Usta yönetmen, akademisyen ve bilim insanı Sergei Eisenstein bu yıl 121 yaşında. Sinema teorisi literatürünün baş tacı kitabı Film Biçimi ise 70 yaşında. Büyüksün Eisenstein, çok yaşa Film Biçimi!

Sergei Eisenstein 1898’de doğdu. Çok erken yaşlarda avangart sanat ortamlarına dâhil oldu. Önceleri tiyatroya yoğunlaşsa da sağladığı özgürlük alanı sebebiyle giderek sinemaya yöneldi. Tarihin ilk sinema okulu olan Moskova Film Okulu’nun kurucu hocası Lev Kuleshov’un en parlak öğrencilerinden biri oldu. Kuleshov’un ortaya attığı teorileri kendi filmlerinde uygulama ve onları geliştirme sorumluluğunu üstlendi. Henüz 27 yaşındayken oyunun kurallarını değiştiren filmi Potempkin Zırhlısı – Bronenosets Potemkin’i çekti. Bu filmi, Ekim – Oktyabr ve Grev – Stachka ile birlikte, yazılarında sık sık dönüp baktığı, referans gösterdiği filmlerinden biri oldu.

Eisenstein, sinemanın sanat ile bilim arasında bir köprü kurarak yükselebileceğine inanan bir yönetmen ve yazardı. 50 yıllık hayatının son yıllarına dek hem sinema icra etmeye hem de sinema üzerine yazmaya devam etti. Kariyeri dalgalanmalarla ilerledi. 1920’ler boyunca Sovyetler’deki yüksek başarı ve popülaritesinin ardından bir kaç yıllık bir Amerika ve Meksika macerası yaşadı. Buralardaki film çalışmaları başarısızlıkla sonuçlandı ve 1933’te Sovyetler Birliği’ne geri döndü. Yokluğunda Stalin konjonktürünün sanat politikaları ile yalınlaşmış Soyvet sinemasında dışlandı; şekilcilik ve aşırı biçimcilik ile yaftalandı. Moskova Film Okulu’nda ders vermesi yasaklandı. İki yıl boyunca çekimlerini gerçekleştirdiği Bezhin Lug filmi devlet otoriteleri tarafından iptal edilerek rafa kaldırıldı. Çetin zamanların ardından büyük zorluklarla bitirdiği filmi Aleksandr Nevskiy, Sovyetler Birliği’nde en çok izlenen filmi oldu. Eisenstein bu filmi yaratıcılıktan ve teknik/entelektüel doygunluktan en uzak filmi olarak andı. Son filmi Korkunç İvan – Ivan Groznyy’nin ilk bölümü, Stalin ödülünü kazandı ancak daha eleştirel olan ikinci bölümü yasaklandı ve Stalin’in ölümüne değin izleyicisiyle buluşamadı. Korkunç İvan’ın galasından sonra katıldığı bir partide kalp krizi geçirdi ve yönetmenliği bırakmak zorunda kaldı. Kalan yıllarını yazarak ve ders vererek geçirdi.

Kuramsal ve eleştirel yazın hayatına 1920’lerden 1948’e, hayatının son günlerine değin devam etti. İlk kitabı Film Duyumu 1941’de, İkinci Dünya Savaşı sırasında, yayımlanmış olmasına rağmen tüm dünyada büyük ilgiyle karşılandı. Kitap, öğrencisi Jay Leyda tarafından İngilizceye çevrilerek ertesi yıl ABD’de yayımlandı. Film Duyumu, 1940-41 yıllarında yazılmış ve ağırlıklı olarak kurguyu ele alan dört büyük yazıdan oluşmaktadır. İlkine göre daha da büyük bir ilgi gören ikinci kitabı Film Biçimi, 1949 martında yayımlandı. 1928- 946 yılları arasında yazılmış farklı uzunluklarda on iki denemeden oluşan kitap, tiyatro-sinema ilişkisinden kurgu teorisine, film geliştirme yöntemlerinden öncül D.W. Griffith sinemasına uzanan çeşitli konuları ele alır. Kitabının yayımlanışını göremeyen Eisenstein, ölümünden yalnız iki ay önce Jay Leyda’ya çektiği telgrafla kitabın adını koymuştu.

Film Duyumu’nda olduğu gibi Film Biçimi’nde de kurgu, Eisenstein’ın sinema teorisine dâhil olur. Film Biçimi’ndeki her yazı bir noktada kurgudan bahsetmeye başlar. (Anlatının temeli kurgudur, kurgu birimlerden oluşur. Kelimelerin birbirine eklemlenmesiyle cümlelerin oluşması gibi, planlar sahneleri oluşturur. Birbirinden bağımsız iki anlam taşıyan iki görüntü parçasının birleşmesiyle her ikisinde de aslen var olmayan yeni bir anlam ortaya çıkar. Sinema dili budur ve diyalektik bu noktada başlar.) Film Biçimi’ndeki yazılar arasında özellikle kurguya yoğunlaşan 1929 tarihli Kurgu Yöntemleri sinema teorisinde önemli bir yere sahiptir. Eisenstein bu yazısında kurgu dizgisi yöntemlerini temel sınıflara ayırır. Titremsel (tonal), üsttitremsel (overtonal) ve entelektüel kurgu terimlerini ilk defa ortaya atar. Diğer yazılarının tartışmacı üslubuna nazaran bu yazı çok daha keskin hatlıdır. Kurgu Yöntemleri şu alıntı ile başlar: “Her sanatta ve her buluşta, deney hep kurallardan önce gelmiştir. Zaman geçtikçe bulgu işine bir yöntem ayrılmıştır.” Eisenstein, zaten uzun süredir bir şekilde uyguladığı kurgu yöntemlerini bu yazıda sistemleştirir. Yöntemlerin sınırları ve birbirleriyle etkileşimlerini ortaya koyar; her kurgu yöntemini çeşitli filmlerinden çeşitli sahneleri hatırlatarak destekler.

Eisenstein’a göre en temel kurgu yöntemleri şunlardır: Ölçümlü (metrik) Kurgu, Dizemsel (ritmik) Kurgu, Titremsel (tonal) Kurgu, Üsttitremsel (overtonal) Kurgu ve Entelektüel Kurgu.

Ölçümlü (Metrik) Kurgu

Bu kurgu yönteminin temeli parçaların salt uzunluğudur. Görüntü parçaları birbirlerine bir müzik ritmi kalıbına uygun şekilde eklenir. 3/4’lük, 2/4’lük veya 1/4’lük gibi ritim kalıplarını yineleyerek takip eden görüntülerle kurgu oluşturulur. Karmaşık ritim kalıpları kullanmak (16/17, 22/57 vb.) ritmin seçikliğini ortadan kaldıracak ve bu kurgu yönteminin işlevini kaybetmesine, izlenim karmaşası oluşmasına sebep verecektir. Vuruşun basit kalıplara sadık kalması ve hissedilebilir olması ise filmin “nabız atışı”yla izleyicinin “nabız atışı”nı eşleyebilir.  Gerilim, ana ritim kalıbı takip edilirken vuruşlardan bir ya da bir kaçının daha küçük parçalara bölünmesiyle oluşan tekinsiz mekanik ivme sayesinde sağlanır. Ölçümlü kurgunun üçüncü bir kullanımı ise basit ve karmaşık ritimlerin nöbetleşe kullanılmasıdır. Nöbetleşe kullanımda ritimlerden basit olan ve karmaşık olan iki farklı içerik için ayrı ayrı kullanılır  Bu durumda iki içerik de anlamdaş olmalı ve daha geniş bir anlama hizmet etmelidir.

Dizemsel (Ritmik) Kurgu

Dizemsel kurgu yöntemine göre, görüntünün içeriği kurgu yapısında kullanılacak olan parçasının uzunluğunu belirlemede söz hakkına sahiptir. Dolayısıyla bu yöntemde parçalar barındırdıkları devinimin gerçek uzunluğuna göre belirlenir. Parçalarda dizemsel ve ölçümlü özdeşlikler mümkün olabilir. Bir işçinin bir demire çekiçle ritmik bir şekilde vuruşu görüntü parçalarına bölündüğünde elde edilen parçalar bu özdeşlik durumuna sahip olacaktır. Bu yöntemde biçimsel gerilim, parçaların temel plana aykırı olarak kısaltılmasıyla elde edilir. Akış sırasında araya giren kısa devinim parçaları kaçınılmaz bir şekilde vuruş-dışı (off-beat) olur. Potempkin Zırhlısı filmindeki Odessa Merdivenleri sekansında askerlerin adımları bu vuruş-dışı biçimsel gerilime en iyi örneklerden biridir. İnsanlar merdivenlerden koşarak inerken araya giren her kesme sahnenin genel devinimini bozar ve böylece kurguya bir ivme kazandırır.

Titremsel (Tonal) Kurgu

Dizemsel kurguda kurgunun düzenlenmesini ve bütünlüğünü sağlayan öge her bir görüntü parçasındaki aksiyonun kendisiyken titremsel kurguda devinim daha geniş bir anlamda algılanmıştır. Devinim kavramı görüntü parçasının bütün değerlerini ve duygularını kapsar. Burada parçanın genel tonu esastır. Sahnenin keskinliği/bulanıklılığı ve parlaklığı/loşluğu gibi ölçütler kurguda söz hakkına sahip olur. Eisenstein’a göre işin içine bu tip niteleme sıfatlarının girmesi kurgunun ölçülebilirliğinden bir şey eksiltmez. Mesela bir görüntüye “daha loş” gibi bir üstünlük atfedersek aynı zamanda bu görüntünün aydınlanma seviyesine karşılık gelecek bir matematik katsayısı da bulabiliriz. Kimi zaman kurgunun tonunu belirleyen egemen ögenin yanı sıra ikincil bir öge de söze ortak olabilir. İkincil öge genellikle belli belirsiz devinimler ile gün yüzüne çıkar ki bunlar suyun çalkalanması, bir geminin hafifçe sallanması, yavaşça yükselen buğu vb. gibi ortama dair izlenimler sunar. Fakat, parçaların birleştirilmesinde temel ilke, birincil egemen ögenin temsilinin esas alınmasıdır. Titreşimlerin/tonların düzenlenişi müzikte armoninin uygulanışına benzer; birbirleriyle alakalı tonlardaki görüntüler bir arada kurgulanır. Gerilim, tondaki kademeli değişimler sayesinde izleyiciye aktarılır.

Üsttitremsel (Overtonal) Kurgu

Üsttitremsel kurguda görüntü parçasının tüm çekiciliklerinin bir arada ele alınarak değerlendirilmesi esastır. Yani, görüntünün uzunluğu, devinimi ve tonu birlikte göz önünde bulundurularak doğrudan doğruya fizyolojik bir etki yaratmak amacıyla düzenlenir. Kurgu yapısı kurmanın en üst seviyesi üsttitremsel kurgudur. Bu tür kurgu diğer tüm kurgu yöntemlerinden faydalanarak sekansı mümkün olduğunca güçlü, yoğun ve etkileyici kurmaya odaklıdır. Yöntemlerin her birinden birer adım uzaklaşmak ve onlar arasındaki optimum dengeyi bulmak gereklidir. Üsttiremsel kurgu, gerilim oluşturma yöntemlerini diğer tüm kurgu yöntemlerinden ödünç alır; farklı teknikler bir arada kullanılabilir. Nöbetleşe ritimde vuruş dışı kademeli değişimler seyirciyi dağıtabilir. Bu tür bir kurgunun yapısı incelendiğinde karmaşık bir matematik ile karşı karşıya kalmak oldukça olası. Ancak, bu karmaşık yapı onu mekaniklikten kurtaracak ve tahmin edilmesi zor, dolayısıyla heyecanlı, dolayısıyla etkileyici bir konuma oturtacaktır. En bilinen Eisentein sekansı olan Odessa Merdivenleri, üsttitremsel kurgunun en iyi örneklerinden biridir.

Entelektüel Kurgu

Entelektüel kurgu, özgün anlamlar taşıyan görüntü parçalarının ya da kurgu yapılarının birbirleriyle çatışacak biçimde yan yana getirilmesidir. Çatışan yapılar bir araya getirildiğinde diyalektik kurar ve yeni, daha kompleks anlamlara kapı açar. Bir araya getirilen yapılar görünüş olarak birbirlerinden ayrışabilir ancak bir bütün halinde ele alındıklarında ortak bir öze sahip olurlar. Örneğin, “özgürleşme” özüne sahip bir sekans kurmak isteyelim. Eğer, bir kişinin teknesiyle denize açılmasından edindiği huzuru anlatan görüntü parçalarıyla başka bir kişinin mahsur kaldığı bir odadan kurtulmasını anlatan görüntü parçalarını nöbetleşe bir şekilde düzenlersek her iki olayın taşıdığından daha yüce bir “özgürleşme” anlamına ulaşırız. Veya, devlet ile tanrı figürlerini ayrı ayrı sunan farklı planları bir sekansın içinde bir arada kullanırsak ayrı ayrı kullandığımızda ortaya çıkacak olandan daha kapsayıcı bir “otorite” anlamına ulaşırız. Entelektüel kurgu, konstrast eylemler ya da imajlarla da uygulanabilir ancak varacağımız sonuç yine ortak biz öz olacaktır. Orman ile şehir bir sekansta bir arada verildiğinde, kurgunun yapısına göre, “şehirleşme kötüdür”, “insan medeniyeti kurdu”, “farklılıklar kaçınılmazdır” vb. farklı önermelere ulaşabiliriz.

Eisenstein Kurgu Yöntemleri’ni 1929 sonbaharında yazdı. Aynı yılın Ocak ayında Dziga Vertov’un Kameralı Adam – Chelovek s kino-apparatom’u yayımlanmıştı. Kameralı Adam, erken CGI dönemine kadar kimseye kurgu tekniğini geliştirme fırsatını bırakmayacak kadar ileriye gittiği için kurgu artık teknik değil, düşünsel bir gelişim yaşamak zorundaydı. Eisenstein, bir yazıda üç yeni kurgu yöntemini ortaya atarak bu açığı epey kapatmış oldu. Kurgu, Kuleshov bir adamın suratıyla bir çorbayı kurgu masasında yan yana yapıştırdığından beri bir dildi. Ancak şimdi, Eisenstein sayesinde konuşulabilir olmuştu. Sinemada kurgunun 1920’lerin sonunda edindiği önemi günümüzde hâlâ taşıyıp taşımadığına dair çeşitli şüphelerim var. Artık, kurgu sanki biraz zanaat işi. Belli başlı işe yarayan kalıplar var ve yeni olan nadir. Bana öyle geliyor ki günümüzde kurgu, çoğunlukla söze hizmet ediyor. Kurgunun kendisinin dil olarak var olduğu filmlerin öteki sinemada bile azaldığına dair izlenimlerim var. Film Biçimi 70 yaşında, Eisenstein 121. Önemleri o kadar benimsenmiş ki artık önemli sayılmıyorlar. Belki 100 yaşına geldiğinde hatırlanır Film Biçimi, bilemeyiz, ama 70 yıl da fena değil.

Kaynak

Sergei Eisenstein, Film Biçimi, Çev: Nijat Özön, Payel Yayınları, 1. Basım, Nisan 1985, İstanbul.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi