Bir duyu organı olmasının yanında göz, farklı coğrafyalardan çıkan pek çok sanat eserinde atıf yapılan bir imgedir. Halk türkülerinden Salvador Dalí tablolarına, Edip Cansever’in İkinci Yeni akımı altında değerlendirilen şiirlerinden Yüzüklerin Efendisi gibi hem edebiyat hem de sinema alanında büyük başarı kazanmış birçok esere kadar önemli bir yer tutar göz. Sesin henüz tam entegre olmadığı erken döneminden beri doğrudan görme ve bakma eylemiyle ilgili bir sanat dalı olan sinemanın da bu etkinin uzağında olması beklenemez. Belgesel sinemanın ilk başyapıtlarından olan 1929 tarihli Dziga Vertov filmi Kameralı Adam (Chelovek s kino-apparatom) doğrudan görme edimi üzerine kurulmuş bir anlatı yapısına sahiptir. Vertov bu filmde, kamerasıyla Soyvetler Birliği’ndeki gündelik hayatı, çalışan makineleri, dumanı tüten bacaları kayda alan bir adamın yaptığı çekimleri sunar. Fakat kamera aygıtı aracılığıyla kaydedilen görüntülerin, bu adamın mekânlar arasında gezerken gördüğü imajlardan farkı yoktur. Yönetmenin görünene doğrudan müdahalelerden kaçınan üslubu, kameralı adam ile gören adamın arasındaki farkı sıfıra yaklaştırır. Sinemanın vazgeçilmez aygıtı olan kamerayla, insanın görme organı olan gözün işlevleri arasında güçlü bir paralellik kurulur.

Sinema kuramcısı Béla Balázs, Görünen İnsan kitabında yakın planı, mimik sanatının ve daha ileri bir sinema sanatının en önemli tekniklerinden biri olarak niteler. Mimiklerin özellikle tiyatroda duygu yaratma noktasında çok önemli gören Balázs, sinemada yüzün ve dolayısıyla mimiklerin yakın plan yardımıyla koca bir perdeyi kaplayabilmesini çok önemli bulur. Bu şekilde perdede görünen suretin sahibinin hissettikleri seyirciye daha kolay geçecek ve daha güçlü bir duygusal etki yaratacaktır. Balázs’ın yakın plana verdiği önem bununla da sınırlı değildir. Söz konusu kitabın devamında en büyük hikâyelerin, en görkemli hayatların dahi küçük detayların birleşiminden meydana geldiğini söyler. Sinemada anlatılan hikâyelerin gücünü teşkil eden detaylar, yakın planlar sayesinde yakalanabilir. Ona göre bir sinema filminin en önemli anı asla geniş planlarla verilmez; şayet böyle bir tercih yapıldıysa bu, seyircinin gerçekte ne olduğunu kaçırmasına sebebiyet verebilir.

Endülüs Köpeği: Sinemada Gerçeküstücü Bakış

İki önemli sinema insanının göz ve yakın plan kavramları hakkındaki düşünceleri ve uygulamaları ışığında, Luis Buñuel ve Salvador Dalí’nin birlikte hayata geçirdiği Endülüs Köpeği’ne (Un chien andalou) baktığımızda, sinema tarihinin çığır açan filmlerinden biri olan yapımda bu iki kavramın çok önemli bir yer kapladığını görüyoruz. 16 dakikalık bu kısa filmin henüz başında sinema tarihinin en akılda kalıcı ve taşıdığı anlam açısından değerlendirildiğinde en kıymetli imajlarından biri yer alır. Bizzat Luis Buñuel tarafından hayat verilen bir adam, uzun uzun bilediği usturasıyla bir kadının gözünü keser. Bu eylemin henüz öncesinde adam, bulunduğu balkondan aya bakar. Gecelerin ışık kaynağı, yani görme eyleminin değişmez bir parçası olan aya bulutlar yaklaşmaktadır. Bulutların aya yaklaşmasının ardından, az sonra gözü kesilecek olan kadının yüzüne bir kesme yapılır. Yakın planda ekrana gelen bu yüz, mimiklerden ve dolayısıyla duygu ifadelerinden arındırılmıştır. Gözün kesilmesi işlemi öncesi ne hissettiği tamamen belirsizdir. Eylemin absürtlüğü dolayısıyla tebessüm mü ediyordur ya da başına geleceklerden endişeli midir, burası tamamen muğlak bırakılmıştır. Gördüğümüz sadece bulutların ayı kesmesine eş zamanlı olarak Buñuel’in canlandırdığı adamın kadının gözünü usturayla yarışıdır.

Göz, başta da belirtildiği üzere, sinemanın doğrudan ve her daim ilişkili olduğu yegâne duyu organıdır. 1929’da Dalí ve Buñuel’in çektiği Endülüs Köpeği’ne kadar yapılmış çoğu film aynı türden bir görme eylemine sırtını dayamıştır. Bu tip filmlerde görüntüler, seyircide farklı türden duygular yaratmak amacıyla yazılan senaryolara ve olay örgülerine göre akar. Endülüs Köpeği’nde ise durum farklıdır. Filmin altında imzası bulunan iki deha, daha fikir aşamasında bunun farklı bir film olması gerektiği konusunda hemfikirdir. Filmin bir haftadan kısa sürede yazılan senaryosunun temel kuralı şudur: Psikolojik, kültürel ve mantıksal hiçbir açıklamaya meydan vermeyecek düşünce ve görüntüleri benimsemek. Zaten film temelini de Buñuel ve Dalí gördüğü rüyalardan alır. Hatta otobiyografisinde yazdığına göre ayı kesen bulutlar ve gözü yaran ustura imajları doğrudan Buñuel’in gördüğü bir rüyadan alınarak senaryoya dahil edilmiştir. Mantıkla yapılacak açıklamaları reddeden böylesi bir filmin gözün kesilişiyle yaptığı, sinema izleyicisini başka bir seyir deneyimine çağırmaktır aslen. Vertov’un göz ve kameranın işlevlerini benzeştirerek olanı gösterme anlayışının bir kenara bırakılıp usa aykırı her düşünceye açık olmaya dair, görüntüler aracılığıyla yapılan bir çağrıdır bu. Zaten Endülüs Köpeği’nin gerçeküstücü sinemanın en önemli başyapıtlarından biri sayılmasının da, üretimleri bu akım içinde değerlendirilen önemli sanatçılarca ilk andan itibaren benimsenmesinin de temelinde bu meydan okuyan yaklaşım yatar.

Filmin mantıksal açıklamalar kadar bir sinema eserinden beklenen, izleyende duygu yaratma yöneliminin inkârı da gözü usturayla kesilen kadının mimiksizliğiyle dışa vurulur. Béla Balázs’ın klasik anlatı sineması açısından çok yerinde olan saptamaları bu noktada yok sayılır. Çünkü ne Dalí-Buñuel ikilisi ne de sürrealizm akımının doğrudan duygularla işi yoktur. Az sonra gözü usturayla kesilecek bir kadının duruma herhangi bir tepki vermiyor oluşu, Endülüs Köpeği’nin sadece şaşırtacak ve ilgi uyandıracak görüntüler yakalamak için yapılan bir film oluşunun çok net bir ifadesidir. Gözü kesilmek üzere olan kişi duyguları olan bir insan değil, bir imajdır. Başka türden bir görme eylemine geçiş de ancak böyle şoke edici imajlarla olur. Zira gerçeküstücülüğün temelinde bu yatar: Yapılan sanatsal üretimlerle mevcut düzeni sarsıp hayatın kendisini dönüştürmek. Bu noktadan bakınca Endülüs Köpeği, daha ilk sahnesiyle bu hedefi on ikiden vuran, başka bir sinema algısı yaratmanın önünü açan bir eser.

Kaynakça

Buñuel, Luis (2006) Son Nefesim

Balázs, Béla (2013) Görünen İnsan

 

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi