Advertisement
Netflix'in bugüne dek kendi ürettiği filmleri seçerken sergilediği yaklaşıma artık aşinayız. Tam anlamıyla 90'lar ve 2000'lerin bileşimi bir aksiyon filmi olan Extraction'sa bu açıdan ilginç bir noktada duruyor. Açmak gerekirse, Netflix'in sinema filmleri üretirken nispeten niş, daha önce kapağı aralanmamış öyküleri tercih ettiği, anlatı olarak da içerik olarak da endüstri hiyerarşisinin dışına çıkan ve insanların müthiş rekabet ortamında dikkatini çekecek yapımlara imza atmaya çalıştığı malumumuz. Elbette bunun ille de iyi ve kaliteli filmler üretileceği anlamına gelmediğini de artık anladık. Buradan bakınca, Netflix'in bu yıl, stüdyoların yüz vermediği epik bir Martin Scorsese projesine (The Irishman) yaptığı yatırım ve Amerikan bağımsız sinemasının marka isimlerinden Noah Baumbach'la Oscar yarışına girdiği Marriage Story sonrasında şimdi de büyük stüdyoların elindeki en büyük kaleye göz diktiği anlaşılıyor. Hiper mega bütçeli, başrolde dünya çapında bir yıldızın yer aldığı, sinema salonunda görülmeyi talep eden (izleyicinin de sinemada izlemeyi daha çok tercih ettiği) türden bir aksiyon filmine, bir gişe canavarına imza atmak suretiyle Netflix, direkt olarak salonlara servis edilen içerikler üreten stüdyolara dev bir gözdağı vermiş olabilir Extraction'la. Zira Extraction, tam olarak bu tür gişe canavarı filmlerin açtığı yoldan ilerliyor ve tüm varlığını "iddialı bir aksiyon filmi" olmak üzerine inşa ediyor. Görevimiz Tehlike - Mission: Impossible serisi filmlerinin, temelde aksiyon sinemasının trüklerini kullanan çizgiroman uyarlamalarının, Mad Max: Fury Road gibi müthiş örneklerin görsel olarak vadettiklerini izleyicisine sunmayı hedefliyor bu vesileyle. Aynı zamanda Ciudad adlı bir çizgi romandan, Marvel dünyasından aşina olduğumuz Joe Russo'nun (Russo Kardeşler) uyarladığı bir senaryoyla çıkıyor yoluna. Filmin yönetmeniyse, yine birçok dev filmin dublör koordinasyonunu üstlenen, kendisi de çok deneyimli bir dublör olan Sam Hargrave. Extraction: Kan Revan İçinde Bir Aksiyon Extraction'da Tyler Sake adlı bir paralı askerin hikâyesini izliyoruz. Tyler, yıllar önce kaybettiği oğlunun hayaletiyle yaşayan eski bir ordu mensubu. Günümüzde para haricinde uğruna yaşayacak hiçbir şeyi olmayan biri ve filmin bize karakterle ilgili süresi boyunca sıklıkla yinelemek suretiyle verdiği yegâne bilgi de bu. Yeni göreviyse çok zorlu. Biri Hindistan'ın, diğeriyse Bangladeş'in en büyük uyuşturucu baronu olan iki adamın arasındaki savaşta, hapiste olan bir uyuşturucu baronunun oğlu Ovi kaçırılmış. Çocuğu sağ salim getirme göreviyse, Tyler'a veriliyor, yüksek bir meblağ karşılığında. Tyler'ın farkında olmadığı konuysa şu, çocuğu kaçıran Asif adlı uyuşturucu baronu, ülkenin ordusunu dahi avcunun içine almış, çok güçlü birisi. Tyler, türlü güçlüklerle karşılaşsa da, iyi planlanmış bir operasyonla Ovi'nin tutulduğu sığınaka ulaşmayı ve çocuğu "almayı" başarıyor, ancak sonrasında neredeyse şehirde iç savaş çıkaran olaylar zincirinin fitili yakılmış oluyor. Extraction'ın en büyük vaadi şüphesiz sonu bucağı gelmeyen ve çıtayı çok yukarıya koyan biteviye aksiyon. Bunu inşa ederken görünürde türün aşinası olduğumuz unsurlarını yerli yerinde kullandığını da söyleyebiliriz. Chris Hemsworth'ün canlandırdığı Tyler, kendine has travması ve dur durak bilmeden burnunun dikine giden yapısıyla modern aksiyon kahramanlarının karışımından türetilmiş bir karakter. Lakin film, Tyler'ın bir karakter olarak onu yegâne kılan herhangi bir özelliğini (Neden bu karakter, neden bu hikâye gibi en basit sorular dâhil) koymuyor ortaya uzunca süre. Bu da Tyler'ın göreviyle de, karakterin motivasyonuyla da özdeşleşmeyi güçleştiriyor. Film, Tyler ve Ovi arasında ölümcül aksiyon sahneleri içerisinde gelişen dostluğa dair ilk akla gelen, ezberden diyaloglar ve kartondan…

Yazar Puanı

Puan - 55%

55%

Sam Hargrave'in iyi aksiyon sahnelerine imza attığını söylemek gerekiyor. Bilhassa filmin ortasında, Tyler ve Saju'nun karşılaşması sonrasında gerçekleşen, tek planmış gibi kurgulanan, birkaç ayrı mekânda geçen müthiş tasarlanmış 8-10 dakikalık bir bölüm var ki, antolojilere girebilecek nitelikte. Ne yazık ki film, tüm bu tasarının etrafına yerleştirdiği karakterlere birer oyuncak, hikâyeye de tüm bunların gerçekleşmesini sağlayacak bir bahane olarak yaklaşıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.27 ( 27 votes)
55

Netflix’in bugüne dek kendi ürettiği filmleri seçerken sergilediği yaklaşıma artık aşinayız. Tam anlamıyla 90’lar ve 2000’lerin bileşimi bir aksiyon filmi olan Extraction’sa bu açıdan ilginç bir noktada duruyor. Açmak gerekirse, Netflix’in sinema filmleri üretirken nispeten niş, daha önce kapağı aralanmamış öyküleri tercih ettiği, anlatı olarak da içerik olarak da endüstri hiyerarşisinin dışına çıkan ve insanların müthiş rekabet ortamında dikkatini çekecek yapımlara imza atmaya çalıştığı malumumuz. Elbette bunun ille de iyi ve kaliteli filmler üretileceği anlamına gelmediğini de artık anladık. Buradan bakınca, Netflix’in bu yıl, stüdyoların yüz vermediği epik bir Martin Scorsese projesine (The Irishman) yaptığı yatırım ve Amerikan bağımsız sinemasının marka isimlerinden Noah Baumbach’la Oscar yarışına girdiği Marriage Story sonrasında şimdi de büyük stüdyoların elindeki en büyük kaleye göz diktiği anlaşılıyor. Hiper mega bütçeli, başrolde dünya çapında bir yıldızın yer aldığı, sinema salonunda görülmeyi talep eden (izleyicinin de sinemada izlemeyi daha çok tercih ettiği) türden bir aksiyon filmine, bir gişe canavarına imza atmak suretiyle Netflix, direkt olarak salonlara servis edilen içerikler üreten stüdyolara dev bir gözdağı vermiş olabilir Extraction’la. Zira Extraction, tam olarak bu tür gişe canavarı filmlerin açtığı yoldan ilerliyor ve tüm varlığını “iddialı bir aksiyon filmi” olmak üzerine inşa ediyor. Görevimiz Tehlike – Mission: Impossible serisi filmlerinin, temelde aksiyon sinemasının trüklerini kullanan çizgiroman uyarlamalarının, Mad Max: Fury Road gibi müthiş örneklerin görsel olarak vadettiklerini izleyicisine sunmayı hedefliyor bu vesileyle. Aynı zamanda Ciudad adlı bir çizgi romandan, Marvel dünyasından aşina olduğumuz Joe Russo’nun (Russo Kardeşler) uyarladığı bir senaryoyla çıkıyor yoluna. Filmin yönetmeniyse, yine birçok dev filmin dublör koordinasyonunu üstlenen, kendisi de çok deneyimli bir dublör olan Sam Hargrave.

Extraction: Kan Revan İçinde Bir Aksiyon

Extraction’da Tyler Sake adlı bir paralı askerin hikâyesini izliyoruz. Tyler, yıllar önce kaybettiği oğlunun hayaletiyle yaşayan eski bir ordu mensubu. Günümüzde para haricinde uğruna yaşayacak hiçbir şeyi olmayan biri ve filmin bize karakterle ilgili süresi boyunca sıklıkla yinelemek suretiyle verdiği yegâne bilgi de bu. Yeni göreviyse çok zorlu. Biri Hindistan’ın, diğeriyse Bangladeş’in en büyük uyuşturucu baronu olan iki adamın arasındaki savaşta, hapiste olan bir uyuşturucu baronunun oğlu Ovi kaçırılmış. Çocuğu sağ salim getirme göreviyse, Tyler’a veriliyor, yüksek bir meblağ karşılığında. Tyler’ın farkında olmadığı konuysa şu, çocuğu kaçıran Asif adlı uyuşturucu baronu, ülkenin ordusunu dahi avcunun içine almış, çok güçlü birisi. Tyler, türlü güçlüklerle karşılaşsa da, iyi planlanmış bir operasyonla Ovi’nin tutulduğu sığınaka ulaşmayı ve çocuğu “almayı” başarıyor, ancak sonrasında neredeyse şehirde iç savaş çıkaran olaylar zincirinin fitili yakılmış oluyor.

Extraction’ın en büyük vaadi şüphesiz sonu bucağı gelmeyen ve çıtayı çok yukarıya koyan biteviye aksiyon. Bunu inşa ederken görünürde türün aşinası olduğumuz unsurlarını yerli yerinde kullandığını da söyleyebiliriz. Chris Hemsworth’ün canlandırdığı Tyler, kendine has travması ve dur durak bilmeden burnunun dikine giden yapısıyla modern aksiyon kahramanlarının karışımından türetilmiş bir karakter. Lakin film, Tyler’ın bir karakter olarak onu yegâne kılan herhangi bir özelliğini (Neden bu karakter, neden bu hikâye gibi en basit sorular dâhil) koymuyor ortaya uzunca süre. Bu da Tyler’ın göreviyle de, karakterin motivasyonuyla da özdeşleşmeyi güçleştiriyor. Film, Tyler ve Ovi arasında ölümcül aksiyon sahneleri içerisinde gelişen dostluğa dair ilk akla gelen, ezberden diyaloglar ve kartondan yakınlıklar haricinde bir anlatı da koyamıyor ortaya. İki karaktere de kurulan hikâyenin duygusal altyapısı o kadar zayıf ki, devasa aksiyon sahneleri bir noktadan sonra savaş oyunlarının duygusuzluğuna erişiyor. Her ne kadar film bir çizgiroman uyarlaması olsa da, iki saatlik süresi boyunca Bangladeş sokaklarını kan revan içinde bırakan çatışmalar sırasında ölen, yaralanan onca kişinin ve izlediğimiz bu bitimsiz şiddetin arkasında güçlü bir hikâye olmayınca, üçüncü dünya ülkelerini savaş oyunu oynayabilecekleri virane bir arka bahçe gibi gören emperyal güçlerin yarattığı çatışmalar ve olup biteni duygusuzca televizyondan takip ettiğimiz bir günümüz distopyasına dönüşüyor film.

Filmin bir noktasından sonra Ovi’yi kurtarması için Tyler’ı tutan şahıs, yani Ovi’nin babasının dostu Saju (Randeep Hooda), Tyler’a ödemesi gereken parayı ödeyemeyeceği için bizzat kendisi Tyler’ın elinden çocuğu kaçırmaya çalışıyor. Saju bu noktada çok kritik bir karaktere dönüşecek gibi oluyor. Lakin bu hamle de hikâyeyi derinleştirmiyor, aksine Tyler’ı boşa çıkaran bir duruma dönüşüyor. “Acaba sadece Saju’nun hikâyesini mi izlemeliydik” gibi bir hisle baş başa bırakıyor izleyiciyi. Zira Saju, Ovi’yi kaçırtan Asif ve Ovi’nin babası Mahajan Sr. kadar zengin olmadığından çözümü eline silah almakta bulan bir karakter. Bu bağlamda Tyler’dan çok daha güçlü bir hikâye vaadi var, ancak Saju’nun hikâyeye ikinci bir alfa karakter olarak dâhil olması dramatik olarak hesaplanmış bir hamleye dönüşmediği gibi, sadece aksiyonun yönünü ve seyrini değiştiriyor.

Karaktere ve hikâyeye dair ortaya güçlü bir anlatı koyamasa da yönetmen Sam Hargrave’in iyi aksiyon sahnelerine imza attığını söylemek gerekiyor. Bilhassa filmin ortasında, Tyler ve Saju’nun karşılaşması sonrasında gerçekleşen, tek planmış gibi kurgulanan, birkaç ayrı mekânda geçen müthiş tasarlanmış 8-10 dakikalık bir bölüm var ki, antolojilere girebilecek nitelikte. Sinemanın teknik unsurlarını sonuna dek kullanan bu bölümün tasarımı, zamanlamalar, ses kurgusu ve görüntü yönetimi açısından kusursuz. Ne yazık ki film, tüm bu tasarının etrafına yerleştirdiği karakterlere birer oyuncak, hikâyeye de tüm bunların gerçekleşmesini sağlayacak bir bahane olarak yaklaşıyor. Böylesi bir tercihin işleyebileceği, kendini ciddiye almayan bir film de değil karşımızdaki, aksine Extraction içini dolduramadığı bir ciddiyetle ilerliyor. Bu da filmin en büyük eksisi oluyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information