Ebru Ceylan, Ahlat Ağacı ve kendi sinema görüşü hakkında konuştu.

Türkiye sinemasının son zamanlarda en çok konuşulan filmi Ahlat Ağacı kuşkusuz. Cannes’daki dünya prömiyerinden tutun da gişedeki izlenme oranlarına kadar pek çok detayını yakından takip ettiğimiz filmin arkasındaki tek isim Nuri Bilge Ceylan değil.

Nuri Bilge ve Akın Aksu’yla birlikte Ahlat Ağacı’nın senaristlerinden birisi olan Ebru Ceylan, yönetmenin yalnızca bu filminde değil, hemen hemen her filmindeki çalışma arkadaşı. İkili kimi zaman beraber yazdıkları filmin başrollerinde yer aldı, kimi zaman ise yalnızca kameranın arkasında kalmayı tercih etti.

Ebru Ceylan: “Kadın Karakterleri Yazarken de, Erkek Karakterleri Yazarken de Aynı Şeyden Esinleniyorum.”

Geçtiğimiz günlerde BirGün’e bir röportaj veren Ebru Ceylan, Ahlat Ağacı ve kendi sinema görüşü hakkında konuşmuş. Prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan filmleri için bir ödül beklentisinin olduğunu söyleyen Ceylan, bu beklentinin nedeninin filmin gösterimi sonrası ayakta alkışlanması değil, filmin kendisi olduğunu söylemiş. Başrolde Aydın Doğu Demirkol’un yer aldığı filmin taşra teması hakkında uzun uzadıya konuşan senarist ve oyuncu, Ahlat Ağacı’ndaki ‘taşra’nın aslında diğer filmlerden pek de farklı olmadığını dile getirmiş: “Ben önceki filmlerimizde de taşraya bakışımızın romantik bir bakış olduğunu düşünmüyorum. Bu anlamda bu filmin öncekilerden daha farklı olduğunu da düşünmüyorum. Bana göre taşra bir duygudur daha çok. Bir uzaklık, yalnızlık ve yoksunluk duygusu. “Taşra” dediğimiz yer, mekânsal olarak bu tür duyguların yeşermesi için uygun bir ortam olsa da asla sebebi değildir. Sebebi insanın kendisidir. Bazı insanlar kendi taşrasını içinde taşırlar. Uzaklık, yalnızlık ve yoksunluk taşraya değil kendine ait özelliklerdir. Nitekim mekânsal olan taşradaki büyük çoğunluk, kendini merkezde sanır. Asıl taşralılık bence budur. Filmimizin kahramanı Sinan, bu anlamda gerçek bir taşralı değildir zaten. O taşrayı kendine bahane eden bir ‘yabancı’dır. Bilakis taşra onun sığınağıdır.

Kadın ya da erkek karakterleri yazarken benzer süreçlerden geçtiğini söyleyen Ebru Ceylan, bu mânâda Nuri Bilge filmlerindeki tek kadın senarist olmasının pek de bir fark yaratmadığını sözlerine eklemiş: “Kadın karakterleri yazarken de, erkek karakterleri yazarken de aynı şeyden esinleniyorum. Hayattan! Varoluş, yaşam ve zaman kadar büyük bir trajedi karşısında herkesin ve her türün, tüm bilinçli ve bilinçsiz varlıkların aynı ortak kaderi paylaştığına inanıyorum. Gözüm kadın, erkek değil, “varlığın” trajedisinden başka bir hiçbir şey görmüyor hayata baktığımda. Türler üstü bir meseleden bahsediyorum. Benim meselem bu.

Ceylan, son olarak henüz yeni bir senaryo üzerinde çalışmaya başlamadıklarını söylerken kendi başına senaryo yazmak ya da film çekmek gibi bir niyeti olmadığını da belirtmiş.

Röportajın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi