Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa

Sinema, farklı disiplinleri bünyesinde toplayabilmesi bakımından izleyiciye çok farklı kanallardan ulaşmayı başarabilen bir sanat dalı. Sinemanın gerek uyarlamalar yoluyla gerekse içerdiği referanslarla edebiyatla ayrılmaz bir ikili olduklarını söylemek mümkün. Ancak bazı sahneler var ki, içeriğini zenginleştirdiği bu edebi eserlerle filmin kendisinden bile daha fazla ön plana çıkabiliyor. Bu sebeple içerdikleri şiirlerle hafızalarımıza tekrar tekrar kazınan filmleri sizler için derledik.

Hafızalarımıza Kazınmış Şiirler İçeren 12 Başarılı Film

Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)

Eternal Sunshine of the Spotless Mind, aşka yönelttiği alışılmadık bakışıyla benzerlerinden kolaylıkla ayrılan bir film. Hafıza ve anılar üzerinden aşkı yeniden tanımlayan film adını Kristen Dust tarafından okunan şiirin bir dizesinden alıyor. İlerleyen kısımlarda ise şiir voice-over kullanımıyla Clementine ve Joel karakterlerinin görüntüleriyle birleştirilerek filmin ismi tam anlamıyla

Eloise to Abelard

Kabahatsiz rahibelerin talihleri ne kadar şen!
Unutulan dünyada, dünyayı unuturken.
Lekesiz bir zihnin ebedi gün ışığı!
Her dua kabul görmüş, her arzu olası…

Alexander Pope

Cyrono de Bergerac (1950/1990)

Edmond Rostand’ın bir tiyatro oyunu olarak yazılan eseri Cyrono de Bergerac, Parisli bir şair ve oyun yazarının hikayesini konu ediyor. Oyunun çekilmiş iki farklı film versiyonu bulunuyor. Ünlü burun tiradı ise bir burna hakaret etmenin çok çeşitli ve oldukça yaratıcı yollarını bir araya getiriyor. Filmin 1990 yılında çekilen versiyonunu Jean-Paul Rappeneau yönetiyor ve filmin başrolünde Gérard Depardieu’yu izliyoruz.

Burun Tiradı

“…Burnum böyle olsaydı, mösyö, mutlak dibinden kestirirdim!

Dostça: “yana yatmaz mı,
Senden evvel davranıp kadehine batmaz mı?”

Tarifle: “burun değil bir kere, coğrafyada
Böylesine dağ denir, dağ değil, yarımada!”

Mütecessis: “acaba neye yarar bu alet?
Makas kutusu mudur, divit midir izah et!”

Zarifâne: “kuşları sevdiğiniz besbelli!
Yorulmasınlar diye yavrucaklar, temelli
Bir tünek kurmuşsunuz!”

Pür neş’e: “birader, şu koskocaman burnunla tütün içince, komşu
“Yangın var!” demiyor mu?…”

Edmond Rostand

Güneşin Oğlu (2008)

Yer yer filmlerde kullanılan bazı şiirlerin filmin dahi önüne geçebildiğini görmek mümkün. Güneşin Oğlu filmi de Haluk Bilginer’in mükemmel oyunculuğuyla Ülkü Tamer’in şiirini daha da unutulmaz kılıyor. Onur Ünlü’nün yazıp yönettiği Güneşin Oğlu, Haluk Bilginer ve Özgü Namal’ı bir araya getirmişti. Haluk Bilginer’in Konuşma şiirini bir binanın tepesinden şehre bağıra bağıra okuduğu sahne tekrar tekrar izlenmeyi hak eden sahneler arasında yerini alıyor.

Konuşma

Aman kendini asmış yüz kiloluk bir zenci
Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci…
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
Ülkü Tamer

Dead Poet Society (1989)

Dead Poet Society, barındırdığı naif duygular ve bu naif duyguları şiirlerle iç içe geçirmesiyle bir nesle şüphesiz şiir sevdiren filmlerin başında geliyor. Üzücü bir şekilde kaybettiğimiz Robin Williams’ın unutulmaz rollerinden biri olan John Keiting, öğrencileriyle kurduğu yoğun bağ ve paylaşım sebebiyle öğrencileri tarafından Oh Captain, My Captain dizesiyle uğurlanıyor.

 Oh Captain, My Captain
Ey Kaptan! canım Kaptanım! korkulu yolculuğumuz sona erdi
Bütün tehlikeleri atlattı gemi, kavuştuk isteğimize kavuştuk,
Liman şuracıkta, bak, çan sesleri geliyor, sevinç içinde halkımız,
Gözler dümdüz ilerleyen teknemizde, teknemiz gururlu, korkusuz;Ama ey yürek! yürek! yürek!
Ey kanayan kırmızı damlalar,
Orada, güvertede Kaptanım yatıyor,
Buz gibi olmuş, ölmüş.Ey Kaptan! canım Kaptanım! ayağa kalk, çanları dinle, dinle;
Ayağa kalk -bayrak senin için çekildi- borular senin için çalıyor,
Buketler, kurdeleli göğüsler senin için -senin için dolup taşıyor kıyılar,
Herkes seni çağırıyor, yerinde duramıyor kalabalık, herkes seni görmek istiyor;Gel Kaptan! sevgili babacığım!
Koluma daya başını, koluma daya!
Bu bir düş, bu bir yalan, böyle güvertede,
Senin buz gibi olman, ölmen.Kaptanım ses vermiyor, dudakları soluk, cansız,
Babam kolumun dokunuşunu duymuyor, nabzı atmıyor artık,
Gemi demirledi, güvenli, görev sona erdi, tamam,
Korkulu yolculuğundan, şanlı gemi, amacına ulaşmış olarak dönüyor;Sevinin ey kıyılar, çalın ey çanlar!
Ama ben üzüntülü adımlarla,
Kaptanımın yattığı güvertede dolaşıyorum,
Buz gibi olmuş, ölmüş.
Walt Withman
Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi