Advertisement


I Am Not Your Negro’dan Talk to Me’ye, Medicine for Melancholy’den The Interrupters’a eleştirmenlere göre Amerika’daki siyahların hayatlarına odaklanan gözden kaçmış en iyi 10 film!

George Floyd’un polis tarafından acımasızca öldürülmesinin ardından dünyanın dört bir yanında protestolar düzenlenmiş, buradan hareketle siyahların sinema ve televizyon dünyasındaki temsili ve bu temsilin gerçek hayat üzerindeki etkileri bir kez daha tartışmaya açılmıştı. Siyahların film ve dizilerdeki temsili konusunda ileriye dönük önemli adımların atılmasını dört gözle beklerken; The Hollywood Reporter öncülüğünde eleştirmenler, siyahların hayatlarına odaklanan gözden kaçmış en iyi 10 filmi bir araya getirdikleri bir liste yayınlandı.

Eleştirmenlerin seçimiyle ortaya çıkan bu listede ünlü yazar James Baldwin’in yarım kalmış yapıtı Remember This House’u odak noktasına yerleştiren, Raoul Peck imzalı I Am Not Your Negro, ünlü talk show sunucusu ve toplum aktivisti Ralph “Petey” Greene’nin hayatının anlatıldığı biyografi türündeki Talk to Me, Chicago’da artan şiddet olaylarını toplumdan arındırmak için ellerinden geleni yapan CeaseFire isimli bir organizasyonu konu alan Steve James’in yönettiği The Interrupters, Moonlight ile Oscar kazanan Barry Jenkins’in ilk sinema filmi Medicine for Melancholy gibi dikkat çeken yapımlar yer alıyor.

Eleştirmenlere göre Amerika’daki siyahların hayatlarına odaklanan gözden kaçmış en iyi 10 filme ve filmlerle ilgili bilgilere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Eleştirmenlere Göre Amerika’daki Siyahların Hayatlarına Odaklanan Gözden Kaçmış En İyi 10 Film

The Apollo – Roger Ross Williams (2019)

2010 yılında Music by Prudence isimli kısa belgeselle Oscar kazanan Roger Ross Williams’ın yönettiği The Apollo belgeseli, Harlem’de bulunan, yeni yeteneklerin keşfedilmesine öncü olarak Billie Holiday, Aretha Franklin, Ella Fitzgerald, Stevie Wonder, Dave Chappelle, Lauryn Hill, Jimi Hendrix gibi çok sayıda başarılı ismin kariyer basamaklarını tırmanmasına yardımcı olan ünlü Apollo Tiyatrosu’nu mesken tutuyor. Geçtiğimiz yıl Tribeca Film Festivali’nde prömiyerini yapan ve arşiv görüntülerinden yararlanan bu HBO belgeselinde Patti LaBelle, Pharrell Williams, Smokey Robinson, Jamie Foxx gibi isimlerin röportajları da yer alıyor.

Brother to Brother – Rodney Evans (2004)

2004 Sundance Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen Rodney Evans imzalı Brother to Brother’ın başrollerinde Marvel Sinematik Evreni’nde Falcon karakterine hayat veren Anthony Mackie, Roger Robinson ve Alex Burns yer alıyor. Anthony Mackie filmde sanat okulunda eğitim gören, eşcinsel olduğu için ailesi tarafından dışlanan Perry karakterini canlandırıyor. Perry, günün birinde Bruce Nugent isimli yaşlı bir evsizle tanışır ve bu kişinin Harlem Rönesansı’nın önemli figürleri arasında yer aldığını, 1920’lerde genç, siyah ve eşcinsel bir yazar olarak bazı zorluklarla karşılaştığını öğrenir. Benzer süreçlerden geçen bu ikili arasında önemli bir dostluğun temelleri atılır.

I Am Not Your Negro – Raoul Peck (2016)

Usta yönetmen Raoul Peck’in imzasını taşıyan Oscar adayı bu belgesel, ünlü Amerikalı yazar James Baldwin’in yarım kalmış yapıtı Remember This House’u merkezine alıyor. Baldwin, zamanında çok kısa aralıklarla öldürülen Medgar Evers, Malcolm X ve Martin Luther King Jr.’a dair anılarından yola çıkarak Amerika’da ırkçılığın kökeni ve bununla nasıl mücadele edilebileceği üzerine bir deneme yazmaya karar vermiş ancak bu eser bir türlü tamamlanamamış. Bunun üzerine Raoul Peck, yarım kalmış bu metni arşiv görüntüleriyle birleştirir ve I Am Not Your Negro belgeseli ortaya çıkar. James Baldwin’in o dönemde ırkçılığa dair söylediklerinin, günümüzde Amerika’da hâlâ geçerli olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyan bu belgeselde Baldwin’in metnini usta oyuncu Samuel L. Jackson seslendiriyor.

The Interrupters – Steve James (2011)

Hoop Dreams ile En İyi Kurgu, Abacus: Small Enough to Jail ile En İyi Belgesel dalında Oscar’a aday olan Steve James’in yönettiği The Interrupters belgeseli, gerçek bir başkaldırı hikâyesini derinlemesine inceliyor. Steve James, kamerasını şiddetin kol gezdiği ve çok sayıda genç insanın yaşamını yitirdiği Chicago’nun kenar mahallerinden birine çeviriyor. Belgeselin odağında bu şiddete karşı dur demeye çalışan ve apolitik bir nesli neyle karşı karşıya olduklarına dair bilinçlendirmeyi amaçlayan CeaseFire isimli organizasyon yer alıyor. Bu organizasyonda görev alan Ricardo “Cobe” William, Eddie Bocanegra ve Ameena Matthews ise şiddeti meşrulaştıran bu toplumu şiddetten arındırmak için ellerinden geleni yapıyor, belgesel ise bütün süreci olanca çıplaklığıyla gerçekçi bir şekilde anlatıyor.

Let It Fall: Los Angeles 1982-1992 – John Ridley (2017)

12 Years a Slave’in Oscar ödüllü senaristi John Ridley’nin yönetmenliği üstlendiği bu belgesel, adından anlaşıldığı üzere, 1982-1992 yılları arasındaki Los Angeles’ı mercek altına alıyor ve özellikle Rodney King’i darp etmekle suçlanan dört Los Angeles polisinin mahkemede suçsuz bulunarak salıverilmesi üzerine patlak veren olayları da izleyiciye aktarıyor.

Medicine for Melancholy – Barry Jenkins (2008)

Medicine for Melancholy, Moonlight ile adını geniş kitlelere duyuran Barry Jenkins’in ilk uzun metrajlı sinema filmi. Jenkins’in 2008 yılında düşük bir bütçeyle çektiği bu film, ilişkilerinde deneme aşamasında olan, San Francisco’da siyah bir birey ve azınlık olarak yaşamanın zorluğuyla mücadele eden bir çiftin 24 saatini yakın markaja alıyor. Barry Jenkins’in her projesinde birlikte çalıştığı görüntü yönetmeni James Laxton’ın kamerasından güç alan bu filmin başrollerinde Wyatt Cenac ve Tracey Heggins yer alıyor.

Nothing But a Man – Michael Roemer (1964)

1960’lı yılların Amerika’sını ele alan Nothing But a Man filminde, yaşadığı küçük kasabada saygı görmek isteyen demiryolu işçisi Duff Anderson ve onun öğretmen eşi Josie’nin ayrımcılıkla olan mücadelesini izliyoruz. Michael Roemer’in imzasını taşıyan bu film, 1993 yılında ABD Ulusal Film Arşivi’nde koruma altına alınırken; 1970 yılında Jim Thompson’ın filmden uyarlayarak yazdığı aynı isimli bir romanın da mevcut olduğunu sözlerimize ekleyelim.

Talk to Me – Kasi Lemmons (2007)

Amerikan İç Savaşı sırasında yüzlerce kölenin özgürlüğüne kavuşmasını sağlayan Harriet Tubman’ın hayatını konu alan Harriet’ın yönetmeni Kasi Lemmons’ın 2007 yılında çektiği Talk to Me filmi, hapisten çıktıktan sonra bir radyoda programa başlayıp ırkçılık, yoksulluk, din, hûkümet hakkında yayınlar yapan ve iki kez Emmy ödülü kazanan, ünlü talk show sunucusu ve aktivist Ralph “Petey” Greene’in yaşamını izleyicinin beğenisine sunuyor. Don Cheadle’ın Ralph Greene’i, Chiwetel Ejiofor’un ise Greene’in hem menajeri hem de yakın arkadaşı Dewey Hughes’u canlandırdığı bu filmin oyuncu kadrosunda Taraji P. Henson, Mike Epps, Peter MacNeill, Martin Sheen gibi isimler de yer alıyor.

Toni Morrison: The Pieces I Am – Timothy Greenfield-Sanders (2019)

Timothy Greenfield-Sanders imzalı Toni Morrison: The Pieces I Am belgeseli, Nobel ve Pulitzer gibi edebiyat dünyasının en önemli ödüllerine layık görülen, Amerikan kültürünü ve edebiyatını derinden etkilemiş, siyah edebiyatın daha görünür hâle gelmesinde çok önemli rol oynamış yazar Toni Morrison’ın hayatını ele alıyor. Toni Morrison’ın Ohio’da geçen çocukluğundan, mücadele yıllarına ve eserlerini kaleme aldığı çalışma odasına uzanan bu belgesel, yazarın arkadaşları, eleştirmenler ve meslektaşlarıyla yapılan röportajları bünyesinde barındırıyor. Aynı zamanda ırkçılık, Amerika, tarih gibi kavramlara Morrison’ın edebî bakışını yansıtıyor.

True Justice: Bryan Stevenson’s Fight for Equality – George Kunhard, Peter W. Kunhardt, Teddy Kunhardt (2019)

True Justice: Bryan Stevenson’s Fight for Equality belgeseli, Harvard’ın hukuk bölümünden mezun olduktan sonra tüm hayatını maddi gücü elvermediği için avukat tutamayan ve bu nedenle kendini mahkemede savunamayan insanları savunmaya adayan, aynı zamanda kâr amacı gütmeyen Equal Justice Initiative (Eşit Adalet Girişimi) organizasyonun kurucusu da olan Bryan Stevenson’ın, kusurlu bir hukuk sisteminde adalet için savaşmasını ve adaletsizlikle mücadele edişini gözler önüne seriyor. Bryan Stevenson’ın hayatının, Short Term 12 filmiyle tanınan Destin Daniel Cretton’ın yönettiği Just Mercy filmine konu olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

Kaynak: The Hollywood Reporter

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information