacağını düşünüyoruz.

Peki pandemi süreci Engelsiz Filmler Festivali seçkisinde herhangi bir değişikliğe neden oldu mu?

Evet oldu. Bu seneye kadar festival programını herhangi bir tema çerçevesinde oluşturmamıştık. Bu sene salgınla birlikte, daha önce üzerine kafa yorduğumuz birtakım meseleler üzerine daha fazla düşünmeye başladığımızı fark ettik. Bunlar, yaşadığımız şehirlerle, mekânlarla, bedenimizle, etrafımızdaki hayvanlarla kurduğumuz ilişkilerin tabiatı üzerine bazı meselelerdi. Bizi, festivali bir tema ile yapmaya iten soru ise salgın döneminde en çok duyduğumuz cümlelerden biri olan “Normale ne zaman döneceğiz?” sorusu oldu. “Normal” olarak adlandırdığımız yaşantımızın aslında ne kadar tercih edilir; kendimiz ve yaşadığımız gezegen için ne kadar sürdürülebilir bir yaşantı olduğunu kendimize sorarken bu seneki programımızı Normali Ararken teması etrafında şekillendirmeye karar verdik. Bu tema çerçevesinde oluşturduğumuz beş film seçkisi altında “Pandemi öncesi dünyada ‘normal’ neydi?”, “Bedenle, benlikle, yaşanılan şehirlerle, içinde bulunulan mekânlarla, bu gezegen üzerinde bir arada yaşadığımız hayvanlarla kurulan ilişkilerde ‘normal’ neyi ifade ediyordu?”, “Pandemi sonrası yeni dünyada bu ilişkiler nereye evrilecek?”, “Başka bir duyarlılıkla farklı bir yaşam örmeye başlayabilecek miyiz yoksa “eski normaller”e geri mi döneceğiz?” gibi soruların yanıtlarını arıyoruz. Bu noktada her sene yer verdiğimiz Engelsiz Yarışma, Dünyadan, Uzun Lafın Kısası ve Çocuklar İçin bölümlerinin bu sene de programda yer aldığını not düşelim.

Geçtiğimiz yıl üç şehre yayılan bir festival gerçekleştirmiştiniz. Bu yıl festivali çevrimiçi olarak gerçekleştirmenin sonucu olarak Türkiye genelinde erişim sağlanacak. Erişim alanındaki bu genişlemenin uzun vadede bir etkisi olacak mı?

İlk dört sene yalnızca Ankara’da düzenlediğimiz Engelsiz Filmler Festivali’ni 2017 yılından itibaren Ankara’nın yanı sıra İstanbul ve Eskişehirli sinemaseverle de buluşturuyoruz. Gerek festivale katılan sinemacılardan gerekse seyircilerden rotamıza İstanbul’u eklememiz gerektiği konusunda çok  sayıda talep aldığımız için 2017 yılında İstanbul’da da gösterimler gerçekleştirmeye karar verdik. Eskişehir’e gitmemiz ise tamamen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Festival’e olan ilgisiyle mümkün oldu.

Yani talep olduğu zaman diğer şehirlere gitme meselesini gündemimize alıyoruz. Sadece Engelsiz Filmler Festivali’nin gerçekleştiği şehirlerde değil, diğer film festivalleri ile iş birlikleri kurarak gitmediğimiz şehirlerde de erişilebilir gösterimler yapılması için çabalıyoruz. Bu seneki çevrimiçi gösterimler, şimdiye kadar gidemediğimiz şehirlere ulaşmamız için bir fırsat olacak, evet. Fakat sonraki yıllarda çevrim içi gösterimlere devam edip etmemek konusunda henüz karar vermiş değiliz. Bu konuda sanırım sinema sektörünün nasıl bir yol izleyeceği belirleyici olacak. Bu yıl istisnai bir yıldı ve film sahipleri filmlerinin çevrimiçi mecralarda gösterilmesi konusunda esnek davrandılar. Hayat normale döndüğünde sinemacıların tercihlerinin ne yönde olacağını birlikte göreceğiz. Tabii bu sürecin sonunda kaç sinema salonunu faal bulacağımız da başka bir soru olarak bizi bekliyor.

“Belki bu yıl değil ama ‘bir arada film izlemek mümkün.”

Önümüzdeki yıllarda fiziki gösterimlere eşlik edecek çevrimiçi gösterimler de gerçekleştirmek, üzerinde durduğunuz bir seçenek mi?

Tabii ki isteğimiz seyircilerimizle sinemalarda fiziksel olarak buluşmaktan yana ancak salgın koşullarının önümüzdeki sene de devam edeceği anlaşılıyor. Bu nedenle yeni normalde çevrimiçi gösterimler belki de artık film festivallerinin ayrılmaz bir parçası olacak. Dolayısıyla şu an için “çevrimiçi gösterimleri ilk ve son kez yapıyoruz.” gibi bir şey söyleyemiyoruz. Ayrıca önümüzdeki dönemde film festivallerinin, senede sadece bir kez festival yapmak yerine, tüm seneye yayılan çevrimiçi gösterimlerle etkinliklerini zenginleştireceklerini, bunun gitgide yaygınlaşacağını düşünüyoruz. Engelsiz Filmler Festivali olarak bu fikir bize de uzak gelmiyor. Tabii festival, her zaman olduğu gibi devam edecek.

Festivalin çevrimiçi düzenleniyor olması dışında sinemaseverleri ne gibi yenilik ve farklılıklar bekliyor?

Gösterimler, söyleşiler, canlandırma atölyesi ve Engelsiz Yarışma ödül töreninin çevrimiçine taşınmasının yanı sıra yarışma kapsamında seyircilerin oylarıyla belirlenen Seyirci Özel Ödülü de bu sene dijital olarak oylanarak belirlenecek. Tabii bir de çevrimiçine taşıyamadığımız bir etkinliğimiz var: Yıllardır programın bir parçası olan VR (Sanal Gerçeklik) deneyimleri. Ayrıca festivali bu sene ilk kez bir tema ile yapıyor olmamız da bu seneki festivali diğer senelerden ayıran farklardan biri.

Son olarak sizin eklemek istedikleriniz var mı?

Festival 12 Ekim’de başlıyor. İzleyiciler gösterim, söyleşi programı ve programdaki filmlere ilişkin ayrıntılara Festival’in web sitesinden ulaşabilir. Film gösterimleri ise eff2020.muvi.com adresinde olacak. Belki bu yıl değil ama “bir arada film izlemek mümkün”.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information