Geride bıraktığımız yıl içerisinde gerçekleşen İstanbul Film Festivali’nde Seyfi Teoman İlk Film Ödülü için yarışan Elif Akarsu Polat ve Çiğdem Bozali imzalı Kader Postası, bir taşra kasabasında yaşayan Zeynep adlı bir genç kadının hikâyesine odaklanıyor. Ana karakterinin çocukluğundan ergenliğine ve yetişkinliğine dek uzun bir zamana yayılan hikâyesini zaman atlamalarıyla anlatan film, Zeynep’in en yakın çocukluk arkadaşı Yusuf’la yaşadığı aşktan çıkıyor yola. İkilinin henüz ergen yaşlarında yaşadığı mecburi ayrılık, Zeynep’in zamanla yalnızlaşmasına, yetişkin hayata geçtiğinde de onu unutamamasına neden olur. Zeynep yalnızlığını, mahkûmlara yazdığı mektuplarla dindirmeye çalışır ve günün birinde müebbet hapis cezası almış bir mahkûmla tanışır… Film ana karakterinin farklı zaman dilimlerindeki hikayesine odaklanırken bir yandan da ailesi ve yakın arkadaşlarının, yaşadığı kasabanın da bir portresini çıkarıyor. Filmin iki yönetmeni Elif Akarsu Polat ve Çiğdem Bozali’yle filmin yapım hikâyesini konuştuk.

Murat Emir Eren: İki yönetmen olarak çalışmaya ne zaman karar verdiniz?

Elif Akarsu Polat – Çiğdem Bozali: Süreç bizim için “beraber üretmek” şeklinde başladı. Aslında Kader Postası da beraber yazdığımız birçok senaryomuzdan biri, dolayısıyla hayata geçirirken de beraberliğimiz doğal akışında iki yönetmen olarak devam etti.

Murat Emir Eren: Filmin dünyasını kurarken ve çekimler sırasında iki kişi olmanın avantajları neler oldu sizin için?

Elif Akarsu Polat – Çiğdem Bozali: Film yapım sürecinin, her aşamasının zorlu bir iş olduğu hepimizin bildiği bir gerçek. İki kişi olmak bütün bu zorlukları bölüşmek anlamında bizim için çok rahatlatıcı bir durum oldu. Bunun yanında yıllardır beraber çalışmanın verdiği bir alışkanlıkla paslaşarak üretmeye devam ettik ve bu da hayatımızı kolaylaştırdı. Mesela sette ya da masa başındayken birimizin tıkandığı veya gerildiği bir durum olduğunda diğerimiz müdahale etti. Bunda birbirini iyi tanımanın da etkisi var tabii ki.

Murat Emir Eren: Oyuncu kadrosunu şekillendirirken nelere dikkat ettiniz?

Elif Akarsu Polat – Çiğdem Bozali: Kader Postası uzun süre (yaklaşık 10 yıldır) bizimle olan bir proje. Böyle olunca da haliyle karakterleri her anlamda kafamızda fazlaca oturtmuştuk. Dolayısıyla önceliğimiz aklımızdakiyle örtüşen bir kadro oluşturmak oldu. Ve bu konuda kesinlikle çok şanslıydık. Ayrıca şansın yanında tabii ki bize başından beri çok inanan bir cast direktörümüz vardı.

Murat Emir Eren: Çocuk oyuncularla çalışmak nasıl bir deneyimdi sizin için?

Elif Akarsu Polat – Çiğdem Bozali: Daha önceki set tecrübelerimizden de bildiğimiz gibi her zaman çocuklarla çalışmak daha zordur. Biz de zaman zaman yaşadık elbette bu zorlukları. Ama çocuk oyuncu koçu ile çalışmak hayatımızı çok kolaylaştırdı. Sete çıkmadan önce defalarca prova yaptık ve sete çıkıldığında her ikisi de ne yapacağı ile ilgili hazırdı. Her ne kadar hazır olsalar da elbette çocuk oldukları için bizim için de onlar için de sürprizler oldu ama o anlarda da kendimize hep şunu hatırlattık; öncelik oyuncu olmaları değil çocuk olmalarıydı.

Murat Emir Eren: Filmin hikâyesini oluştururken ilham kaynağınız neydi? Nereden yola çıktınız? Otobiyografik ögeler var mı izlediğimiz hikâyede?

Elif Akarsu Polat – Çiğdem Bozali: Filmin hikayesi Elif’in öğrenciliğinden geliyor: Kısa film çekmek için gittikleri bir kasabada gördüklerinden esinlenerek yazdığı bir hikâye. Senaryo sürecinde ana karakterimiz Zeynep’in yaşadıklarını detaylandırırken yer yer otobiyografik durumlara tabii ki yer verdik. Çünkü Zeynep gibi biz de kadın olarak toplumda var olmanın zorluklarını ziyadesiyle tattık. O yüzden Zeynep’in yaşadıklarını çok gerçek bir yerden ve hissederek yazdık. Aslında çok iyi bildiğimiz bir yerden yola çıkmış olduk.

“Zeynep kasabadaki diğer bütün karakterlerden farklı olarak ona biçilen değil kendi tercih ettiği hayatı yaşamayı seçiyor. Yani kısaca Zeynep’e kaderine kafa tutan bir kadın diyebiliriz.”

Murat Emir Eren: Ana karakterimiz Zeynep’in en baştan itibaren taşrayla ilişkisinin farklı olduğunu gözlemliyoruz. Sizce karakteri yaşadığı yerden uzaklaştıran unsurlar neler filmin hikayesi dahilinde?

Elif Akarsu Polat – Çiğdem Bozali: Zeynep kasabadaki diğer bütün karakterlerden farklı olarak ona biçilen değil kendi tercih ettiği hayatı yaşamayı seçiyor. Yani kısaca Zeynep’e kaderine kafa tutan bir kadın diyebiliriz. Zeynep, gelecekte ona daha önce kasabada gördüğü, tanıdığı bütün kadınların hayatına benzer bir hayat hazırlamaya çalışan annesiyle çatışıyor en çok. Çocukken bile çocukluğunun önünde “kız çocuğu” gibi davranmanın baskısıyla büyür ama daha çocukken “kız gibi” davranmak yerine kendi gibi olmayı tercih eder. Bu davranışlarına çocukken tölerans gösterilebiliyor ama büyümeye başladıkça işler o kadar kolay olmuyor. Yetişkinlikte daha da sertleşiyor. Mahalle baskısı denen şey o zaman yakasını bırakmıyor insanın. Zeynep’in o kadar çok gardiyanı var ki hayatında, gardiyanlara, baskıya, kadere ve onu kalıplara sokup sınırlandırmaya çalışan her şeye başkaldırıyor neticede.

Murat Emir Eren: Filmde bilhassa kadın karakterlerin birbirleriyle olan ilişkisini inşa ederken nelere dikkat ettiniz, size neler ilham verdi?

Elif Akarsu Polat – Çiğdem Bozali: Bu ilişkileri kurarken kendi yaşadıklarımızdan ve etrafımızda gördüklerimizden beslendik diyebiliriz. Sonuçta biz de anlatmaya çalıştığımız bütün o toplumsal baskıları hayatımız boyunca yaşamış iki kadınız. Filmde herkesin kendinden, çevresindeki kadınlardan, mesela kendi annelerinden, arkadaşlarından, teyzelerinden bir şeyler bulacağını düşünüyoruz. Bu da özellikle yapmak istediğimiz bir şeydi.

Murat Emir Eren: Film birkaç dönemi aynı potada eritiyor. Bu bağlamda farklı zaman dilimlerini yansıtırken ve görsel yapıyı oluştururken nelere dikkat ettiniz?

Elif Akarsu Polat – Çiğdem Bozali: Bizim bu anlamda en çok dikkat ettiğimiz nokta hiçbir şeyin değişmediği, ama zamanın acımasızca geçtiği bir dünya oluşturmaktı. Bunun için de aynı karakterlerle aynı mekanları kullandık. Fakat zaman geçtikçe mekanları da tıpkı karakterler gibi daha yıpranmış ve daha teslim olmuş bir halde gördük. (Zeynep’in odası hariç diyebiliriz. Çünkü o oda zamanla daha başka bir hale eviriliyor.) Ayrıca farklı dönemler için farklı tonlar kullandık. Çocuklukta daha sıcak renklerle başlayan hikayemiz, ana karakterin büyümesiyle daha karanlık bir hale geldi. Bu geçişlerde görüntü yönetmenimizin senaryoya hâkim oluşu ve işindeki ustalığı bizi çok rahatlattı.

Murat Emir Eren: Sinemamızda taşradaki erkek karakterlerin hikâyelerine odaklanan filmlerin çoğunlukta olduğu bir durum söz konusu. Kader Postası bunu kıran bir yapıya sahip. Siz ne düşünüyorsunuz sinemamızdaki kadın karakterlerin taşradaki temsiline dair?

Elif Akarsu Polat-Çiğdem Bozali: Aslında bu soruyu genelleştirip sinemada kadın karakterlerin temsili olarak da cevaplayabiliriz diye düşünüyoruz. Burada temel sorun (arada bunu aşmaya çalışanlar olsa da) her şeyi en iyi bilen erkek egemen yapının sinemasal anlatıda da aynı tutumda olması. Yani bir kadın karakteri anlatırken de bunu en iyi kendisinin anlatacağını iddia eden bir zihniyetten bahsediyoruz. Tabii ki sinemacının anlatacağı her konuyu birebir deneyimlemesi gibi bir şeyden söz etmiyoruz ama kadın karakterler özelinde kurulan empatinin çoğu zaman erkek bakış açısından yapıldığını söylersek haksız sayılmayız galiba. Elbette bunun dışında örnekler her zaman mevcut. Fakat hem bu örneklerin, hem de kadın sinemacıların azlığı durumu daha da vahim bir hale getiriyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information