AZUgyjKr5i8


Michel Gondry imzalı Eternal Sunshine of the Spotless Mind’ı merkezine alan video, bu film üzerinden kurgunun hikâye anlatımını nasıl şekillendirdiğini inceliyor.

Eternal Sunshine of the Spotless Mind’ın, insanın zihninin kendisine nasıl oyunlar oynadığının ve hafızanın bazı zamanlarda insana ne kadar zarar verdiğini anlatan en başarılı filmlerden biri olduğu söylenebilir. Yönetmen koltuğunda Michel Gondry’in yer aldığı filmde, başrolleri de Jim Carrey ve Kate Winslet paylaşıyor. Filmin Oscar ödüllü senaryosu, bireyin kendisine zarar veren hatıraları, özel bir yöntemle sildirmesi fikrine dayanıyor. Böylesi özgün bir fikri beyazperdeye yansıtırken, kurguyu da oldukça etkili bir şekilde kullanıyor yönetmen Gondry. YouTube’daki Film Radar kanalında yer alan bir video, Eternal Sunshine of the Spotless Mind’ın hikâye anlatıcılığının kurgu marifetiyle nasıl şekillendiğini gözler önüne seriyor.

Eternal Sunshine of the Spotless Mind’da Kurgu Hikâyeyi Nasıl Şekillendirir?

Sinemada anlam yaratma anlamında, ekrana gelen görüntülerin sırasının çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu durumu genel anlamıyla Kuleşov Efekti başlığı altında toparlayabiliriz. Eternal Sunshine of the Spotless Mind da bu yöntemi, hikâyesini anlatırken oldukça efektif bir biçimde kullanıyor. Filmin başında beri izlediğimiz sahneler, Jim Carrey’nin canlandırdığı Joel karakterinin biraz utanç, hatta Kate Winslet’in hayat verdiği Clementine’la karşılaşıp yakınlaşmasının ardından yer yer gerginlik yaşayan bir yapıda olduğunu görüyoruz. Fakat bu durum, filmin son hâlini izlediğimizde oluşan bir duygu.

Filmde birkaç kez, Joel’un eski bir kız arkadaşının varlığından haberdar olduğumuz diyalog duyuyoruz. Joel’un bu eski kız arkadaşının varlığı, filmin ilk hâlinde ise sadece diyaloglarla da sınırlı değil; bu karakterin yer aldığı sahneler hâli hazırda çekilmiş. Fakat bu sahnelere filmde yer verilmemiş ve bu tercih Joel’un bildiğimiz karakterine sahip olmasında son derece önemli. Zira eski kız arkadaşıyla geçirdiği zamanlara tanık olsaydık, seyirci olarak Joel’a ve Clementine’la tanıştıktan sonra hissettiklerine dair fikirlerimizin oldukça farklı olması kuvvetle muhtemel. Şayet Joel’in kız arkadaşı Naomi’yi gördüğünü sahneleri filmde izleseydik bu, Joel’un gösterdiği, onun utangaç gibi olduğu düşünmemize yol açan davranış ve tepkileri, bir tür suçluluk ya da tedirginlik duygusuyla ilişkilendirecektik. Yani daha geniş bir perspektiften baktığımızda; izlediğimiz film tamamen farklı bir anlatı sunacaktı diyebiliriz. Yani söyleyebiliriz ki, bir filmde gördüğümüz sahnelerin varlığı kadar, hangi sahnelerin kurguda atıldığı ve sahnelerin hangi sırayla yapımın son aşamasında yer aldığı yaratılan anlamı doğrudan etkiler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi